Şiir Medeniyeti

Sütçü İmam Üniversitemizin öğrenci derneği bir zamanlar Ayna isimli bir dergi çıkarıyordu. Elde ettiklerimi de okuyordum.

Şiir Medeniyeti

Sütçü İmam Üniversitemizin öğrenci derneği bir zamanlar Ayna isimli bir dergi çıkarıyordu. Elde ettiklerimi de okuyordum.

29 Kasım 2010 Pazartesi 18:07
Şiir Medeniyeti

Aralarında bugün öğretmen olarak görev yapan genç meslektaşlarımızın el emeği göz nurlarının ürünü olan bu dergimizin 7. sayısının 19.sayfasından bir not almışım. Muhterem Nurullah Genç beyefendi den bir tespit “batı medeniyeti daha ziyade aklı, doğu medeniyeti de daha ziyade kalbi öne çıkardığı için; batının bir kitapta anlattığı konuyu doğu iki beyitte anlatabilmektedir.” Şiir için darası alınmış söz olarak da bir benzetme yapılmıştır. Sevilen bir kişiye sevginin ifade edilmesinde en anlamlı ifadeler şiir diliyle anlatılanlardır. İşte bu güzel şiirler ki, en güzel diye nitelendirilen ve sürekli mırıldandığımız şarkı melodilerine de bir anlam kazandırmaktadır. Bizim ecdadımız şair ruhlu insanlardır. İster köyde bir ümmi insan, isterse de konusunun uzmanı bir âlim ya da âmir olsun bu durum pek değişmiyor. Bazı padişahlarımızın mutlaka bir sanatı olduğu gibi bazıları da şair özellikleri de oldukları hepimizin malumudur. Mesela rahmetli Kanuni Sultan Süleyman bahçedeki armut ağacının dallarına zarar veren karıncalarla ilgili olarak; Dırhta ger ziyan etse karınca, Zararı var mıdır ânı kırınca, diyerek o günün şeyhülislam makamında bulunan rahmetli Ebussud Efendi'den fetva istemiştir. Bu fetva talep beytini okuyan Ebussud Efendi de cevaben, Yarın Hakk'ın divanına varınca Süleyman'dan hakkın alır karınca. diyerek fetvasını yine beyit olarak vermiştir(*). Böylelikle makamlar arasındaki fetva talebi ve talep üzerine verilen cevabi fetva da bir estetik düşünce ürünü olan şiir ile yerine getirilmiştir. Bir başka örnek de rahmetli Yavuz Sultan Selim' atfedilen bir şiirdir ki ben ona şah dörtlük diyorum. Normalde şiir yatay olarak soldan sağa okunur ve birinci satır bitince alt satıra geçilir ve aynı şekilde okunur. Ama bu şah dörtlükte birinci satırdaki virgüle kadar okunup alt satıra geçilerek okunur ve dördüncü satıra kadar okunup virgülden sonraki kısımlar da aynı şekilde okunduğunda da aynı şiiri okursunuz. Yani hem yan yana hem de alt alta okunduğunda da şiir aynı kelime ve satırlardan meydana geliyor. Sanma şÃ¢hım, [B]herkesi sen[/B] [I]sâdıkâne[/I] [B]yâr olur[/B] Herkesi sen [B]dost mu sandın[/B] [I]belki ol[/I] [B]ağyâr olur[/B] Sâdıkâne [B]belki ol[/B] [I]hem de bin[/I] [B]serdâr olur[/B] Yâr olur, [B]ağyâr olur,[/B] [I]serdâr olur,[/I] [B]dildâr olur.[/B] Bir gurbet ilinde, ana-yar-sıla-evlat gibi hayatta çok değer verdiklerimize hasret kaldığımızdan dolayı duygulandığımız zamanlarda gözyaşlarımızın göz pınarlarımızda tutunamayıp yanaklarımıza akmasına sebep olan sözler de yine ozanlarımızın gönüllerinden dillerine bağlamanın nağmeleriyle dökülen şiirlerdir. Hangi dinden olursa olsun bütün sanatkârlar, genelde mabetlerdeki eserleriyle sanatlarının zirvesine çıkmışlardır. Bu genelleme bütün sanatlarda olduğu gibi ilahi formunda yazılmış şiirler ve bu şiirlerin bestelenmesinde oluşturulan melodilerde de aynıdır diyebiliriz. Bir Hac kafilesini uğurlama töreninde okunan sadece iki dörtlüğünün, Yağan nur-u Hüda'ya Merve ile safa'ya Muhammed Mustafa'ya Bizden selam götürün. Tekbir alan ihvana Kesilen her kurbana Bütün ehl-i İslâm'a Bizden selam götürün. şeklinde olan bir kasideyi makamıyla okuyan bir mevlithandan dinleyince nasıl dayanabiliriz?.. Sevdiğimiz bir kişinin ölümünün yedinci, kırkıncı günü veya yıldönümünde okunan bir mevlitte makamıyla bir hoca efendinin yanık sesinden yine sadece iki dörtlüğünü aldığım, Toprağa gark olmuş nazik tenleri, Yunus derki, gör takdirin işleri Söylemeden kalmış tatlı dilleri, Dökülmüştür kirpikleri kaşları Gelin duadan unutmayın bunları, Başları ucunda hece taşları Ne söylerler ne bir haber verirler. Ne söylerler ne bir haber verirler. Kasidesini dinleyince neler hissederiz bir düşünün. Tabii örnekleri çoğaltabiliriz. Günümüzde de çok sayıda edebiyat dergileri, gazetelerin edebiyet/sanat sayfaları ve yine bu konuda katılımcısı olan şiir ve edebiyat siteleri mevcuttur. Genç yaşlı ayırt etmeden gönüllerinden kopan şiirlerini sevdikleri tarzda yazıp önce bu yayın organlarında okuyucularıyla paylaşmaktadırlar. Tabii daha sonraları da şiirlerinin bir kitap hacmine ulaşanlar, arz talep durumuna göre kitap haline getirip okuyucuların beğenisine sunmaktadırlar. Yine kültür sanat programlarına yer veren radyo ve televizyon kanalları da şiir programları yayınlamaktadırlar. Şükürler olsun ki, artık güzel sanatların her türlüsü ile kültür, edebiyat ve şiir seven belediyeler ile özle sektör yöneticileri çoğaldığı için, okuyucu kitlesi fazla olan şairlerimizin davet edildiği ve canlı olarak şiirlerin bizzat şairleri tarafından dinleyicilerine aktardıkları şiir şölenleri(yeni deyimle dinletiler) düzenlenmektedir. Kültürler bir milletin millet olarak nitelendirilmesinde ana unsurlardan biridir. Yazılı edebiyatımız gelişmeden önce sözlü olarak, daha sonra yazılı ve şimdi de sanal ortamda nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Bilindiği üzere harf inkılâbından sonra yeni neslin okuyamadığı için ancak bir kâğıt parçası olarak niteleyebileceği ve kütüphanelerin tozlu raflarında yerlerini alıp okuyucu bekleyen paha biçilmez eserler ise üniversitelerimizin Türk dili ve edebiyatı, tarih ve ilahiyat fakültelerindeki saygı değer hocalarımızın gayretleriyle günümüz Türkçesine çevrilerek bizlerin ve yeni nesillerin bilgilerine sunulmaktadır. Bu çalışmalarda sivil toplum kuruluşlarının da önemli rollerinin olduğu gerçeği de unutulmamalıdır. Hayatınızın şiir kadar güzel ve duygulu olmasını diliyor, gönül dolusu selamlar sunuyorum. (*) Osman Nuri Topbaş, İbret ışıkları, s:261.

Anahtar Kelimeler:
Fetva
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fahri pehlivan 6 yıl önce

bir ateşi kuşanmaktır şiir, yada cayır cayır yanmak.sevgiliye başlayan hicrette yüreğin acıları emzirmesidir.kelimeler kerametini şiirle gösterir.kısacası şiir hayattır. hayat aşksız, aşk şiirsiz olur mu.şiir medeniyetine başlattığınız yolculukta yalnız değilsiniz sevgi ve saygılarımla.

Avatar
Rıdvan AKGÜL 6 yıl önce

Bedri Rahmi'nin dediği gibi:
...Sairim sair olmasina
Canim kurban siirin gercegine hasına
İçerisine insan kokusu sinmis misralara vurgunum
Bicak gibi kemige dayansın yeter
Eğri büğrü, kör topal kabulüm
Sairim,
Zifiri karanlikta gelse siirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
şairliğimden utanırım.
Sairim
Siirin gercegini köy turkulerimizde bulmuşum
Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
Onlarla ağlamış, onlarla gülmüsüm.
Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz ...

Şiirleri de türkleri de severiz çünkü biz şiiriz...

Avatar
İsmail Çelik 6 yıl önce

Şiir sarrafın sarrafa özel işlediği özel bir mücevher gibidir. onun tadını bilenler bilir. yüreğinize sağlık hocam...

Avatar
çetin özberk 6 yıl önce

Şiir tadında muhabbetlerimle selamlıyorum sayın hocam

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126