HDP'li Yüksekdağ: Hükümetin Dolmabahçe mutabakatındaki imzası hala kurumamıştır

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 7 Haziran'dan önce hazırlıkları yapılan 'çatışma' sürecinin başlatıldığını ve Türkiye toplumunun kendisini büyük bir 'linç, kutuplaşma ve karşılıklı gerilim' atmosferinin içinde bulduğunu...

HDP'li Yüksekdağ: Hükümetin Dolmabahçe mutabakatındaki imzası hala kurumamıştır

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 7 Haziran'dan önce hazırlıkları yapılan 'çatışma' sürecinin başlatıldığını ve Türkiye toplumunun kendisini büyük bir 'linç, kutuplaşma ve karşılıklı gerilim' atmosferinin içinde bulduğunu...

19 Ekim 2015 Pazartesi 17:47
HDP'li Yüksekdağ: Hükümetin Dolmabahçe mutabakatındaki imzası hala kurumamıştır
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 7 Haziran'dan önce hazırlıkları yapılan 'çatışma' sürecinin başlatıldığını ve Türkiye toplumunun kendisini büyük bir 'linç, kutuplaşma ve karşılıklı gerilim' atmosferinin içinde bulduğunu söyledi. Şirin Park Otel'de sivil toplum kuruluşlarına yönelik düzenlenen toplantıda konuşan Yüksekdağ, "Bu sorunların başladığı nokta, 28 Şubat'ta Dolmabahçe Mutabakatı'nın yani barış ve demokratik çözüm sürecinin reddedilmesiyle başlamıştı. Türkiye'deki siyasi iktidar, saray merkezli olarak, saray güdümünde bir karar alarak, iki yıldan beri sürdürülen barış ve demokratik çözüm sürecini askıya aldı. 28 Şubat mutabakatını; altında kendisinin de imzasının olduğu, hala o imza kurumamıştır. Hala o hükümetin imzası –o mutabakat açık– o metninin altında hala kurumamıştır. Cumhurbaşkanı'nın onayı hala hafızalardadır. Unutturmaya çalışıyorlar; o ayrı mesele. Ama kendi başlattıkları süreci inkar ederek, yıkarak çatışmasızlık ve demokratikleşme sürecinde yeniden silahların konuştuğu, yeniden tek taraflı olarak iktidar tarafından başlatılan bir savaşın gündeme oturtulduğu bir süreç başlatıldı." dedi.

Hükümetin bunu iktidarını, dayandığı gücü, serveti ve zenginliği korumak; 2023'e, hatta 2053 taşımak için yaptığını ileri süren Yüksekdağ, "Sadece dünyalık değil, 7 kuşaklarının dünyalıklarını da güvence altına alacak bir servetin, siyasi otoritenin ve kurumsal gücün üzerinde oturuyorlardı. Bu gücü kaybetmemek için çok daha fazla gücü elde etmeleri gerektiğini düşünüyorlardı. Bunun için de 'tek adam ve te parti yönetimi', çoğulculuğa asla tahammül etmeyen tekçi, otoriter bir siyaset tarzını benimsediler. 7 Haziran seçimleri öncesinde barış sürecinin bozulması, çatışmasızlık, diyalog sürecinin rafa kaldırılmasının temel nedeni buydu." diye konuştu.

TÜRKİYE TOPLUMUNU SANDIĞA MECBUR ETMEK İSTİYORLARDI'

7 Haziran'da Türkiye toplumunun yaklaşan tehlikenin farkında olduğuna dikkat çeken Yüksekdağ, şöyle devam etti: "Bozulan sadece çözüm süreci değildi. Veya karşımızda sadece 400 milletvekili için öylesine heveslenmiş, bir çılgın lider, bir çılgın adam yoktu. Bu heveslerin her birisinin bütün bir Türkiye halklarını büyük bir karanlığa götürecek, hazırlıkların parçası olduğunu gördü. Kapıya dayanan tehlikeyi, kapıya dayanan diktatörlük tehlikesini gördü. Ve 7 Haziran'da diktatörlük hazırlığına bir demokrasi gücü biriktirerek cevap verdi. Bugün 1 Kasım'a geldik. Çünkü hazretleri istedi. Çünkü başkan olma sevdasından, hırsından vazgeçmeyen o diktatörlük peşinden koşan zat istedi. Ve onun güdümünde, onun çizgisinde hizaya geçmiş AKP hükümeti istedi. 1 Kasım'da Türkiye'nin seçime gitmesi için geçerli tek bir neden yokken; 7 Haziran'dan bugüne meclisi adeta fesih ederek, devre dışı bıraktılar. Siyaset kurumlarını devre dışı bıraktılar. Bütün bu süreç, aynı zamanda Türkiye halkını seçime, sandığa mecbur bırakmak için bir savaşında başlatıldığı bir süreç oldu. Türkiye toplumunu bu sandığa mecbur ve ikna etmek istiyorlardı. Ama bunun için de bir gerekçeye ihtiyaçları vardı. İşte onun içinde barış çözüm ve çatışmasızlık sürecini yerle bir ederek, Türkiye toplumunun evlatlarını gözlerini kırpmadan harcadıkları bir savaşın fitilini ateşlediler."

'TÜRKİYE OYNANAN BU KİRLİ OYUNU GÖRÜYOR'

Bütün Türkiye'yi sandığa götürebilmek için "gözlerini kırpmadan savaş çıkardıklarını" iddia eden HDP'li Yüksekdağ, "Türkiye halklarını bu sandıklara mahkum bırakmak için 'bakın bana mecbursunuz, eğer bana oy vermezseniz, savaştan, ölümden başınızı kaldıramazsınız' diyen bir siyasi iktidar karşısında, halkımızı çaresiz bırakmak istiyorlar. İnsanlarımızı teslim almak istiyorlar. Bütün Türkiye oynanan bu kirli oyunu görüyor." şeklinde konuştu.

AKP'NİN PARALELİ DE BUGÜN IŞİD'TİR

Suruç katliamından buyana bütün bir bölgede çok büyük bir çıkar ve savaş yapılanması oluşturulduğunu öne süren Yüksekdağ, AKP iktidarına dönük, iddialarını şöyle sürdürdü: "Uluslararası bir suç organizasyonu kurdular. Bu 13 yıl boyunca ne yapıldı? Sorduğunuzda 'duble yol, şunu, bunu, saray yaptık' derler. Ama biz 13 yıl boyuncu ne yaptıklarını çok iyi biliyoruz. 13 yıl boyunca uluslararası bir suç organizasyonu yaptılar. Böyle bir organizasyon kurdular. İşte karşınızda IŞİD canileri. Onların kurdukları bölgesel, uluslararası suç organizasyonunun en koçbaşı parçasıdır. Şu an IŞİD çeteleri Türkiye'deki sarayın ve AKP hükümetinin vekalet savaşını yürütüyor. Yıllar boyunca Suriye'de başta Kürt, Ezidi ve Türkmen halkına karşı geliştirdikleri katliamcı saldırılar, mezhepçi temelde geliştirdikleri katliamlar; bunların her birisi AKP'nin ve sarayın siyasi çizgisinin kopyasıdır, doğru orantısıdır. O nedenle hani 'paralele karşı mücadele, paralel tehlikesi' diyorlar ya, kendilerinin paralelinin olduğunu unutuyorlar. AKP'nin paraleli de bugün IŞİD'tir. Tarihteki en büyük, en yıkıcı, en katliamcı paralel yapıyı onlar kurmuşlardır."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126