'90'lı yıllardan daha vahim sonuçlar olabilir; kanlı hesaplaşmalara gidilebilir'

Gazeteci-yazar Ümit Fırat, son dönemde yaşanan hadiselerle ilgili 1990'lı yıllardan çok daha vahim sonuçlar olabileceğini söyledi. "Bölge düzeyinde kimseyi çok fazla etkileyecek gibi gözükmese de çok daha kanlı hesaplaşmalara gidilebilir."...

'90'lı yıllardan daha vahim sonuçlar olabilir; kanlı hesaplaşmalara gidilebilir'

Gazeteci-yazar Ümit Fırat, son dönemde yaşanan hadiselerle ilgili 1990'lı yıllardan çok daha vahim sonuçlar olabileceğini söyledi. "Bölge düzeyinde kimseyi çok fazla etkileyecek gibi gözükmese de çok daha kanlı hesaplaşmalara gidilebilir."...

26 Temmuz 2015 Pazar 14:10
'90'lı yıllardan daha vahim sonuçlar olabilir; kanlı hesaplaşmalara gidilebilir'
Gazeteci-yazar Ümit Fırat, son dönemde yaşanan hadiselerle ilgili 1990'lı yıllardan çok daha vahim sonuçlar olabileceğini söyledi. "Bölge düzeyinde kimseyi çok fazla etkileyecek gibi gözükmese de çok daha kanlı hesaplaşmalara gidilebilir." diyen Fırat, "Sıcak çatışma ortamından ziyade burada pusular, şehirlerin ortasında, sokaklarda birtakım hareketler düzenlenebilir; dağdan ziyade şehir merkezlerinde..." dedi.

Cihan Haber Ajansı'nın (Cihan) son günlerde patlak veren terör olaylarıyla ilgili sorularını cevaplayan Ümit Fırat, yaşanılanların bugüne kadar alışık olunan, hep denenmiş, hep önümüze sunulmuş bir hadise olduğunu ifade etti. "Bir yere kadar tırmanıyor, ondan sonra Abdullah Öcalan devreye giriyor." diyen Fırat, Öcalan'ın devreye girme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti.

"Hep böyle özlettirirler, özlettirirler; günün birinde bir şey olur." diyen Fırat, şöyle devam etti: "Normal olarak 'yorulduk, hadi barışalım ya da hadi savaşı durduralım' demezler bunlar birbirlerine. Genelde ortada sözüne itibar edilecek, en azından örgüt tarafından, devletin de iyi-kötü elinin altındaki bir unsur olarak Öcalan'a yani öyle bir alışkanlığa ya da öyle bir geleneğe nerdeyse itibar etmeye başladık. İyi midir kötü müdür o başka bir şey ama şimdi bu gidişi, bu sertliği kim giderebilir? Kim 'durun hele yav, nerdesiniz, ne yapıyorsunuz?' diyebilir. Ama böylesi bir ortamda kalıcı bir hükümet yok, eğreti bir hükümet var. Dolayısıyla 'hadi bir şey yapalım' dese bile kimsenin çok fazla itibar edemeyeceği; çünkü her an yeni bir hükümete de devredebilir, artı genel seçime gidilebilir. Dolayısıyla böyle bir dönem, böyle gider gibi; Öcalan'ın tabi araya girip yeni bir çağrı yapması söz konusu olmazsa. Bakarsın yarın 15 Ağustos münasebetiyle Öcalan iki-üç hafta sonra 15 Ağustos çağrısı yapar diyelim, onların takviminde anlamlıdır ya."

"SIRRI SÜREYYA ÖNDER'İN ÖCALAN İLE KONUŞUP BU MESELEYE BİR ÇÖZÜM ARAMA ŞANSI YOK"

HDP heyetinin Öcalan ile görüştürülmemesiyle ilgili bir soruya Fırat, "Onların görüşmesi ne ifade edecek? Abdullah Öcalan ile görüşüp ne yapacaklar? Abdullah Öcalan ile onların görüşmesi yerine Öcalan'a telefon verip direkt Kandil'le irtibat kurdurmaları daha mantıklı bana göre. Öcalan ile gidip onlar ne konuşuyor? Sırrı Süreyya Önder'in Öcalan ile konuşup da bu meseleye bir çözüm arama şansı var mı; yok. Öcalan ne diyorsa onu iletiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunu yapıyor, biliyoruz; gerektiğinde eline telefon da verip irtibat sağlayabilir." karşılığını verdi.

"KANLI HESAPLAŞMALARA GİDİLEBİLİR"

1990'lı yıllara dönme endişesi taşıyıp taşımadığının sorulması üzerine de Fırat, "90lı yıllardan çok daha vahim sonuçlar olabilir. Bölge düzeyinde kimseyi çok fazla etkileyecek gibi gözükmese de çok daha kanlı hesaplaşmalara gidilebilir. Sıcak çatışma ortamından ziyade burada pusular, şehirlerin ortasında, sokaklarda birtakım hareketler düzenlenebilir, dağdan ziyade şehir merkezlerinde... Esas olarak dağdakilerin manasızlığı ordan ortaya çıkıyor. 'Ha' dediğinde binlerce kişiyi sokağı dökebiliyorsa, bu dağdaki silahlı güç ancak bölgesel kontrolünü, vesayet sistemini silahlı örgüt aracılığıyla teminat altına almış oluyor. Yoksa dağda bir başarı şansı yok. PKK, orduyla savaşarak onu dize getirecek konumda değil. Ama sokaklara indiği zaman, burada milletin, devletin elini, kolunu bağlayabiliyor icabında." diye konuştu.

"OPERASYONLAR PRESTİJ KURTARMA ADINA"

Operasyonların çözüm olup olmadığına ilişkin soruya Fırat, "Prestij kurtarma adına. Hükümet, çok konuşulan, şaibeli bir konumdaydı. Dünyanın her ülkesinde, medya kuruluşunda IŞİD'e destek tartışılıyordu. Hükümetin 'ben destek vermiyorum' demesi yetmiyor. Fiilen bir karşı duruş koyması, sergilemesi gerekiyordu. Bu operasyonlar en azından IŞİD'e olan mesafesini bir ölçüde inandırıcı kılabilir. Türkiye'de oldukça gelişmiş bir organize durumda. İrtibat büroları, temas kurumları vs. her şeyleri var. Sınır köylerinde, özellikle Arap kökenli köylerde, Urfa'da, Antep'te oldukça da yaygın, İstanbul'da da varlar, mutlaka varlar. IŞİD'in herhalde önünü kesmesi böyle uçaktan atacağı bombalarla olmaz, keza Amerika bombalarken de Tayyip Erdoğan'ın kendisi 'bu hava operasyonlarıyla olmaz, karayla olur' dedi. O zaman sen bombalayınca oluyor mu yani, Amerika bombalayınca mı olmuyor?" şeklinde konuştu.

"HDP'YE YAPILAN ÇAĞRI HİÇBİR ŞEY İFADE ETMİYOR"

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun HDP'ye yönelik "HDP karar vermeli. Silah mı demokrasi mi?" çağrısıyla ilgili Fırat, "Hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü HDP'ye sen ne kadar 'demokrasiye gel' deseniz de; 'ben senden daha demokratım' der. Orda muhatap yok. Sen 'silahlı mücadele' ediyorsun diyorsan; o da 'ben silahlı mücadelede değilim' diyor. Bunun karşılığı yok. Onunla oturup diyalog kursa, tabi ama arka planında tabi bir açmaz var, tam bir paradoks var. Bir yanda vesayet altında bir parti olarak görüyor, bir yandan muhatap almak istemiyor ama almadan da olmuyor. Böyle bir paradoks var. Dolayısıyla burada Abdullah Öcalan'ın devreye girmesi çok önemli. Ama Ruşen Çakır'ın dediği gibi acaba Abdullah Öcalan rehin mi alınmış durumda, yoksa Öcalan belli bir olgunlaşma sürecini beklemek üzere devletle diyalog halinde ilişkilerini sürüdürüyor mu; bunu biz bilmiyoruz." dedi.

"ÇATIŞMASIZLIK SÜRECİ BİTTİ"

Cezaevlerinde açlık grevi olup olmayacağına ilişkin bir soruya ise Fırat, "Bu sene açlık grevi olur mu; çünkü bir kampanya var televizyon kanalları ve medyalarında, Öcalan'a tecrit bilmem kaçıncı günü, kaçıncı ayı? Yine öyle bir tecrit gündeme gelir, Öcalan'a tecritin kırılması birden bire gündeme gelebilir. Tahminen söyleyebiliriz." ifadelerini kullandı.

Çözüm sürecinin geldiği noktaya ilişkin bir soruya da Fırat, "PKK ile Türkiye Cumhuriyet Devleti arasında 2,5-3 yıla yakın bir süreden beri devam eden çatışmasızlık süreci bitti bence. O çözüm süreci değildi; çözüm süreci içerisinde bir detaydı. Ama o bitti. Ama devletin önünde devasa bir Kürt meselesi duruyor ve devlet, hükümet, bu hükümet veya bundan sonraki hükümetler, Kürt meselesi konusunda adımlar atılması gerektiğini hesaba katarak, kurulup icraatlarını sürdürürler. Hiçbir şey yokmuş gibi davranamayız. Bu süreç, demokratikleşme ya da Kürt meselesinin masaya yatırılması, bir hale konulması bakımından bitmiş denilemez. Tam da sürmesi gereken bir süreçtir, bitiremezler." karşılığını verdi.

"KISA VADEDE PKK'NIN SİLAH BIRAKMASI MÜMKÜN DEĞİL"

"Kısa vadede PKK'nın silah bırakması mümkün mü?" sorusuna Fırat, "Şu aşamada pek sanmıyorum. Hele hele Ortadoğu, bu savaş oyunları sahnesi haline dönüşünce; PKK şu anda Ortadoğu'da çok ciddi bir silahlı mücadele örgütü. En azından IŞİD ile vuruşturuyorlar, Irak'ta Barzani'yi terbiye etmek, kontrol etmek adına hem İran'ın hem Amerika'nın ihtiyaç duyduğu bir silahlı yapı, öyle bir durumda. Birbirine ters gibi gözüken iki gücün de işine gelen bir hareket, bunu niye bitirsinler. Türkiye bunu bitiremez." diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126