Kılıçdaroğlu: Güçlüler de hesap vermeli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çaykara ilçesi Kavlatan mevkiinde 5 HES işçisinin hayatını kaybettiği çığ felaketiyle ilgili sorumluların mutlaka hesap vermesi gerektiğini söyledi. Bir işçinin insani şartlarda çalışmasının...

Kılıçdaroğlu: Güçlüler de hesap vermeli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çaykara ilçesi Kavlatan mevkiinde 5 HES işçisinin hayatını kaybettiği çığ felaketiyle ilgili sorumluların mutlaka hesap vermesi gerektiğini söyledi. Bir işçinin insani şartlarda çalışmasının...

17 Ocak 2015 Cumartesi 14:48
Kılıçdaroğlu: Güçlüler de hesap vermeli
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çaykara ilçesi Kavlatan mevkiinde 5 HES işçisinin hayatını kaybettiği çığ felaketiyle ilgili sorumluların mutlaka hesap vermesi gerektiğini söyledi. Bir işçinin insani şartlarda çalışmasının esas olduğuna vurgu yapan Kılıçdaroğlu, “Doğa hakları diyoruz, insanların da hakları vardır. Ama maalesef Türkiye’de insanların hayatı çok ucuz. Soma’da 301 kişi halatını kaybetti, ne oldu? Toplum olarak ağladık, o kadar. Çığ felaketinde o koşullarda çalışmaması gereken işçiler çalıştırılıyor. Eğer hukuk çalışacaksa herkes için çalışmalı. Hukuk zayıflar için değil, güçlüler için de çalışmalı. Güçlüler de hesap vermeli. O koşullarda işçileri çalıştıranların en azında topluma, adalete hesap vermeleri gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin Trabzon İl Başkanlığı tarafından Zorlu Grand Hotel’de düzenlenen toplantıda, bölge illerinden gelen çevrecilerle bir araya geldi. Toplantıya Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu ve Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu ile parti yöneticileri de katıldı. Basına kapalı gerçekleştirilen toplantıda, çevre ve enerji konusu ele alındı. Katılımcıların görüşlerini dile getirdiği toplantıda alınan ortak karar daha sonra Kılıçdaroğlu tarafından basınla paylaşıldı. Çevre konusunda duyarlı olan Karadeniz’deki bütün sivil toplum kuruluşları ile bir araya geldiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Doğa haklarının korunması, insanlarının yaşam haklarına saygı duyulması, karşılaşılan sorunlar, izlenen politikalar, yapılan eylemler karşılığında STK’ların karşılaştığı zorluklar bu toplantıda dile getirildi ve 9 konu üzerinde görüş birliği sağlandı.” dedi.

Kılıçdaroğlu, söz konusu 9 konuyu maddeler halinde şöyle özetledi: “Birincisi, Çevre Etki Değerlendirme Raporu, bilimsel anlamda hazırlanmıyor ve dosyaya konmuyor. İlk temel sorunlardan biri bu. Maden arama, HES projeleri, doğayla ilgili herhangi bir proje uygulamaya konulduğunda ÇED raporu isteniyor. Ama bu rapor bazı özel bürolarda hazırlanıyor, kes - yapıştır yöntemiyle dosyalara konuyor. Dolayısıyla, ‘Bilimsel değil ve gerçekten de çevreyi korumaya yönelik rapor değil’ görüşü oy birliğiyle kabul edildi. STÖ’lerin belirlediği ikinci konu; ‘biz doğanın haklarını korumak için STÖ’ler olarak alınan kararlara karşı dava açıyoruz,. Yargıya başvuruyoruz. Yargı yürütmeyi durdurma kararı veriyor ama ilgili firma da, kamu da yargı kararlarına uymuyor. Bir hukuk devletinde herkesin yargı kararlarına uyması lazım. Eğer birileri için yargı kararları geçerli, birileri için geçersizse o ülkede hukuk devletinden söz edilemez’ diye arkadaşlarımız ortak düşüncelerini dile getirdiler. Üçüncü konu; özellikle Karadeniz’de uluslar arası anlaşmalarla korunan bazı doğa parçaları var. Bütün dünya bunun üzerine titriyor ama bizim ülkemizde korunmuyor. Bu konuda arkadaşlarım çevre duyarlılıklarını dile getirdiler. Dördüncü konu; meralar, özel mülkiyete asla konu edilmemeli ve edilemez. Ama maalesef yasalarda bu kadar açık hüküm olmasına karşın, meralar özel mülkiyete konu ediliyor. Bunun için de STÖ’ler mücadele ediyor. Yargıdan kararlar aldırıyor. Ama yargı kararlarına uyulmuyor. Beşinci konu; STÖ’lerin ortak talebi var. ‘Bir araya geliyoruz, doğa haklarını korumak için mücadele ediyoruz, kendi olanaklarımızı değerlendiriyoruz. Ama yargı uzun ve pahalı bir süreç. Doğa haklarının gerçekten korunması için, en azından bu alanla ilgili olarak açılan davaların yargı harçlarından muaf tutulması, bilirkişi raporu düzenlenecekse bu ücretlerin Hazine tarafından karşılanması. Bizim verdiğimiz mücadele bireysel değil, halkın çıkarı için bunu yapıyoruz. Eğer halkın çıkarını savunuyorsak halkın ödediği vergilerle bilirkişi ücretlerinin ödenmesi uygun olur’ diye bir düşünceyi ifade ettiler. Altıncı konu, Yeşil Yol projesi var. Bu projeyle ilgili STÖ’lerin ciddi kaygıları var. Yolun özellikle madencilerin daha rahat arama yapmaları, taş ocaklarının daha fazla çalışması için yapıldığı yönünde kaygı var. Bu kaygının mutlaka giderilmesi gerekiyor. Yedinci konu; STÖ’ler haklı olarak şunu söylüyorlar. ‘Bir yerde eğer doğa hakkı kısıtlanıyorsa, şu veya bu şekilde doğaya zarar veriliyorsa, biz eylem yapıyoruz, yürüyüş, gösteri yapıyoruz. Hakkımızı savunuyoruz. Anayasadan kaynaklanan hakkımızı savunuyoruz. Ama güvenlik güçleri bize çok hoyratça davranıyorlar’ diyor arkadaşlar. ‘Biz yaşam savunucusuyuz. Kelebeğin de suyun da sudan yararlanan insanın da, dolayısıyla bütün canlıların hakkını koruyoruz. İnsanı ve doğayı seviyoruz. Bizim yaptığımız gösteriler Anayasa’dan kaynaklanan demokratik gösteri. Üzerimize çok büyük baskılar geliyor. Yaşam savunucusu olarak güvenlik sorunumuz var’ diyorlar. Gerçekten de, eğer bir sivil toplum örgütünün üyeleri güvenlik kaygısı taşıyorlarsa, ‘biz hayatı savunuyoruz ama bizim hayatımız güvenlik tehlikesiyle karşı karşıya’ diyorlarsa bu önemli bir vurgudur diye düşünüyorum. Sekizinci konu; ‘Su kullanım hakkı asla ve asla devredilmemelidir. Su topluma aittir. Dünyanın en stratejik ürünlerinden biridir. Susuz bir hayat asla olamaz. Su kullanım hakkı kamuya aittir ve devredilemez. Bu konuda çok net kuralların konulması ve verilmiş olan su kullanım hakkı sözleşmelerinin iptal edilmesi gerekiyor’ diye söylüyor sivil toplum kuruluşlarındaki arkadaşlarımız. Dokuzuncu konu; mutlaka bir Su Yasası çıkarılmalıdır. Evrensel anlamda doğa hakkını, insan hakkını koruyan, tabiattaki bütün canlıları koruyan su kadar önemli konunun mutlaka parlamentoda görüşülmesi ve yasaya bağlanması gerekir’ dediler. 9 konu üzerinde görüş birliği sağlandı. Bu 9 konuyu hem parti programımıza hem seçim bildirgemize taşıyacağız.”

“TBMM’YE DOĞAYLA İLGİLİ ARAŞTIRMA ÖNERGESİ VERECEĞİZ”
Karadeniz’in Türkiye’nin en güzel doğasını bağrında taşıdığına işaret eden Kılıçdaroğlu, doğanın hakkına herkesin saygı göstermesi gerektiğinin altını çizdi. Toplantıya katılan çevrecilerin pek çok konuya dile getirdiğine değinen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Arkadaşlarımız, ‘Biz ormanları Orman Bakanlığı’ndan, çevreyi Çevre Bakanlığı’ndan koruyoruz. Talan düzeni var. Talana karşı direniyoruz’ dediler. Bizim ve doğanın haklarımız var. Hatta İstanbul’dan emekli olduktan sonra gelip çocukluğunun geçtiği Karadeniz’e yerleşen bir aktivist şunu söyledi; ‘Ben İstanbul’dan Karadeniz’in güzelliklerini paylaşmak için geldim. Bahçemdeki armudu koparamıyoruz tozdan topraktan’. Bu tablo Karadenizliler’in kaldıracağı bir tablo değildir. Onların duygularına tercüman olmak için ben ve arkadaşlarım buraya geldik. Onlara şu sözü verdim; herhangi bir şekilde doğa hakkını korumak bağlamında bir milletvekiline ihtiyacınız olursa CHP milletvekilleri sizin yanınızda olacak. Manevi olarak da sizin yanınızda olacağız. Önümüzdeki günlerde doğa haklarıyla ilgili bir araştırma önergesi vereceğiz TBMM Başkanlığı’na. Eğer bu genel kurulda kabul edilirse buradaki STÖ’lerin yöneticileri başta olmak üzere onları parlamentoya davet edeceğiz. O araştırma komisyonunun tutarlı araştırma yapması açısından onları da Ankara’ya davet edeceğiz."

“SORUMLULAR HESAP VERMELİ
Kılıçdaroğlu, Çaykara ilçesi Kavlatan mevkiinde 5 HES işçisinin hayatını kaybettiği çığ felaketiyle ilgili soru üzerine ise sorumluların mutlaka hesap vermesi gerektiğini söyledi. Bir işçinin insani şartlarda çalışmasının esas olduğuna vurgu yapan Kılıçdaroğlu, “Doğa hakları diyoruz, insanların da hakları vardır. Ama maalesef Türkiye’de insanların hayatı çok ucuz. Soma’da 301 kişi halatını kaybetti, ne oldu? Toplum olarak ağladık, o kadar. Çığ felaketinde o koşullarda çalışmaması gereken işçiler çalıştırılıyor. Eğer hukuk çalışacaksa herkes için çalışmalı. Hukuk zayıflar için değil, güçlüler için de çalışmalı. Güçlüler de hesap vermeli. O koşullarda işçileri çalıştıranların en azında topluma, adalete hesap vermeleri gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

‘Çevreyi yok ederseniz doğal afetlere de zemin hazırlamış olursunuz’ diyen CHP lideri, sözlerine şöyle devam etti: “O nedenle çevre konusunda duyarlılık sergileyen arkadaşlarımız bunu da dile getirdiler. Çevreyi özgür bırakmak lazım. Fazla müdahale etmemek lazım, çevreyi yok etmemek lazım. Ağaçları yok ediyorsunuz, sel felaketleri oluyor. Dolayısıyla Karadeniz’in bitki örtüsünü ve doğasını korumak hepimizin ortak görevidir.”

Kılıçdaroğlu, Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edilen İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler ile ilgili bir başka soru üzerini de, bugünden düşüncelerini açıklamanın doğru olmayacağını, kararı Yüksek Disiplin Kurulu vereceğine dikkat çekti.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126