Hangi padişaha bir zürafa armağan edilmiştir? Kendi Düşen Ağlamaz 7 Mayıs Cumartesi izle

Hangi padişaha bir zürafaa armağan edilmiştir? Fatih Sultan Mehmet mi, 2. Mahmut mu? Kendisine zürafa hediye edilen padişah kimdir? II. Mahmut'a kim zürafa hediye etmiştir? II. Mahmut kendisine hediye edilen zürafayı ne yapmıştır?

Hangi padişaha bir zürafa armağan edilmiştir? Kendi Düşen Ağlamaz 7 Mayıs Cumartesi izle

Hangi padişaha bir zürafaa armağan edilmiştir? Fatih Sultan Mehmet mi, 2. Mahmut mu? Kendisine zürafa hediye edilen padişah kimdir? II. Mahmut'a kim zürafa hediye etmiştir? II. Mahmut kendisine hediye edilen zürafayı ne yapmıştır?

08 Mayıs 2016 Pazar 21:58
Hangi padişaha bir zürafa armağan edilmiştir? Kendi Düşen Ağlamaz 7 Mayıs Cumartesi izle

TRT 1'de yayınlanan Kendi Düşen Ağlamaz yarışması yüzbinlerce lira para dağıtmaya devam ediyor. 

Hangi padişaha bir zürafaa armağan edilmiştir?

A. 2. Selim
B. Fatih Sultan Mehmet
C. 2. Mahmut
D. 2. Abdulhamit

Doğru Cevap: 2. Mahmut

Sultan II. Mahmud’u Güldüren Bir Garip Zürafa Hikayesi

Mısır Vilayeti’nden Dersaadet’e Bir Zürafa Hikayesi…

1453 İstanbul Kültür Sanat Dergisi, 1823-24 yıllarında Habeşistan’da yakalanan ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa tarafından dönemin padişahı II. Mahmud’a hediye olarak gönderilen zürafanın ilginç ve bir o kadar da eğlenceli hikayesini “Mısır Vilayeti’nden Dersaadet’e Bir Zürafa Hikayesi” başlıklı makaleyle sayfalarına taşıdı. Dergi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından üç ayda bir yayımlanıyor.
Araştırmacı – yazar Yusuf Çağlar’ın dergi için kaleme aldığı makale, saray eşrafı ile beraber neredeyse tüm İstanbul’u günlerce meşgul eden ve eğlendiren ilginç olayla ilgili dikkat çekici anektodlar içeriyor.

Vacibü’s Seyir (görülmeye değer) hayvan ZÜRAFA

Çağlar’ın konu ile ilgili ulaştığı ilk kaynak, tarih otoritelerince Osmanlı saray hayatının günlüğü olarak kabul edilen Hızır İlyas Efendi’ye ait “Letaif-i Enderun” adlı eser. İlyas Ağa’nın hatıratında yazdıklarına göre İstanbul o gün hakikaten fevkalade bir gün yaşamıştır. 1823-24 yıllarında, Habeşistan’da yakalanan bir zürafa, Mısır’dan deniz yoluyla İstanbul’a gönderilir. Meraklılar, İstanbul’da bir benzeri bulunmayan bu hayvanı görmek için can atmaktadırlar. Zürafayı iskelede kalabalık bir topluluk karşılar. Enderun ağaları tantanalı bir biçimde Padişah’ın huzuruna çıkartılan zürafayı seyretmek üzere Beşiktaş sahilindeki Çinili Meydan’da toplanırlar. Zürafayı şaşkın gözlerle seyretmekte, bir yandan da Allah’ın kudretine şaşmaktadırlar. Başı öküze, boynu deveye, gövdesi ise kaplana benzeyen bu “beygir”in kimliği, ağalar arasında ciddi tartışmalara yol açmıştır.

İlyas Efendi Letaif-i Enderun’da zürafanın gelişini öyle tadlandıra ballandıra anlatır ki konu ile ilgili olanlar “Zürafanın İstanbula gelişi bir hükümdarın memlekete gelişinden çok daha ehemmiyetliydi” yorumunu yaparlar.

Küpeli Çavuş’un korkudan söylediği söz tarihe mal oldu!

“Bindik Bir Alamete Gidiyoruz Kıyamete”

Yazıda dikkat çekici detaylardan birisi de sarayın eğlence kaynağı olan ve “küpeli çavuş” diye de anılan fasıl takımı çavuşlarından Abdi Bey’in başına gelenler… Yusuf Çağlar, Abdi Çavuş’un şakacı kişiliğiyle II. Mahmud tarafından çok sevildiğini ve padişah tarafından öldürüldüğüne dair bilgilerin gerçekliğinin olmadığını özellikle vurguluyor.

Zürafa, padişahın 27 Kasım günü buyurduğu fermanla görücüye çıkar. Hayvanın ağaçların yapraklarını yiyişi hayranlıkla izlenirken, Habeş Ahmet Ağa hazırladığı senaryoyu başlatmak üzere bağırır: “Zürafa müteyemmen ve mübarek bir hayvan olup onu eliyle tutarak bir kere gezdiren müslüman yeryüzünde hiçbir zarar ve ziyan görmez” sonra da, hayvandan çok korkan Abdi Bey’e doğru bakarak şunları söyler: “Haydi, müslüman olan gelsin, zürafayı şöyle bir gezdirelim. Kim bu hayvanı gezdirirse cennete gidecektir.”Padişahın “memuldür” sözü üzerine kendini eller üstünde bulan Abdi Bey, zürafanın üstüne oturtulur. Abdi Bey’in yalvarmalarından, yakarmalarından korkan zavallı hayvan huysuzlanarak İshakiye Köşkü’ne doğru koşmaya başlar. Bu sırada Abdi Bey’in padişaha seslenişi duyulur: “Ahret hakkını helal eyle efendimiz. İlk menzilimiz ecel beşiğidir. İşte bindim gidiyorum. Elveda, (Büyük bir olasılıkla “Bindim bir alamete, gidiyorum kıyamete” sözü zürafa sırtındaki Abdi Bey tarafından söylenmiştir). Ne var ki,kıyamete giden abdi bey değil, zavallı zürafa olur. küpeli çavuş, padişahı güldürdüğü için ödüllendirilirken, zürafa, gelişinden birkaç ay sonra afrika toprağının özlemiyle kendisi için bir sirkten farksız olan saray avlusuna uzanır ve bir daha hiç kalkamaz yerinden.

Diyeceğimiz odur ki, osmanlı sarayının taşları kardeş kanının yanında, bir zürafanın göz yaşlarıyla da yıkanmıştır.



Son Güncelleme: 12.05.2016 07:50
Anahtar Kelimeler:
Kendi Düşen Ağlamaz
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126