AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Adana'da

- Çelik: "Mesele hangi partinin birinci olacağı meselesi değildir. Bu seçim memleket meselesidir. İstikrarın sürmesi lazım. Tek başına iktidarın devam etmesi lazım. 7 Haziran'dan sonra Türkiye'de hükümet kurulamıyor. Bütün koalisyon görüşmeleri boşa çıktı. Eğer AK Parti sorumluluğunu yerine getirmeseydi bir seçim hükümeti bile kurulamayacaktı" - "Türkiye'yi büyütmeyi, geliştirmeyi, önünü açmayı bildik. Bundan sonrasında yapacağımız daha çok iş var. Türkiye pistin başına gelmiştir. Uçak havalanmak üzeredir. 2023 hedeflerine ulaşmaması için hiçbir sorun yoktur"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Adana'da

- Çelik: "Mesele hangi partinin birinci olacağı meselesi değildir. Bu seçim memleket meselesidir. İstikrarın sürmesi lazım. Tek başına iktidarın devam etmesi lazım. 7 Haziran'dan sonra Türkiye'de hükümet kurulamıyor. Bütün koalisyon görüşmeleri boşa çıktı. Eğer AK Parti sorumluluğunu yerine getirmeseydi bir seçim hükümeti bile kurulamayacaktı" - "Türkiye'yi büyütmeyi, geliştirmeyi, önünü açmayı bildik. Bundan sonrasında yapacağımız daha çok iş var. Türkiye pistin başına gelmiştir. Uçak havalanmak üzeredir. 2023 hedeflerine ulaşmaması için hiçbir sorun yoktur"

30 Ekim 2015 Cuma 17:55
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, Adana'da
banner203

ADANA (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, "Mesele hangi partinin birinci olacağı meselesi değildir. Bu seçim memleket meselesidir. İstikrarın sürmesi lazım. Tek başına iktidarın devam etmesi lazım. 7 Haziran'dan sonra Türkiye'de hükümet kurulamıyor. Bütün koalisyon görüşmeleri boşa çıktı. Eğer AK Parti sorumluluğunu yerine getirmeseydi bir seçim hükümeti bile kurulamayacaktı" dedi. 

Çelik, seçim çalışmaları kapsamında Türk-İş Adana İl Temsilciliği'ni ziyaret etti. Burada sendika üyeleriyle bir araya gelen Çelik, kendisinin bir işçi çocuğu, bütün arkadaşlarının da işçi çocukları olduğunu söyledi. 

Bir işçi ailesinin nasıl yaşadığını çok iyi bildiğini dile getiren Çelik, "Bir işçi maaşıyla sülalede ilk üniversite bitiren benim. Dolayısıyla üniversite bitirmemin, mastır ve doktora yapmanın bir işçi maaşıyla ne kadar zor olduğunu iyi bilirim. Dolayısıyla bana uzak bir kesimden bahsetmiyoruz. Siyasetçiler açısından işçiler uzaktan bakılan insanlar olabilir ama benim açımdan içine doğduğum ve içinde büyüdüğüm, bugünlere gelmeme sebep olan kültürü aldığım yerdir" diye konuştu.

2001 yılında meclise girdiğinde meclisin en genç vekillerinden birisi olduğunu dile getiren Çelik şunları kaydetti:

"Meclise girdiğimde gördüğüm devlet manzarası şuydu. Neredeyse 2-3 ayda bir Bakanlar Kurulu toplanırdı ve kurulun bir kaydı yoktu. Başbakanlık her türlü imkandan mahrumdu. Doğru dürüst video kaydı yapılmıyordu ve bir basın merkezi yoktu. Bankalarında 50 milyar dolar batırmış bir ülkenin Başbakanlığında bulunan EKG cihazı bile çalışmıyordu. İşte bunlar birer ders. Eğer kulağınızı sokaktan koparırsanız karşı karşıya kalacağınız krizi göstermesi bakımından büyük dersler içeriyordu. Biz o anda hem merkez sağı hem merkez solu toparlayan, Türkiye'de merkez siyasetin inşa edilmesi gerektiğini, her kimlikten, sosyal katmandan vatandaşımızın özgürce yaşadığı ve ekonomik durumlarının iyileştirildiği bir Türkiye hayal ettik. Bizim zamanımızda paranızla bile ders kitabı bulamıyordunuz çünkü devlet ders kitabı basamıyordu. Şimdi öğrencilere ücretsiz ders kitabı veriyoruz. Daha da fazlası verilecek. Türkiye bunu sağlamak için petrol bulmadı, doğalgaz bulmadı, bir ülkeyi işgal edip kaynaklarını sömürmedi. Bütün bunlar ülkenin iyi yönetilmesiyle oluyor. Türkiye'nin demokrasisini güçlendirdiğinizde ekonomisi de güçleniyor. Ekonomisi güçlendiğinde siyasi sistemi de güçleniyor. Böyle olunca da dışarıdan yabancı sermaye ülkenize akıyor."

- Terör sorunu

Türkiye'nin başında 40 yıldır terör belası bulunduğunu belirten Çelik, iktidara geldiklerinde terörle mücadelede minimum ihtiyaçların bile dışarıdan alındığına dikkat çekti. Şimdi ise Türkiye'nin milli tankını, milli uçağını ve milli piyade tüfeğini üretir hale geldiğini dile getiren Çelik, şunları söyledi:

"Terör konusunda sıklıkla istismar edilen konu, devletin elindeki bir mahkumla görüşmesi olayı. Bu mahkumla devlet çeşitli aşamalarda görüşmüştür. Ancak siyasetçilerin ve AK Partili kimsenin böyle bir görüşme yapması söz konusu değildir. İstihbarat teşkilatımız terörün bitirilmesi noktasında görüşmeler yapmıştır. Bu örgüt o dönem silahlarını bırakarak ülke dışına çıkacaklardı. Şimdiki Cumhurbaşkanımız o dönemde başbakan iken örgütün henüz silahlarını terk etmediklerini ve ancak yüzde 15'inin ülkeyi terk ettiğini söylemişti. Terk edilmemesi bir tarafa belli bölgelerde vatandaşlar üzerinde baskı kurmaları ve devlete paralel mahkemeler kurduklarını öğrendiğimizde terörle mücadele açısından yeni bir döneme geçtik. Şunu iddia ediyorum, terörle mücadelede en kararlı iktidar biziz. Biz sadece terörle mücadelede gereken emri yerinde ve zamanında etkili şekilde vermekte kaçınmadığımız gibi askerin ve polisin imkanlarını da artırma konusunda ekonominin bütün imkanlarını seferber ediyoruz. İHA'lar, ANKA'lar. Bütün bunlar istihbaratı kolaylaştıran ve bu mücadelede daha etkin yol alınmasını sağlayan şeylerdir."

AK Parti olarak 13 yılda büyük badireler atlattıklarını vurgulayan Çelik, kapatma davaları, 27 Nisan muhtıraları gibi bir çok krizi hükümet olarak iyi yönettiklerini dile getirdi. "Bir yandan şeytan taşlarken bir yandan da tavaf ediyorduk" diyen Çelik şunları dile getirdi:

"Türkiye'yi büyütmeyi, geliştirmeyi, önünü açmayı bildik. Bundan sonrasında yapacağımız daha çok iş var. Türkiye pistin başına gelmiştir. Uçak havalanmak üzeredir. 2023 hedeflerine ulaşmaması için hiçbir sorun yoktur. Şu an G20 üyesiyiz. Bu ivmeyi devam ettirirsek ilk 10 içine rahatlıkla gireriz. Sayın Cumhurbaşkanımız G20 ülkelerinin liderlerini Antalya'da ağırlayacak. Çalışma hayatında da geçmişten bugüne önemli hizmetlere imza atılmıştır. Bunları Türk-İş ve diğer sendikalarla istişare içinde yaptık. Devletin imkanları arttıkça, ekonomi büyüdükçe, ekonominin imkanları büyüdükçe, bunların daha da gelişmemesi için sebep yoktur. Devlet vatandaşına aktaracak, vatandaş tüketim yapacak. Tüketim sayesinde yatırımcı kazanacak, yatırımcı daha çok yatırım yapacak, istihdamı artıracak ve o istihdam vasıtasıyla kendi işçisine daha çok imkan aktaracak."

Bütün bunla için ana unsurun istikrarın devam etmesi olduğunu ifade eden Çelik, "İstikrar devam etmezse ilerleyeceğimiz yol bulamayız. Bir zamanlar illerinde ambulans bulunduramayan bir ülkeden hastasını ambulans uçaklarla nakledebilen bir ülke haline nasıl gelindi? Bu ancak ülkenin iyi yönetilmesiyle olur" dedi.

Çelik, tekrar iktidar olmaları halinde iş ve işçi hayatıyla ilgili yapacaklarını ise şöyle sıraladı:

"Öncelikle kayıt dışı istihdamın önüne geçmek için çalışma hayatındaki katılıkları kaldıracağız. İstihdamın gelişimi ve sağlıklı zemin oluşturmak için işletmelerin rekabet gücünü artıracağız. Kıdem tazminatı sisteminin sorunlarının çözümü amacıyla sosyal taraflarla diyalog içinde mevzuat çalışması yapacağız. Mevzuat düzenlemeleri yapılarak işçisini fazla çalıştıran işverene idari para cezası verilmesi sağlanacak. Asgari ücret bin 300 liraya çıkarılacak. Taşeronların istihdamı sağlanacak. Yapılan işin tehlike sınırı yükseldikçe asgari ücret yükselecek. Çalışan anneler ilk çocukta 2, ikinci çocukta 4 ve üçüncü çocukta 6 ay yarı zamanlı çalışabilecek ve tam maaş alacak. İsteyen anneler bu zamanın bitiminde isterlerse çocuklarının okul zamanına kadar yarı zamanlı çalışabilecek. Bin 100 liranın atında maaş alan işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yıllık bin 200 lira zam yapılacak. Bütün emeklilerimize ayda 100, yılda bin 200 lira zam yapıyoruz. Tarım emeklileri hariç bin liranın altında emekli aylığı kalmayacak. Bağ-Kur'lulardan kesilen sosyal güvenlik kesintisini de kaldırıyoruz."

- Hasta Adam

Geçmişte Türkiye'nin iki kez "hasta adam" olarak damgalandığını dile getiren Çelik, "Bunlardan bir tanesi Osmanlı İmparatorluğu zamanında devletimiz yıkılıyordu ve dünya bize 'hasta adam' diyordu. Biz yeni cumhuriyeti kurarak çıktık. İkicisi ise 2001 krizinde Türkiye öyle bir çöktü ki tamamen iflas etti. Ve üstelik Türkiye'yi çökertenler, dünyada ekonomik bir kriz yokken bunu yaptı. Şimdi dünyada ekonomik bir kriz var. Allah korusun bu krizi çıkaranların ikisi de mecliste. 2001'de dünyada kriz yokken Türkiye'yi batırdılar, şimdi bir de dünyada ekonomik kriz varken Allah korusun Türkiye'nin başına kriz gelmesi demek, Türkiye'nin yok olması demek" diye konuştu.

Türkiye'yi bütün bu kriz ortamlarında bütün bu tehlikeli sularda yüzdürebilmek tecrübeye, 14 yıldır Türkiye'yi yönetmiş olmanın dirayetine, bütün bu hesap ve kitapları iyi yapmış olmanın tecrübesine ihtiyaç olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi:

"O sebeple diyoruz ki mesele hangi partinin birinci olacağı meselesi değildir. Bu seçim memleket meselesidir. İstikrarın sürmesi lazım. Tek başına iktidarın devam etmesi lazım. 7 Haziran'dan sonra Türkiye'de hükümet kurulamıyor. Bütün koalisyon görüşmeleri boşa çıktı. Eğer AK Parti sorumluluğunu yerine getirmeseydi bir seçim hükümeti bile kurulamayacaktı. Üstelik ne zaman?  Terörle mücadele ettiğimiz bir zaman diliminde Türkiye hükümetsiz kalacaktı. Onun için tek başına iktidarın devam etmesi, hem bu vaatlerin yerine gelebilmesi açısından, hem Türkiye'nin istikrarının sürmesi açısından, hem terörle mücadelenin etkili bir biçimde sürmesi açısından, hem demokrasimizin büyümesi açısından hem de ekonomimizin büyümesi açısından elzemdir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126