Erdoğan: Kardeşim ne Kürt sorunu, neyin eksik senin?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, artık Kürt sorunu diye bir şeyin olmadığını söyledi. Erdoğan, "Kardeşim ne Kürt sorunu? Artık böyle bir şey yok. Kardeşim neyin eksik senin? Bir Kürt olarak sen bu ülkede cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun....

Erdoğan: Kardeşim ne Kürt sorunu, neyin eksik senin?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, artık Kürt sorunu diye bir şeyin olmadığını söyledi. Erdoğan, "Kardeşim ne Kürt sorunu? Artık böyle bir şey yok. Kardeşim neyin eksik senin? Bir Kürt olarak sen bu ülkede cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun....

15 Mart 2015 Pazar 14:28
Erdoğan: Kardeşim ne Kürt sorunu, neyin eksik senin?
banner203
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, artık Kürt sorunu diye bir şeyin olmadığını söyledi. Erdoğan, "Kardeşim ne Kürt sorunu? Artık böyle bir şey yok. Kardeşim neyin eksik senin? Bir Kürt olarak sen bu ülkede cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. Başbakan çıkardın mı? Çıkardın. Bakan çıkardın mı? Çıkardın. Devletin en üst kademelerine yönetici gönderdin mi? Gönderiyor musun? Var. Türk Silahlı Kuvvetler'de varsın? Var. Ne istiyorsun? Ne istiyorsun. Allah aşkına bizden farklı neyiniz var? Her şeye sahipsiniz. Havaalanı yapıyoruz, işadamlarının, müteahhitlerin makinelerini yakıyorlar. Niye yakıyorsun? Hani hizmet istiyordun?" dedi.

Toplu açılış töreni ve bazı ziyaretlerde bulunmak üzere Balıkesir'e gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir Sanayi Odası'nın (BSO) 'Ekonomi Ödülleri 2015' törenine katıldı. Balkonuk Center'da düzenlenen törende işadamları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle kahvaltıda buluşan Erdoğan, burada açıklamalarda bulundu. Erdoğan, en yüksek vergi ödeyen kişi ve kurumlar ile en yüksek ihracat yapanlara ödül verdi. Törene Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Vali Mustafa Yaman, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, işadamları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış güçler kadar içerideki maşaların da karşılarına çıktığını ifade ederek, "Kimi zaman darbe söylentileriyle, kimi zaman kapatma davalarıyla ortaya çıktılar. Kimi zaman siyasi kimi zaman ekonomik kimi zaman sosyal kriz çıkarma çabalarıyla Türkiye'yi eski kötü günlerine döndürmenin gayreti içine girdiler. Hatırlayın, Gezi'den 17-25 Aralık teşebbüsüne kadar son yıllarda yaşadığımız tüm hadiselerin gerisinde hep aynı amaç var. Şimdi de dövizle, faizle manipülasyonla, fısıltıyla MİT müsteşarıyla ellerine ne geçerse onunla aynı yöndeki gayretlerini sürdürüyorlar. Ekonomideki belirsizlik, bir kriz görüntüsü oluşturmak için özellikle çalışıyorlar. Ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç. Bunları başaramazlar. Bundan sonra da başaramayacaklar. Biz ne zaman nerede ne yapacağımızı çok iyi biliriz. Dışarıdan birileri köşelerinde bir şeyler yazıyorlar. Bunların hiçbirisi bizim aklımıza girmez. Bizim aklımıza bir şey girer; biz ne yaptığımızı, nasıl çalıştığımızı aldığımız neticelerle ortaya koyuyoruz. Filanca holdingin, filanca üst aklın veya filanca köşeye yazarlarının yazdıkları yazılar bizim aramızdaki muhabbeti ortadan kaldırmaz." şeklinde konuştu.

'KARDEŞİM NE KÜRT SORUNU, BÖYLE BİR ŞEY YOK'

Bazı köşe yazarlarının Abdullah Gül, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve şahsı ile ilgili yazılar yazdığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, amaçlarının kendilerini birbirlerine düşürmek olduğunu savundu. "Boşuna uğraşma, bunları yapamazsınız, bunları başaramazsınız, bunlar boş nafile şeyler." diyen Erdoğan, şöyle devam etti: "Eğer üreteceğiniz yapacağız bir şey varsa, gelin yarışın içinde yer alın. Kırk çürük yumurtadan bir sağlam yumurta çıkmaz. Böyle yürümez, ülkeye zarar veriyorsunuz. Karşımızda tüm umudu sokak olaylarına, vandalların eylemlerine, çözüm sürecinin başarısızlığa uğramasına bağlamış bir hastalıklı zihniyet var. Eğer biz terörle mücadelede bu kayıplara uğramamış olsaydık, bugün çok farklı bir yerde olurduk. Ama hala varsa yoksa Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu? Artık böyle bir şey yok. Biz, 2005'te Diyarbakır'daki konuşmamda bunu açıkladım. Ne dedim; bu ülkede her etnik unsurun kendine has sorunları var. Roman kardeşlerimin de sorunu var. Türk'ün de sorunu var. Laz'ın da sorunu var. Abaza'nın da sorunu var. Boşnak'ın da sorunu var. Laz'ın da sorunu var. Hepsinin sorunu var. Ama sorunları gidermek kimin görevi? Şüphesiz ki hükümetlerin, yönetimlerin görevi. Bunları yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Kardeşim neyin eksik senin? Bir Kürt olarak sen bu ülkede cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. Başbakan çıkardın mı? Çıkardın. Bakan çıkardın mı? Çıkardın. Devletin en üst kademelerine yönetici gönderdin mi? Gönderiyor musun? Var. Türk Silahlı Kuvvetler'de varsın? Var. Ne istiyorsun? Ne istiyorsun. Allah aşkına bizden farklı neyiniz var? Her şeye sahipsiniz. Havaalanı yapıyoruz işadamlarının, müteahhitlerin makinelerini yakıyorlar. Niye yakıyorsun? Hani hizmet istiyordun?"

Bu işleri köpürterek bu işin siyasetinin kötü bir şekilde yapıldığını söyleyen Erdoğan, bu oyuna gelinmemesini istedi. Türkiye'nin bir krize girmesi halinde sevinçlerinden yerlerinde duramayacaklarını belirterek, "Tek dertleri bu kriz ortamından kendilerine bir rant devşirebilirler mi? Türkiye'nin zararı üzerinden kendi kâr hanelerini dolduranlar, asla izin vermeyeceğiz. Milletimiz bunları gayet iyi görüyor. Bu ülkede milletvekili sıfatı taşıyan iki zat kalkmış kendi hükümetini bir Batı ülkesinin dışişleri bakanına mektup yazarak şikayet ediyor. Maalesef böyle bir siyaset anlayışı, böyle bir muhalefet anlayışı var. Ama boşuna çırpınıyorlar. Bunların yeni Türkiye'de yeri yoktur." dedi.

SAİDİ NURSİ'NİN SÖZLERİNİ SÖYLEDİ

Yeni döneme uygun yeni araçlarla ve yeni enstrümanlarla ülkeyi hedeflerine ulaştırmak mecburiyetinde olduklarını belirten erdoan, şöyle konuştu: "Bunun için yeni Türkiye diyorum. Bunun için yeni anayasa ve başkanlık sistemi diyorum. Bunu geçmişten beri söylüyorum. Saidi Nursi'nin güzel bir ifadesi var. 'Eski hal muhal. Ya yeni hal ya izmihlâl.' Olay bu. Türkiye işte böyle bir döneme girdi. Mevcut sistem artık Türkiye'yi taşıyamıyor. Geleceğin büyük Türkiye'sine bu şekilde ulaşamayız. Sürekli darbe üreten, darbeci yetiştiren bu anayasa bizim ufkumuzu, yolumuzu aydınlatamaz. Başkanlık sistemine karşı çıkanlara bakıyorsunuz Türkiye'yi şikâyet ettikleri, model olarak heveslendikleri ülkeler başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Ama kendileri, 'Kullanım ömrü bitmiş, soluğu kesilmiş, tedavülden kalkmış, soğuk savaş dönemi artığı, 27 Mayıs üretimi, 12 Eylül darbesiyle tahkim edilmiş bir sistemle Türkiye devam etsin' diyorlar. Bu sistemle devam etmek milletimize haksızlıktır."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126