Kılıçdaroğlu: Milletin egemenliğinin bir kişiye verilmesi mümkün değil

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletin egemenliğini bir kişiye verilmesinin kesinlikle mümkün olmadığını söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de 23 Nisan özel oturumunda konuştu. Meclis'in özgürlükçü ve milliyetçi olduğunu...

Kılıçdaroğlu: Milletin egemenliğinin bir kişiye verilmesi mümkün değil

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletin egemenliğini bir kişiye verilmesinin kesinlikle mümkün olmadığını söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de 23 Nisan özel oturumunda konuştu. Meclis'in özgürlükçü ve milliyetçi olduğunu...

23 Nisan 2015 Perşembe 15:13
Kılıçdaroğlu: Milletin egemenliğinin bir kişiye verilmesi mümkün değil
banner203
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milletin egemenliğini bir kişiye verilmesinin kesinlikle mümkün olmadığını söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de 23 Nisan özel oturumunda konuştu. Meclis'in özgürlükçü ve milliyetçi olduğunu ve hiç şüphesiz bu Meclis'in devrimci bir Meclis olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Bu Meclis'in şanı büyüktür, şerefi büyüktür, elbette unvanları vardır. Fakat öyle bir kavram var ki TBMM’nin diğer bütün niteliklerini kendi kuruluş kimyasında var olan o özelliğine borçluyuz. Olmazsa olmaz o kavramın adı hukuktur. Bu Meclis, kendi varoluşunu millete ve hukuka borçludur. Bu bağlamda Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyetini çok iyi anlamak zorundayız… Unutulmaması gereken gerçek şudur… Bu Meclis milletin hukukunu içerde ve dışarıda müdafaa etmek üzere kuruldu. Ve bu Meclis, hukukun üstünlüğüne inandığı içindir ki bizi defalarca karanlığın içerisinden çekip, aydınlığa ulaştırmış bir meclistir." diye konuştu.

Meclis'in milli egemenliğin sembolü olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Milli egemenliğin önemini Mustafa Kemal Atatürk şöyle anlatır. ‘Bu kadar acı tecrübeyi geçiren milletin, bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün değildir. Milletimiz, hiç kimsenin iznine gerek görmeden milli egemenliğini almış ve kullanmıştır. Milli egemenlik öyle bir nurdur ki onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar yok olur.’ Evet bu kadar acı tecrübeyi geçiren bir milletin, bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün değildir." dedi.

Bu ülkede egemen olanın millet olduğunu ve milletin egemenliğini kurumlar aracılığıyla kullandığını kaydeden Kılıçdaroğlu, "Yasama, yürütme ve yargı birbirinin karşıtı değil, çağdaş bir iş bölümü içerisinde çalışması gereken kurumlardır. Bu kurumlar, demokraside denge ve denetleme ağını oluştururlar. Güçler ayrılığı ilkesinin özü, demokrasiyi güçlendirmek ve milletin hakkını ve hukukunu güvence altına almaktır… Ama maalesef bu konuda ciddi sorunlar yaşıyoruz. Anayasamızın 98. maddesi diyor ki, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanır." şeklinde konuştu.

'PARLAMENTER DEMOKRASİ, SİYASAL VE SOSYAL KÜLTÜRÜMÜZÜN PARÇASIDIR'

24. dönemde sadece CHP milletvekillerinin verdikleri soru önergelerinden 11 bin 436’sının yürütme organı tarafından cevaplandırılmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Burada ciddi bir sorunumuz var demektir… Hukuku göz ardı ediyoruz demektir. Yürütme organının yasama organını tanımaması demektir… Açıkça sormak istiyorum. Böyle bir tablo bu Meclis'in saygınlığına gölge düşürmez mi? Bizim yaklaşık 150 yıllık bir parlamenter demokrasi tarihimiz var. Parlamenter demokrasi, siyasal ve sosyal kültürümüzün parçasıdır. Ancak 12 Eylül darbe yasalarıyla parlamenter sistemimiz derin yaralar almıştır. Darbe yasalarıyla; siyasal partiler lider sultasına bırakılmış, seçim barajları ile milli iradenin mecliste gerçek anlamda temsili engellenmiş, Bunun sonucu olarak Meclis, sağlıklı denetim yapamaz hale getirilmiştir. Hele hele, kuvvetler ayrılığını ayak bağı gören bir anlayış demokrasimize de, Meclis'in saygınlığına da gölge düşürmüştür. O kadar ki Meclis’in bütçe hakkı bile kısıtlanmıştır. Bu manzara kabul edilemez." açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin üçüncü sınıf bir demokrasiyi hak eden bir ülke olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu şunları söyledi: "12 Eylül darbe hukukunu değiştirip, kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter sistemi yeniden güçlendirmek zorundayız. Bu süreci başlatacak yer TBMM’dir. Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşme tarihi aynı zamanda bu Meclisin yetkilerini savunma ve genişletme tarihidir. Bu meclisin yetkilerini gasp etmeye çalışan, Meclis'i de kanun yapma fabrikası olarak gören bir anlayış demokrasimizin gelişmesinin ve derinleşmesinin önündeki en büyük engeldir. Bizim çocuklarımıza karşı bir borcumuz var. Daha güçlü, daha özgür, daha zengin bir Türkiye’yi onlara bırakmalıyız. Bu yüzden bu ülkeyi kuranlar, 23 Nisan gününü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ilan ettiler. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, yaşanacak bir Türkiye umuduyla, Cumhuriyet Halk Partisi adına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, Türkiye’yi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum…"
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126