Kişisel Gelişimin Aldatıcı Dünyası ve Tasavvuf

Ülkemizde “Kişisel Gelişim” adına yazılmış kitapların yaygınlaşmasının başlangıcı 15-20 yıl öncesine kadar dayanır. Aslında 1960'lı ve 1970'li yıllarda da bu tür kitapların basımı yapılmıyor değildi. Dale Carnegie adıyla bilinen kişinin bir çok kitabı, h

Kişisel Gelişimin Aldatıcı Dünyası ve Tasavvuf

Ülkemizde “Kişisel Gelişim” adına yazılmış kitapların yaygınlaşmasının başlangıcı 15-20 yıl öncesine kadar dayanır. Aslında 1960'lı ve 1970'li yıllarda da bu tür kitapların basımı yapılmıyor değildi. Dale Carnegie adıyla bilinen kişinin bir çok kitabı, h

15 Mayıs 2009 Cuma 17:06
Kişisel Gelişimin Aldatıcı Dünyası ve Tasavvuf
banner203
Bu kitapların tamamına yakınının içeriğini; başarabilirsin, becerebilirsin üzerinden özetleyebiliriz. Zengin mi olmak istiyorsun? Başarabilirsin. Etkili konuşmak mı istiyorsun? Konuşabilirsin. Başarılı bir işadamı olmak hayalin ise, kitabın kurallarını uygularsan başarabilirsin. İşinde yükselmek isteyenler,çocuğuna sözünü dinletemeyenler, toplum içinde sıkılanlar ve özgüven sorunu yaşayanlar her bir derdinizin çaresi, ilgili kişisel gelişim kitabında hap şeklinde size sunulmuştur. Kitabı alın, okuyun, deneyin ve başarın. Ne kadar kolay değil mi? Genel olarak özetlediğim kişisel gelişim kitaplarının ayrıntılarına girdiğinizde ise sizi samimiyetsizliğe, riyakârlığa teşvik edenlerine bile rastlayabilirsiniz. Kişisel gelişim ekolünün temel ilgi alanı insan davranışlarınıdır. Bu yaklaşımın amacı ise, insanın davranışlarını o kişiyi mutlu edecek şekilde değiştirmektir. Teorik olarak kabul edilir ve sakıncasız görülebilecek bu yaklaşım esas itibariyle bizim inançlarımızın temelleriyle taban tabana zıtlık içermektedir. Her şeyden önce “aydınlanma çağının” ürünü olan bu ekol insanın yaratılış gayesini göz ardı ederek işe başlamaktadır. Bu akımın imal edeceği insan tipine bakacak olursak şöyle birini görebiliriz: Bireyselliği önceleyen, yaşamı bir kazananlar ve kaybedenler alanı olarak gören, başına kötü bir şey geldiğinde neden ben isyanını haykıran, güzelliklere ve hoşluklara maruz kaldığında bu zaten benim hakkım diyen, yeterli kelimesini sözlüğünden çıkarmış, kapı komşusunu tanımayan ve tanıma gibi bir derdi olmayan, en yakını bile vefat ettiğinde “hayat devam ediyor” yaklaşımı nedeniyle ibret bile alma zahmetine katlanmayan, birbirine borç vermeyen bir insan modeli oluşturma üzerine çalışmaktadır. Kişisel gelişim üzerine yaptığım bu değerlendirmeyi tamamen yanlış bulanlar olabilir ama ben şunu iddia ediyorum, bir ekolü en iyi anlatan tarif, o düşünce okulunun eğitiminden geçmiş insanların yapmış olduğu davranışlardır. Hal böyle olunca vereceğimiz örneklere birlikte bakalım. Biliyorsunuz ki dünyada bir kriz yaşanmakta ve “devasa” şirketler birbiri ardınca iflas etmektedir. Ayrıca kendi devletleri tarafından kurtarılmayı bekleyenler de işin cabası. Bu sırada traji komik olaylarda yaşanmaktadır. O şirketlerde ceo ( en üst düzey yöneticileri) olarak görev yapan insanlar, milyon dolarla ifade edilen ikramiyeleri almaya, hafta sonlarında masrafı milyon dolarla ifade edilen tatiller yapmaya, karar verebilmektedirler. Batı kökenli bu ceo'ların kişisel gelişim seanslarına katılmamış olması mümkün mü elbette ki değil. Kişisel Gelişim Ekolünün zirvesinde kabul edilen bu insanlar bireyselliğin şahikasına çıkmışlar ama diğer insanlara zarar vermişler. Bu nasıl bir paradoks? Peki, bu dışarıdan ithal ve arızi Kişisel Gelişim Ekolü'nün bizim kültürümüzdeki karşılığı nedir dersek, cevap elbette ki İslam tasavvufudur. Tasavvuf nedir derseniz, çok uzun ve farklı tarifler yapılabilir ama köken olarak bir tek kelimeye dayanır o da meşhur Cibril hadisinde anlatıldığı gibi Cebrail'in (A.S) [B]ihsan [/B]nedir sorusuna Allah Resulü'nün (S.A.V) verdiği cevapta saklıdır. ”Allah'ı görüyormuşçasına ibadet et, her ne kadar sen Onu görmüyorsan da O seni görüyor.” Tabi ki tasavvufta kulun her anını Allah (C.C) gördüğü için (sadece namaz, oruç,zekat vb ibadetlerde görüyor değil) davranışta ona göre olmalıdır anlayışı esas kabul edilir. Tasavvufun zirve isimlerinden sadece üç tanesinin ismini söyleyeceğim bu zatlar bin yıl öncesinden bugüne mesaj gönderebilmekte ve hayranlık uyandırmaya devam ediyorlar. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hz'leri , Muhyiddin-i Arabi Hz'leri ve Yunus Emre Hz'leri bu insanlar hayatlarına sıradan insanlar olarak başladılar, tasavvuf terbiyesinden sonra dost düşman herkesin beğenisini kazanan fazilet abideleri haline geldiler. Kişisel Gelişim eğitimi almış insanların neler yaptığını yukarda anlatmıştım. İki zıt eğitimin yetiştirdiği insan tiplerinin kıyasını siz yapın artık.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hasan Selim 7 yıl önce

Bu makale oldukça başlığı çok isabetli ve önemli. Ama Herkes ancak bildiği kadar anlar. Kapasitesi kadar analr. Dolu kaba su ilave olmaz. Ha birde suyu bulandırmaya çalısşanlar var onlar tamamen ayrı konu.
Kişisel gelişim kitapları pisikolojiyi esas alır. Pisikilojinin aslı ünlü İSLAM DÜŞMANI ve 33. Dereceden MASON olan bu şahıs SIGMOND FREUD tarafından temelleri atılmıştır. Dolayısıyla müslüman hiç bir zaman piskoloğa ihticı olmaz her ne ararsa kendi nefsinde araması gerekir.
Esas olan nefis terbiyesidir. Nefsini ehil ellerde terbiye edenin hiç bir gelişim kitaplarına ihtiyacı olmadığı gibi, Kendine psikolojı ve kişisel gelişim alanında uzman diye kartvızıt bastırıp saatliğine bilmem kaçpara alanlar, ehlinden nefis terbiyesi alanlar karşısında konuşacak pek sözleri kalmaz. Hiç bir akademik eğitimi olmadığı halde bimem kaç üniversite bitireni suya götürüp susuz getirecek kadar zekidir tasavvufun en alt seviyedekı dervişleri.
Kaldıki bu gün dünyada kişisel gelişim üzerine en uzman şahıs sayılan Antony Robbins in eğitimde izlediği yol “bildiklerini unut ve rabbine yonel” ayetının bir nevi pratık çalişmasını hastalar üzerinde uygulayarak kendı ifadesiyle hastalarının algılarını yeniden tanımladığını söyler. (benim ayet ve hadis tartışmaya icazetim yok sadece teşbih amaçlı kullandım ALLAh affetsin)
Bilmeyenler için NEFİS terbiyesi ve kişisel gelişim meseleleri çok karışık gelir. Tıpkı ormanda yolunu kaybetmiş kişi gibidrler. Halbuki HELIKOPTERİNİZ olsa yükselebilseniz nerde oldugunuzu görüp doğru yolu bulmanız kolay olur. Nefsini terbiye edenlerin ruhu manevi alemde yükselir zahirde olan biteni daha iyi kavrarlar. Bunun aksine kişisel gelişim kitapları sizi kendi NEFSINIZ için çalıştırır. Burda çıkıp bilip bimeden yorum yazanlara veya suyu bulandıranlara ithaf olunur.



banner122

banner215

banner124

banner154

banner126