Baykal: Bu cumhuriyet nefreti nedir Allah aşkına?

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Türkiye’de bir kriz yaşanıyor, adı bulunmayan bir kriz, kaos var. Böyle her şey bir sis altında, toz dumana karışmış halde. Ne var bunun altında? Bunlar var. Yargı işlese, hesap verilebilirlik söz...

Baykal: Bu cumhuriyet nefreti nedir Allah aşkına?

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Türkiye’de bir kriz yaşanıyor, adı bulunmayan bir kriz, kaos var. Böyle her şey bir sis altında, toz dumana karışmış halde. Ne var bunun altında? Bunlar var. Yargı işlese, hesap verilebilirlik söz...

17 Ocak 2015 Cumartesi 14:46
Baykal: Bu cumhuriyet nefreti nedir Allah aşkına?
banner203
CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Türkiye’de bir kriz yaşanıyor, adı bulunmayan bir kriz, kaos var. Böyle her şey bir sis altında, toz dumana karışmış halde. Ne var bunun altında? Bunlar var. Yargı işlese, hesap verilebilirlik söz konusu olsa, hukuk ve demokrasi işlese bu tablo kalkar, bu kaos kalkar.” dedi. Baykal, cumhuriyete "90 yıllık reklam arası" sözüne ise, "Bu cumhuriyet nefreti nedir Allah aşkına?" şeklinde tepki gösterdi.

Bir dizi ziyaret için İzmir’e gelen Milletvekili Baykal, Adnan Menderes Havalimanı'nda basın toplantısı düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP İl Başkanı Bedri Serter ve diğer partililer tarafından karşılanan Baykal, Türkiye’nin çok özel bir döneme girdiğini söyledi. Baykal, “Bölge olarak, dünya olarak, Türkiye olarak çok özel bir dönemin içine girmekte olduğumuzu eminim sizler de farkediyorsunuz. Gerçekten yeni bir siyasi bir konjonktür şekilleniyor. Bu hem dünyada kendisini göstermeye başladı hem bölgemizde bugüne kadar tanık olduklarımızın ötesinde, sarsıcı, hepimizi derinden kaygılandıran, düşündüren süreçler ve gelişmeler yaşanıyor hem de 'Ülkemizde ne oluyor?' dedirten bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu tablo karşısında bizim Türkiye olarak kendimizi, konumumuzu ve ülkemizin siyasi kimliğinin temellerini yeniden keşfetmemize ihtiyaç var. Bu kaos, bu bölgesel uluslararası kaos karşısında ben en temel çıkış yolunun, Türkiye’nin siyasi temellerinde olduğunu hatırlamamızı istiyorum. Yani beyhude arayışlara gerek yok. Bizim değerini, önemini bugüne kadar belki yeterince kavrayamadığımız kendi temel değerlerimizi, ilkelerimizi hatırlamamız lazım.” dedi.

'KRİZ DİN VE SİYASET İLİŞKİSİNDEN KAYNAKLANIYOR'

Yaşanan krizin din ve siyaset ilişkisinden kaynaklandığını belirten Deniz Baykal, sözlerine şöyle devam etti: “Uluslararası planda Türkiye’de ve bölgede din ve siyaset ilişkisinin sağlıklı bir şekilde kurulamamış olmasından ya da kurulmuş olan ilişkinin bozulmaya başlamasından kaynaklanan sorunlar, sıkıntılarla karşı karşıyayız. Yani din siyaset ilişkisi sadece bugünün değil, insanlığın tarih boyunca da en temel konusudur. Böylesine büyük konular, her an kendisini aynı yoğunlukta hissettirmez; bazen ağır bir şekilde hissettirir, bazen farkında bile olmazsınız ama o oradadır. Din ve siyaset ilişkisi toplumsal yaşamın huzuru, istikrarı, barışı bakımından en temel unsurudur. Bu konuda en başarılı dengeyi kurmuş bir Müslüman ülke olarak, dünyada sadece Türkiye vardır. Türkiye, din ve siyaset ilişkisini doğru zemine oturttuğu için geride bıraktığımız 90 yıllık dönemde ilerlemesini, gelişmesini, demokrasisini, cumhuriyetini, hukukunu insan haklarına saygı anlayışını, kadın erkek eşitliğini hayata geçirme doğrultusunda çok önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Böyle bir tabloyu bir başka Müslüman ülkede görmek mümkün değildir. 1 milyar 400 milyon Müslüman yaşıyor, biz bunun 75-80 milyonuyuz. 1 milyar 400 milyon Müslümanın içinde bu 80 milyon bunu gerçekleştirmiştir. Bu siyaset din ilişkisini olumlu oturtmuştur. Dinsiz hayat olmaz, siyasetsiz hayat da olmaz. Yanlış olan, bu ikisinin arasındaki ilişkiyi doğru kuramamak. Bütün yanlışlar buradan kaynaklanıyor. Din siyasete dönüştürülmek isteniyor, siyaset dine dönüştürülmek isteniyor ve şimdi bunun altın dengesini biz Türkiye, yani bahsettiğim 75 milyon, o zaman 75 milyon da değildik, 17 milyon kurdu. Şimdi orada bunun ne kadar doğru olduğu, ne kadar yerinde olduğu, ne kadar isabetli olduğu, ta 1920’lerde kurulan o denge zaman zaman bozulmuştur ama kendi içinde yine dengesini bulmuştur. Bulur, bulmalıdır, dokunmayın ona, işin özü bu. Türkiye’de bu var. Bunun sonucu olarak kadınlar da sosyal hayatın bir parçası. Sorunlar yok mu? Hem de nasıl sorunlar var ama o sorunları çözmenin yolu, bunu tahrip etmek değil. Bu denge önemli, bu dengeyi kaybetmeyelim. Bu denge kurulmuştur. Yanlış kurulmuştur, düzeltelim ama kantarın topuzunu kaçırmadan bu dengeyi koruyalım. Bu işin çıkışı bu, başka çıkış yok, siyaset din dengesi."

'HUKUKSUZ DEMOKRASİ OLAMAMALI'

CHP Milletvekili Baykal, şunları kaydetti: "Başka bir dengeye değinmek istiyorum, hukuk demokrasi dengesi. Demokrasi elbette halkın seçimiyle sandıkla başlar ama orada bitmez. Orada başlar. Sandık, demokrasinin işletilmesinin çıkış noktasıdır. 'Artık demokrasiyi işletmeye gerek yok gereğini yaptık.' diyemezsiniz. Haydi kepengi indirdik, demokrasiyi kurduk, haydi tatil. İnşaat bitti, yapı paydos falan yok böyle. Demokrasi orada başlayacak seçimden itibaren. İnsan hak ve özgürlükleri, basın özgürlüğü, denetim özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, elbette bütün bunlar temel. Bağımsız yargı elbette temel. Bağımsız yargı olmasın, seçimi yaptık, demokrasi olsun. Seçim her yerde var. Mübarek de seçimle geliyordu. Kore’de de seçim var. Seçimsiz bir şey yok. Seçim olabilmeli. Nasıl olmalı? Diğer gerekleri de onu takip etmeli. Bağımsız yargı olmalı, yani hukuk olmalı. Hukuksuz demokrasi olur mu? Demokrasisiz hukuk olur mu, olur ama olamamalı. Demokrasisiz hukuk olamamalı, hukuksuz demokrasi olamamalı. Hukuk ve demokrasi dengesini de nasıl din ve siyaset dengesi önemliyse, kurulması gerekiyorsa aynı şekilde kurmamız lazım. Hukuk nedir? Herkesin hesabını verebilmesi demektir. Niçin bağımsız yargı deriz? Bağımsız birisine hesap vermelisin. Kim verecek hesabı? Herkes verecek değil mi? Vatandaşta verecek, belediye başkanı da, meclis üyesi de verecek, bakan da verecek, başbakan da verecek, cumhurbaşkanı da verecek değil mi? Ortada bir Anayasa var. Anayasa diyor ki herkesten hesap sorulabilir. Herkes hesabı verecek. Hukuk ve demokrasi dengesi mutlaka oturtulmalı. Türkiye’deki mesele, esas itibariyle buradan kaynaklanıyor. Din siyaset meselesini oturtmuştuk, orada bozulmalar var. Bunu şöyle içimize yatacak şekilde hala oturtamadık, ciddi sıkıntılar var. Bunu oturtmamız lazım. Yani bunu oturtmak, herkesin hesabını vermesi demektir."

YOLSUZLUK OYLAMASI

Salı günü TMMM'de dört bakanla ilgili yolsuzluk iddiaları konusunda komisyonun hazırladığı raporun oylanacağını hatırlatan Baykal, “Salı günü Meclis toplanacak. Gündemde, Türkiye’yi son bir yıl boyunca derinden sarsmış olan yolsuzluk iddialarıyla ilgili Meclis'teki komisyonun hazırladığı raporun oylanması olacak. Salı günü Meclis'te, yaşanan olaylarla ilgili nihai hükmü vereceğiz. Yolsuzluk vardır ya da yoktur diyeceğiz. Yoktur dersek yapacak bir şey yok. Eğer bu konunun incelenmesi, aydınlığa kavuşturulması lazım dersek bunu yargıya intikal ettireceğiz. Bu kadar çalkantıdan sonra bu konunun en azından yetkili yargı organında, bundan önce defalarca olduğu gibi incelenmesine ihtiyaç yok mu? Meclis bunun kararını alacak. Hangi meclis? Anayasa'ya göre Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM). Dikkat edin, oradaki 'büyük' lafı, metrekare büyüklüğü değil. Bu büyük sıfatını aldığı zaman o büyük mecliste yaşayanlar, Milli Mücadele'yi kendi ceplerinden verdikleri paralarla kazan kaynatarak o mücadeleyi verdikleri ve Meclis'i kurdukları için büyüktür. Onuru büyük olduğu için, manen büyük olduğu için, temsil ettiği, ruh büyük olduğu için, asaleti yüksek olduğu için büyüktür. Hepimiz, Türkiyemiz'in bir Büyük Millet Meclisi var, günü geldiği zaman büyüklüğünü hissettirir, gösterir güveni içinde değil miyiz? O Meclis, günü geldiğinde bütün dünyanın en büyük emperyal güçlerine karşı, 'Milli haklarımı koruyacağım.' diyerek Kıbrıs'a çıkarma kararı almadı mı? O meclis değil mi 1 Mart'ta, 'Buraya yabancı askeri sokmam.' diyen, AKP'lisiyle CHP'lisiyle. Arkadaşlar, şimdi böyle bir karara gerek yok mu? Büyüklük bunu gerektirmiyor mu Allah aşkına? Yani herkesin gördüğü gerçeği, Meclis kararıyla yok saymak mümkün mü? Eğer yaparsa yok olan o yaşanan olaylar olmaz, senin onurun olur, şerefin olur. Hukuku çiğnersen, bunu sandık laflarıyla kapatamazsın. Sandığa ihtiyaç var ama 'sandıktan geçtim, hukuka ihtiyaç yok' diye bir şey yok. Oldurtulursa çok yanlış olur, çok acı olur. Böyle kararlarla huzur, barış, istikrar, devlet ve cumhuriyetimizin saygınlığını kaybediyoruz. Kaybetmeyelim. Böyle bir sınav ortamındayız.” diye konuştu.

'90 YILLIK REKLAM'

Deniz Baykal, AK Parti Milletvekili Tülay Babuşcu'nun adını vermeden, cumhuriyet dönemi için "90 yıllık reklam arası" benzetmesiyle ilgili de şunları söyledi: "Böyle bir ortamda birisi de çıkmış diyor ki, '90 yıllık reklam arası.' Nedir bu Allah aşkına? Bu cumhuriyet nefreti nedir Allah aşkına? Tarihimize, geçmişe saygımız var. İftihar edeceğimiz, üzüleceğimiz dönemler var ama bizim geçmişimiz, şanlı bir tarihimiz var. 90 yıl bu coğrafyada ayakta kalmayı başarmışız. Her yer yangın yerine dönüşmüşken, çevremiz yakılıp yıkılırken, yangın Avrupa'ya sıçramaya başlamışken biz barış, uyum, istikrar ülkesi gibi varlığımızı sürdürüyoruz, çünkü sağlam temelimiz var. Böyle bir ortamda bu cumhuriyet dönemini bir parantez, reklam arası sayma anlayışı, cumhuriyete karşı bu derin saygısızlık, sevgisizlik nereden kaynaklanıyor? Allah akıl izan versin. Olacak iş mi?"
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126