Günay: Diktatör kadar zengin olma hırsının deşifre olmasının bedelini ödüyoruz

Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, 17-25 Aralık’tan itibaren Türkiye’de herkesin yaşananları öğrendiğini, 'sağır sultanın' bile ne olup bittiğini duyduğunu söyledi. Söz konusu durumun hukuk önüne çıkarılmaması için...

Günay: Diktatör kadar zengin olma hırsının deşifre olmasının bedelini ödüyoruz

Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, 17-25 Aralık’tan itibaren Türkiye’de herkesin yaşananları öğrendiğini, 'sağır sultanın' bile ne olup bittiğini duyduğunu söyledi. Söz konusu durumun hukuk önüne çıkarılmaması için...

27 Temmuz 2015 Pazartesi 17:10
Günay: Diktatör kadar zengin olma hırsının deşifre olmasının bedelini ödüyoruz
Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, 17-25 Aralık’tan itibaren Türkiye’de herkesin yaşananları öğrendiğini, 'sağır sultanın' bile ne olup bittiğini duyduğunu söyledi. Söz konusu durumun hukuk önüne çıkarılmaması için Türkiye’de hukuğun altüst edildiğini belirten Günay, "Orta Doğu’da lider olmak için Orta Doğu’daki süprüntü liderler kadar en azından zengin olmak, diktatörler kadar zengin olmak iştahının, tamahkarlığının, hırsının deşifre olması hukuki tabirle cürmü meşhut olması, suçüstü olması karşısında yaşanan paniğin bedellerini ödüyoruz." dedi.

Çok vahim bir yere gelindiğini vurgulayan Günay, “Bundan önce 27 Mayıs geldi, 1 yılda gitti. 12 Mart geldi, 1,5 yılda gitti. 12 Eylül'de 2,5 yılda gitti. Bu sefer kalmaya çalışan bir çökertme, kalmaya çalışan bir kriz, kalmaya çalışan bir karabasanla karşı karşıyayız. Çıkacak mıyız? Burada çıkacağız. Bence çıkacağız.” diye konuştu.

Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi’nde ‘GÜSAM Buluşmaları’ etkinliğine katıldı. Etkinliğe, Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi Başkanı, Emekli Emniyet Müdürü Ercan Taştekin ve birçok davetli katıldı.

GEZİ PARKI'NA BİR BİNA YAPILAMAZ

Gezi’nin işaretlerini şahsen öncede alan insanlardan bir tanesi olduğunu belirten Günay, şu ifadeleri kullandı: “Çünkü bizim hükümette son tartışmamız Gezi Parkı'na bina yapılıp yapılmamasıyla ilgiliydi. Hala bir yargı kararı var. Ben aynı görüşteyim. Gezi Parkı'na bir bina yapılamaz. Çünkü orada kışla 1830’larda yapılmış, 1940’da kaldırılmış. Krikor Balyan’ın bir eklektik denemesi. Katiyen Osmanlı mimarisi ve İstanbul mimarisi ile ilgisi yok. Fotoğraflarını çektim, gösterdim. Moskova’daki soğan kulelere benziyor. Hint, Rus karması bir eklektik yapı. Bir İstanbul tarihinde 100 yıl. Konmuş kalkmış. O bina oradayken çevrenin adı bu taraf Taksim, öteki taraf Talimhane’dir. Talimhane kışlanın askerinin dışarıda çıkıp talim yaptığı yer, yani yemyeşil bir alan. Şu anda talimhane İstanbul’un en yoğun yerleşim bölgesi. Çepe çevre binalar oteller. Şimdi bir tek o kışlanın yeri, yeşil kalmış siz o yeşili de yıkacaksınız ve oraya bina yapacaksınız.”

Geçen günlerde bir gazeteci arkadaşının kendisine bir elektronik posta attığını kaydeden Günay, şunları kaydetti: “'Şöyle önerelim efendim' dedi. ‘Kışlaya bina yapalım çevresi yeniden yeşil yapılsın’ mümkün mü? Çevre yeniden yeşil olmayacaksa bu kalan yeşili de bina yapmanız mümkün değil. Orada garip bir nedenini çözemediğim garip bir inat vardı. Bir rant kaygısı var mı, yok mu arkasında doğrudan doğruya somut olay bilmiyorum ama garip inat vardı. O dışa vurdu talihsiz bir zamanlama ile Amerika gezisi sonucunda. Biz orada biz derken kendi payıma demeyin ama bir çokları iktidarın artık demokrasiden uzaklaşan kibre, 'benim dediğim dedik' tavrına savrulan yüzüne ilk defa gördük. Birileri bunu görmek de istemedi. O tarihte görmek istemediler. O mazeretlere üretilen yalanlara inanmış arkadaşlarım vardı. Çevremizde bir çok arkadaşımız inandı. Çünkü hakikaten 2002’den 2012’ye kadar her iktidarın yanlışı vardır ama doğruları daha fazla olan bir süreçten geçiyor gibiydik fakat Gezi'de 'onlar istedikleri kadar bağırsınlar ben karar verdim, yapılacak' tavrı acımasız biçimde ortaya çıktı.”

Gezi’nin başlangıcında, İstanbul’daki dikey yapılaşmaya itiraz eden iktidar partisinden pek çok insanın 1,2 ve 3. günü o meydanda olduğunu anlatan Günay, şöyle konuştu: “Fakat 3. gün Cuma sabahı erkenden bir saldırı yapıldı ve orası terörize edildi. Ondan sonra artık iktidara yakın hiç kimse oraya gitmeye cesaret edemedi. Marjinal bir takım gruplar sokuldular. Çok başka bir boyuta iş taşınmaya çalışıldı. Provokatörler Türkiye’de çok yaygın ve derindir. Ben 12 Mart ve 12 Eylül’ü yaşamış bir arkadaşınız olarak. 'Her patlayan bomba nereye aittir' diye bir ön yargıdan önce 'bundan kim yararlanıyor' diye düşünmeyi tercih ederim. Bundan kim yararlanıyor. Bu sonuçta kimin işine yarıyor. Buna bakmayı tercih ederim. Çünkü 12 Eylül öncesi aynı silahın bir şehirde iki karşı mahalle de karşıt görüşlü insanları aynı silahın öldürdüğünü belgeledi Türkiye Cumhuriyeti daha sonra ama bu hala herkes tarafından bilinmek istenmeyen bir gerçektir. O yüzden provokatörler bu tür eşiklerde çok ortaya çıkarlar. Gezi’de de bu yaşandı. Bir miktar deşifre oldu Gezi’de.”

HANGİ YASAĞI GETİRİRSENİZ GETİRİN BÜTÜN O YASAKLARI DELEN KUŞ SESLERİ VAR

17-25 Aralık’tan itibaren herkesin yaşananları öğrendiğini ve sağır sultanın bile ne olup bittiğini duyduğunu hatırlatan Günay, şu değerlendirmelerde bulundu: “Şimdi onun bedellerini ödüyoruz. Orta Doğu’da lider olmak için Orta Doğu’daki süprüntü liderler kadar en azından zengin olmak, diktatörler kadar zengin olmak iştahının, tamahkarlığının, hırsının deşifre olması hukuki tabirle cürmü meşhut olması, suçüstü olması karşısında yaşanan paniğin bedellerini ödüyoruz. Bu konu hukuk önüne çıkarılmaması için Türkiye’de hukuk altüst edildi. Bu konu hukuk önüne çıkarılmaması için 2015 7 Haziran seçimlerine giderken inanılmaz bir keskin dil kullanıldı. Taraflaştırıcı, kendi tarafını kemikleştirici dil kullanıldı. Mütedeyyin olduğunu varsaydığımız insanlar bu konu hukuk önüne çıkmasın diye 75 milyon insanın önünde ettikleri yemini çiğnemekte zaruret gördüler, buna ihtiyaç hissettiler. Şimdi bu konu hukuk önüne çıkmaması için son olayları yaşıyoruz hep birlikte. Vahim bir yere geldik. Çok vahim bir yere geldik. Bundan önce 27 Mayıs geldi, 1 yılda gitti. 12 Mart geldi 1,5 yılda gitti. 12 Eylül 2,5 yılda gitti bu sefer kalmaya çalışan bir çökertme, kalmaya çalışan bir kriz, kalmaya çalışan bir karabasanla karşı karşıyayız. Çıkacak mıyız? Burada çıkacağız. Bence çıkacağız.”

12 Eylül döneminde Türkiye’de ve dünyada neler olduğunu gece geç saatlerde BBC’den öğrenmeye çalıştıklarını anlatan Günay, “Şimdi öyle değil. Hangi yasağı getirseniz getirin, bütün o yasakları delen kuş sesleri var. Çok rahatlıkla herkesin herkese bilgi ulaştırdığı bir ortam var. Zulümle abat olunmayacağı, zulmün sonunun berbat olduğu tarihin güç dönemlerinde bile yaşanmış ki bu dönemde olmaz. Sadece hem kendilerini yoruyorlar hem bizi yoruyorlar. Yazık oluyor Türkiye’ye. Türkiye’nin 2015 yılında olması gereken yer burası değildi.” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126