Hem Şapka Hem De Kültürü Yok Oluyor

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, 58 yıldır 8 köşe şapka üreten Remzi Kağar, hem şapkanın hem de kültürünün yok olduğunu belirterek, “Mesleğimiz kaybolan meslekler sınıfına girdi. Bizim yerimize bu mesleği devam ettirecek bir nesil yok”...

Hem Şapka Hem De Kültürü Yok Oluyor

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, 58 yıldır 8 köşe şapka üreten Remzi Kağar, hem şapkanın hem de kültürünün yok olduğunu belirterek, “Mesleğimiz kaybolan meslekler sınıfına girdi. Bizim yerimize bu mesleği devam ettirecek bir nesil yok”...

25 Nisan 2016 Pazartesi 13:21
Hem Şapka Hem De Kültürü Yok Oluyor
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, 58 yıldır 8 köşe şapka üreten Remzi Kağar, hem şapkanın hem de kültürünün yok olduğunu belirterek, “Mesleğimiz kaybolan meslekler sınıfına girdi. Bizim yerimize bu mesleği devam ettirecek bir nesil yok” dedi.
Diyarbakır’da, köşeleri “kardeşlik, yiğitlik, mertlik, doğruluk, dürüstlük, misafirperverlik, alçakgönüllülük, cömertlik” anlamlarını taşıyan 8 köşe şapka, artık tek bir usta tarafından üretiliyor. Teknolojiyle birlikte, yok olmaya yüz tutan mesleğini ayakta tutabilmek için yoğun çaba sarf eden ve merkez Sur ilçesinde 58 yıldır şapka imalatı yapan Remzi Kağar (68), yetiştirecek çırak bulamamanın üzüntüsünü yaşıyor.
Şapkacılığın Diyarbakır’a 1940’lı yıllarda girdiğini ve o gün ki şartlarda şapkacılığın bir kültür olduğunu belirten Kağar, mesleğe artık rağbet kalmadığını ve mesleğin son temsilcilerinden biri olduğunu ifade etti. Yaptıkları şapkaların hepsinin el emeği olduğunu ve konfeksiyonlar tarafından yapılamayacağını anlatan Kağar, “1925 şapka inkilabından sonra şapka alanında yöresel kültürler oluştu. Bir de Türkiye’nin her tarafında giyilen şapkalar var. Biz hem bu yöreye hitap eden hem de bütün Türkiye’ye hitap eden şapkalar yaptık. 8 köşe şapkalar Diyarbakır, Elazığ, Şanlıurfa, Adıyaman, Mardin, Cizre, Silopi gibi yerlerde giyilen şapkalar. Zaten oralarda şapkacı yok. Bu şapkalar yaşlı insanların tercihi. Diyarbakır şapkası dediğin zaman bu onlara bir kültür. Bugün ki şartlarda bizden sonra bu şapkalar biter. Bu iş artık konfeksiyon şapkalarına döner. Onlar da zaten bu şapkaları yapamazlar. Bunlar hepsi el emeğidir. Konfeksiyon bu şapkaları çıkartamaz. Bu ayrı bir kültürdür. Bizim ürettiğimiz şapkalar yöreseldir. Diyarbakır’da üretilen şapkalar Ege’de satılmaz. Ege’de alanlar yine bizim yörenin insanları olur. Bugün Trakya’nın ayrı, Karadeniz’in ayrı bir kültürü var. Bu şapkalar Güneydoğu bölgesi şapkasıdır” dedi.
“BİZİM YERİMİZE DEVAM EDECEK BİR NESİL YOK”
Kendilerinin yerine mesleği devam ettirecek bir neslin olmadığını dile getiren Kağar, “8 köşe şapka imalatının son temsilcileri bizleriz. 1958’de ben bu işe başladığım zaman daha 9-10 yaşında bir çocuktum. Biz bir dükkanda 8 kişi çalışırdık. Günde 100 tane şapka çıkarırdık. Bugün ki şartlarda talep de yok zaten, Silopi, Cizre, Şırnak, Mardin tarafı olmazsa bu tarafta Diyarbakır şapkaları çok nadir satılıyor. Genelde hatıra olarak alıp götürüyorlar. Kullanan çok az. Kullananlar da diğer modelleri kullanıyorlar. 8 köşe dışında yaptığımız şapka diğer bölgelerde satılıyor. Bu Türkiye genelinde giyilen bir şapkadır. Tek başıma çalışıyorum. Günde 7-8 tane yapabilsem çok iyi. O yaptığım da zannetme satılacak. ‘Niye bu mesleği yapıyorsun’ deseniz. Ben bu mesleği 58 yıldır yapıyorum. Bu mesleği elime aldığım zaman kumaşı bir zevktir. Makineye oturduğum zaman bu bir zevktir. Mesleğimi severek yapıyorum. Bu yaştan sonra başka da yapabileceğim bir şey de yok. Bıraksam bu mesleği kahve köşelerinde de fazla yaşayamam. Bu mesleği severek yapıyorum ve yaşatmaya çalışıyorum ama benden sonra yaşayacağına inanmıyorum. Çoluk çocuğumuzu bu işten büyüttük. Biz şapkacılıkta ikinci nesiliz. Diyarbakır’da şu anda iki şapkacı var. O arkadaşımız da imalatçı. Yapabildikleri kadar onlar da yapacaklar” diye konuştu.
“İSTANBUL’DAKİ FİLM STÜDYOLARINA GÖTÜRÜYORLAR”
Ürettikleri şapkaların filmlerde kullanıldığını ve bu işin yevmiyeli bir iş değil, bir sanat olduğunu kaydeden Kağar, şunları kaydetti:
“Zaten işçi yetişmiyor. ‘Usta bu işi öğret’ diyen yok. Annelerimiz babalarımız bizi getirirdi. ‘Al usta eti senin kemiği benim, bu çocuğu yetiştir’ derdi. Şimdi geliyorlar günde kaç para vereceksin diyorlar. Ben sana mesleği öğreteceğim. Sana bir gelecek bir kültür bırakacağım. Bunlar yevmiyelik iş değil. Bunlar sanattır. Ben Fransa’ya da gitsem, Almanya’ya da gitsem her türlü şapkayı yaparım. Her ülkenin kendi kültürüne göre bir şapka çeşidi vardır. Dünya durdukça da olacak. Kuzey ülkelerinde ayrıdır. Güney de ayrıdır. Kuzeye gidersin, soğuktur kalpaklar vardır. Afrika’da daha geniş hasır şapkalar vardır. Şapka bir kültürdür. Şapka kaybolmaz. Diyarbakır şapkalarını buradan İstanbul’daki film stüdyolarına götürüyorlar. Şapka artık nostalji iş olmuştur. Dünya turistlerine bile satıyorum. Adam buranın kültürünü kendi memleketine götürüyor. Diyarbakır’da 10’un üzerinde şapkacı vardı. Bugün kala kala 2 tane kalmışız. Şapkacılık bitiyor. Bizim bu mesleği devam ettirmemiz için valiliklerin bize yardımcı olması gerekiyor. Çünkü biz bu işin son temsilcileriyiz. Bizden sonra bu mesleği yaşatacak kimse yok. Bu telisi kimse alıp işlemez. Bu pamuğu kimse alıp işlemez. Her biri ayrı bir işçiliktir. Astarı ayrı kesilir, elyafı ayrı kesilir, telisi ayrı kesilir ve ayrı ayrı dikilir.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126