Erdoğan: Merkez Bankası çıksın çözsün bu sorunu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bankacılara, finans sektöründe olanlara sesleniyorum: Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza, yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde vs geri çağırmalar, kuralların...

Erdoğan: Merkez Bankası çıksın çözsün bu sorunu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bankacılara, finans sektöründe olanlara sesleniyorum: Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza, yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde vs geri çağırmalar, kuralların...

07 Mart 2015 Cumartesi 18:11
Erdoğan: Merkez Bankası çıksın çözsün bu sorunu
banner203
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bankacılara, finans sektöründe olanlara sesleniyorum: Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza, yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde vs geri çağırmalar, kuralların dışına çıktığı anda bunun bedelini siz ödersiniz. Şu anda bir adeta parite krizini dünya yaşatıyor. Neydi o parite krizi? Dövizle euro arasındaki ilişki... Şu anda bu ilişkinin hesaplamasını yaptığınız anda 10 yıl öncesi ile TL noktasında çok fark yok. Ama burada adeta dolar zenginleri üretmek istiyorlar. Bunun gayreti içindeler. Bir taraftan da Merkez Bankası'nı köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Bana diyorlar ki, 'Merkez Bankası'na çok vuruyorsun' falan... Şimdi Merkez Bankası çıksın işte çözsün bu sorunu. O çözecek, ben mi çözeceğim?" dedi.

Erdoğan, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen ve STK temsilcilerinin katıldığı yemeğe iştirak etti. Burada konuşan Erdoğan, parti kapatma tartışmalarına değindi.

"ÇOK ÇİRKİN BULDUM"
Erdoğan, şunları söyledi: "Bu günlerde gündeme bir şey geldi. Gerçekten rahatsız olmadım da diyemem. O da şu. Bir-iki parti, veya üç parti neyse... Kendilerinin kapatılmasına yönelik bazı operasyonların olduğundan bahsediyorlar. Çok çirkin buldum, ayıptır. Her şeyden önce genel başkan olduğum dönemde 2010'da siyasi partilerin kapatılmamasına yönelik anayasa değişikliği yapalım istedik ve o anayasa değişikliğini yapmak istediğimiz zaman birileri maalesef TBMM'yi terk etti. Gittiler, o madde ile ilgili olarak söylüyorum. Hatta içimizde bazıları da ihanet etti ve o ihanet edenler de Meclis'i terk edip gittiler ve 330'u yakalayamadığımız için partilerin kapatılmaması ile ilgili maddeyi geçiremedik. Eğer o madde o gün geçmiş olsaydı bugün siyasi partilerin kapatılıp kapatılmaması ile ilgili böyle bir kargaşa olmayacaktı."

"GELİN YASAYI ÇIKARIN"
Erdoğan, şöyle devam etti: "Ben cumhurbaşkanı olarak sesleniyorum; diyorum ki bu ifadeyi kullananlar lütfen buyursunlar şu anda parlamentoda bütün siyasi partiler ortada, hazır mısınız, hazırsınız. Hiç uzun bir şey değil, 3-5 maddelik bir şey. Hemen gelin birlikte siyasi partilerin kapatılmasını ortadan kaldıracak bir yasal düzenlemeyi yapın, bu işi bitirin. Bu kadar açık. Ben inanıyorum ki iktidar partisi buna karşı çıkmayacaktır. Siz de bu işe katkı verin, bu işi bitirin. Ama mesele o değil, seçime gidiliyor ya, yine burada alavere-dalavere.. Yaptıkları bu. Artık bu işlere karnımız tok. Dürüst olmak lazım. Siyaset dürüstlük kaldırır, eğer siyasette dürüst değilseniz her zaman kaybetmeye mahkumsunuz. Seçim geliyor diye bu tür iftiralarla kalkıp iktidar partisini köşeye sıkıştıralım. Bunları kimse artık yutmuyor. Ben yaşadım. yaşadığım için biliyorum. Biliyorum ki, bu iktidar partisi parti kapatılmaya karşıdır, çünkü bunun bedelini ödedi. Bunun bedelini ödeyen o partinin ben genel başkanıydım."

"BASKIYA MARUZ KALAN, BİR BİREY, KURUM, KURULUŞ VAR MI?"
Erdoğan, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı: "Birileri ne şekilde propaganda yaparsa yapsın, ekranlarda, köşelerde, kürsülerde ne denirse densin Türkiye tarihinin en özgürlükçü, demokrasi bakımından en zengin döneminin keyfini çıkartıyor. Medyada, sivil toplum platformlarında, siyasi mecralarda herkes dilediği görüşü, dilediği fikri rahatlıkla savunabiliyor. Peki, burada ölçü ne? Bir; faaliyetlerinizi anayasa, yasalara, mevzuata uygun şekilde yürüteceksiniz. İki; kimsenin hakkına, hukukuna, kişisel özgürlüklerine, inancına yönelik tacizde, hakarette, saldırıda bulunmayacaksınız. Gaziantep'ten soruyorum; ülkemizde bu şekilde faaliyet gösterdiği halde herhangi bir şekilde baskıya maruz kalan, hukuksuz bir eyleme maruz kalan herhangi bir birey, kurum, kuruluş var mı? Varsa hakkını herkesten önce ben savunacağım. Bu kadar açık söylüyorum. Velev ki şahsıma karşı olsun, bana muhalefet ediyor olsun fark etmez. Bana diktatör yaftası yapıştıranlar veya benze ithamlarda bulunanlar aslında kendi gizli niyetlerini ifşa ettiler. Sen hem karşındaki insanı her türlü edep, ahlak, nezaket sınırını zorlayarak istediğin gibi hakaret edeceksin hem de bu ülkede özgürlük yok diyeceksin. Daha ne olacak ya? Bu ülkenin cumhurbaşkanına, başbakanına hakaret ediyorsun, daha ne olacak? Sen kalk da bunları Amerika'da yap bakalım, kalk sen bunları Batı'da yap bakalım. Anında bütün imkanlarını belli yerlere sevk ederler. Bu işin şakası yok. Gülerler..."

"MEYDA ÖZGÜRLÜĞÜ YOK DİYENLER..."
"12 yıllık başbakanlığım döneminde Türkiye'yi yönetilemez ülke yapmak için istikrarı, güveni, huzuru bozmak için çok çaba gösterdiler. Biz bunların hepsinin karşısında dimdik durduk. Milletimizin huzurunu, refahını kimsenin bozmasına müsaade etmedik. Türkiye büyüdükçe birileri sokakları karıştırmaktan medet umuyor. Geçmişte rahmetli Menderes'e, Özal'a, Erbakan'a aynı senaryo ile hücum ettiler. 28 Şubat darbesi ile onlarca vakıf kapatıldı, mallarına el konuldu, sesleri kesildi. O vakıfların mallarını iktidarımız döneminde iade ettik." diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bugün medya özgürlüğü yok diyenler, o gün andıçlanıyordu. Fikirlerini rahatça yazamıyorlardı. Şimdi bakıyorsunuz aynı kişiler neredeyse 28 Şubat'a güzelleme yapıyor, bu düzenlemeye de hararetle karşı çıkıyor. Anlamak mümkün değil. Aslında işin gerisindeki oyun başka. Biliyorsunuz her darbe, her vesayet girişimi öncelikle elini vatandaşın cebine atar. Darbeler, ekonomik krizlerle gelir. Milletin, memleketin kaynaklarını birilerine sorgusuz, sualsiz peşkeş çekerler. Bir kitapçık krizi ile bu millet 40 milyar dolar kaybetti. Fazlası var, azı yok... Bugün de aynısını istiyorlar. Bugün de spekülasyonla, kriz çığırtkanlığı yaparak, faizi yüksek tutarak bu milletin kazancını, birikimin, umudunu, emeğini birilerine aktarmak, peşkeş çekmek istiyorlar. Bu ihalenin, üst aklın karşısında dün nasıl dimdik durduysak bugün de aynı kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. Spekülatörlerin, kan tüccarlarının, kavgadan medet umanların, milletin kaynaklarına göz dikenlerin her zaman bir takım aracıları, yardımcıları, maşaları olmuştur."

BANKALARA UYARI: BEDELİNİ ÖDERSİNİZ
Erdoğan, ardından dolardaki yükselişe değindi.

Erdoğan, "Şimdi Gaziantep'ten bankacılara, finans sektöründe olanlara sesleniyorum: Yatırımcılarımıza, iş adamlarımıza, yaptığınız uygulamalar bilesiniz ki size ters dönebilir. Verdiğiniz kredilerde vs geri çağırmalar, kuralların dışına çıktığı anda bunun bedelini siz ödersiniz. Şu anda bir adeta parite krizini dünya yaşatıyor. Neydi o parite krizi? Dövizle euro arasındaki ilişki... Şu anda bu ilişkinin hesaplamasını yaptığınız anda 10 yıl öncesi ile TL noktasında çok fark yok. Ama burada adeta dolar zenginleri üretmek istiyorlar. Bunun gayreti içindeler. Bir taraftan da Merkez Bankası'nı köşeye sıkıştırmak istiyorlar. Bana diyorlar ki, 'Merkez Bankası'na çok vuruyorsun' falan... Şimdi Merkez Bankası çıksın işte çözsün bu sorunu. O çözecek, ben mi çözeceğim? Ortada böyle bir vakıa var. Olay parite meselesi.. Olay bu. İşte buyurun şu anda euro 1,1 o civarda. Buradaki dengesizlikten dolar zenginleri meydana getirmeye gayret ediyorlar. Başaramayacaklar... Sakın dolara yüklenerek, dolar alarak köşeyi döneriz falan gibi bir şeyin içerisine girmeyin, yanlış yaparsınız, duvara çarparsınız. Unutmayın dere yatağında akar... Bu da yatağına akacaktır. Gereğini bizler de önümüzdeki hafta içinde yaparız." ifadelerini kullandı:

"FAŞİZME RAHMET OKUTACAK BİR BAĞNAZLIĞA SAHİPLER"
Erdoğan, şöyle devam etti: "Gezi olaylarında amaçlarına ulaşamayınca 17-25 darbe teşebbüsünü gerçekleştirdiler. O darbe girişiminde de sessiz kalsaydık, kontra bir adım atmasaydık şu anda Türkiye'de durum çok farklı olurdu. Çünkü bunlar içeride ve dışarıda Türkiye'nin kalkınmasına, refahına, milletle aramızda aşka, muhabbete darbe vurmak istediler. Vurabildiler mi, hayır! Eğer bu iki girişimden biri başarılı olsaydı tüm kazanımlar bir çırpıda heba olacaktı. Muhtemelen buradaki derneklerin önemli bölümü faaliyet gösteremezdi. Bakmayın bize yönelttikleri ithamlara; sıfatları ne olursa olsun onların hepsi de faşizme dahi rahmet okutacak bir bağnazlığa sahiptir."

Erdoğan, "Çözüm sürecinin ilerlemesine tahammül edemeyenler, ideolojileri farklı olsa da aynı çatı altında toplandılar. Bakıyorsunuz Türkiye'nin aleyhine ne varsa onu sahipleniyor, dillendiriyorlar. Bebek katili Esed'e, meydanlarda gösteri yapanlara kurşun sıkan Mısır'daki darbe yönetimine, Türkmenlere yardım götüren MİT TIR'larını durduranlara sahip çıkmayı siyaset zannediyorlar. Türkiye'de bir ekonomik kriz çıksın diye dua eden, sokaklar karıştığında ellerini ovuşturan arkaik siyaset anlayışının kalıntıları maalesef hala varlığını sürdürüyor. Türkiye'den siyaseti, Pensilvanya'dan emir almadan yapan siyasetçilere ihtiyaç var. Siyaseti, iktidara hakaret etmek için değil, iktidara gelmek için yapan siyasetçilere ihtiyaç var." diye konuştu.

Erdoğan, "Onların arkasında güneydeki sevdikleri ülkeleri, Pensilvanya şer cephesi varsa bizimde arkamıza milletimiz var." dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126