MHP'li Vural: Bir yanlışı doğru gibi göstermek zalimliktir

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Gezi olayları sırasında Kabataş'ta bir grubun bir belediye başkanının gelinine saldırdığı yönündeki haberin yalan olduğu iddialarına değinip, “Birçok yalan, kumpas ortaya çıkıyor. Bakın bunun editörlüğünü...

MHP'li Vural: Bir yanlışı doğru gibi göstermek zalimliktir

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Gezi olayları sırasında Kabataş'ta bir grubun bir belediye başkanının gelinine saldırdığı yönündeki haberin yalan olduğu iddialarına değinip, “Birçok yalan, kumpas ortaya çıkıyor. Bakın bunun editörlüğünü...

26 Ekim 2015 Pazartesi 19:09
MHP'li Vural: Bir yanlışı doğru gibi göstermek zalimliktir
MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Gezi olayları sırasında Kabataş'ta bir grubun bir belediye başkanının gelinine saldırdığı yönündeki haberin yalan olduğu iddialarına değinip, “Birçok yalan, kumpas ortaya çıkıyor. Bakın bunun editörlüğünü yapanın, bu haberi, mülakatla ropörtajla dile getiren kimseyle yaptığı zaman, ‘işte ne söyleyecekti ki, benim anlattıklarım’ demek suretiyle aslında kumpası ortaya koydu. Ve bütün bu sorumlular hesap vermedi. Ama ben şu soruyu soruyorum; Bunlar bunu yapmış olabilir ama bu yalan, bu kumpas nerede hazırlandı? Kim hazırladı, nereden gitti de Dolmabahçe’de dönemin başbakanının diline dolandı? Bu tezgahı ve kumpası hazırlayanlar kimlerdir? Bu yalanları hazırlayanlar kimlerdi? İşte bu bir zulümdür. Bir doğruyu bir yanlışa getirmek, bir yanlışı doğru gibi göstermek zalimliktir. Fakat sürekli olarak yalan ve iftirayı kullanmak suretiyle algı operasyonları yapmak, insanlar arasına kin ve nefret duygularını ifade etmek, gerçekten bunlar şeytana bile günahı öğretebilecek bir noktaya geldiklerini ortaya koyuyor. Medya bunun için hedef. Çünkü bir yalan üretecekler, bu yalanı pazarlayacaklar, bu yalana da toplumu inandıracaklar. O zaman medyayı da susturmaları, yandaş ya da candaş medya, ya da sopa havuç yöntemiyle medyanın gerçekler yerine algılarla bir ortam oluşturması gerektiğini düşünüyorlar. Bunlar, Hitler’in Nazi Almanyası’nın teknikleri gibi bunları kullanıyor. Yazıklar olsun. Gerçekler yerine yalanlar üretip bu yalanlarla toplumu belli noktalara sevk etmek, gözler ve kulaklar şehadet edecek. İnançlı insanlarsak, unutmayalım ki gözlerimiz ve kulaklarımız bütün bu gerçeklere şehadet edecek ve bunlar vakti geldiğinde gördüklerini ve duyduklarını söyleyecek. Ama koltuk sevdası maalesef bu yalanları üretmek nefsin ve kibrin emrine girecek kadar arzu ve ihtirasları bu noktaya gelenlerin millete vereceği bir şey yoktur” dedi.

'KORKULARI, BABİL KULESİNİN YIKILACAK OLMASI'

Algı üretenlerin korkusunun, ‘Babil kulesinin yıkılması’ olduğunu ifade eden Oktay Vural, “Peki bunların korkuları ne? Çünkü bunların korkuları, Babil Kulesi yıkılacak. Haram ve yalan saltanatı yıkılacak. Bundan korkuyorlar. Milletin gerçekleri görmesinden korkuyorlar. O bakımdan inşallah bu algı operasyonlarıyla, yalanlarla milleti aldatan ve kandıranlara karşılık gerçekleri gören vatandaşlarımız muhakkak 1 Kasım’da iradelerini gerçekler yönünde kullanarak bu yalan perdesini yalan dizisini bitirecektir.” dedi.

“PARTİ DEVLETİ, PARTİ MİLLETİ ŞİMDİ DE PARTİ EŞLERİ Mİ OLUŞTURACAKLAR?”

AK Partinin evlenemeyen gençleri evlendirmeyi vaat ettiğini ileri süren Oktay Vural, “Şimdi yeni, sınırsız vaatlere gittiler. Çok garip gerçekten, eş bulacaklar. Bu nasıl bir zihniyettir? Bu nasıl bir particiliktir? Parti devleti şimdi parti milleti, parti eşleri mi oluşturacaklar? Ailelerimizin temeli sevgi ve saygı olsun. Biz kız istemeye gittiğimiz zaman, ‘Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle’ gidilir, ailelerin içine parti meselesi girmesin. Bunlar doğru şeyler değil. Bir de bu konuda bir rekabet oluşursa, bunun sonu nereye varacak bilmiyorum. Ama bunların koltuk hırsı gerçekten bayağı fazla. ‘Koltuktan gideceğim’ endişesi çok farklı vaatlerin de gündeme gelmesini sağlıyor. Umarım bu konuda partilerin evlendirdiği aileler yerine manevi değerlerimiz sevgi ve saygının etrafında bir araya gelen aileler Türkiye’nin geleceği olacaktır. Bence ailelerimizi bu eksende oluşturmak Türkiye’nin birliği ve bütünlüğü için daha hayırlıdır” dedi.

MHP Grup Başkan Vekili ve İzmir Milletvekili Oktay Vural, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mustafa Varank'ın, 2 Şubat 2015 tarihinde TRT Haber kanalında yayımlanan, Cumhurbaşkanı Özel Yayını'ndan önce, "Ben dedim ki şunların kanalını TÜRKSAT'tan kaldıralım." şeklindeki sözüne sert tepki gösterdi.
Vural, "Hukuku, kanunsuzlukları takip eden cumhuriyet savcıları ne yapıyor, ne ediyor? Ama bu mesele sadece bir kişinin konuşması değil; bu fikir bir yerlerde oluşturulmuş, konuşulmuş ve gerçekleştirilmiş, yani bir çete işi var, suç işlemek amacıyla bir örgüt kurma. Üstelik kamu gücünü kullanarak bunu yapmak, cezayı arttıran bir husustur. Bunlar kendilerini ne zannediyor? Ali kıran, baş kesen. Bu bir demokrasi darbesidir." dedi.

'BU DOĞRUDAN DOĞRUYA GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAKTIR'

MHP Grup Başkan Vekili Vural, Başdanışman Varank'ın kameralara yansıyan sözlerini de değerlendiren Vural, bir suça hazırlık yaptıklarını, organize ettiklerini ve bu suçu realize ettiklerini açık ve net olarak ortaya koyduğunu ileri sürdü: "Bir kamu hizmetinin nasıl engellendiğini, kamu hizmeti yürüten bir kuruluşun görevi kötüye kullanma amacıyla nasıl kullanıldığını çok açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu doğrudan doğruya bir görevi kötüye kullanmadır. Siyasi bir menfaat için kanalları TÜRKSAT'tan indirmek, kamu hizmetini engellemektir. Aynı zamanda bir demokrasi darbesidir. Vatandaşın bilgi edinme, haberleşme hürriyetini kısıtlamak amacıyla yapılmaktadır. Bunun objektif, hukuki hiçbir temeli olmadığı açıktır. Sadece bir siyasi amaçla gerçekleştirilen bir husustur. Bunlar kendilerini ne zannediyorlar? Ali kıran, baş kesen. Sen orada devletin sahip olduğu bir kurumu yönetmekle mükellefsin. O kurumu kendi siyasi amaçların için kullanman, şahsi amaçların için kullanman doğrudan doğruya kamu hizmetini engellemektir."

'KANUNSUZLUKLARI TAKİP EDEN CUMHURİYET SAVCILARI VARSA...'

Mustafa Varank'ın sözlerinin suç teşkil ettiğini vurgulayan Oktay Vural, "Varsa bilmiyorum, hukuku takip eden, kanunsuzlukları takip eden cumhuriyet savcıları ne yapıyor, ne ediyor? Ama bu mesele sadece bir kişinin konuşması değil; bu fikir bir yerlerde oluşturulmuş, konuşulmuş ve gerçekleştirilmiş, yani bir çete işi var, suç işlemek amacıyla bir örgüt kurma. Üstelik kamu gücünü kullanarak bunu yapmak, cezayı artıran bir husus. Bu kanalları indirdiğiniz zaman devletin kaybının parasını sen mi vereceksin? Bu milletin, gerçekleri öğrenme hakkı yok mudur? Burası bir parti devleti midir? TÜRKSAT uydusu, Pravda'nın uydusu mudur? Neredeyse bunlar, gözleri dönmüş, TÜRKSAT uydusundan kanalları indirecekler, indirmezlerse vallahi füzeyle TÜRKSAT uydusunu indirecekler herhalde. Bu kadar gerçeklerin öğrenilmesinden korkan ve gerçeklerin öğrenilmesini engellemek için de medyayı her türlü imkanı kullanarak, ellerine geçirdikleri kamu gücünü kullanarak susturmak, milleti susturmak demektir. Bunlar medyayı görmeyen, kulakları duymayan bir hale getirmek ve bu yönüyle beyaz asayla toplumu yönetmek istiyorlar. İşte demokrasi, bu yönleriyle bakıldığında kesinlikle bir darbeyle karşı karşıya. TÜRKSAT uydusuyla ilgili, üstelik bir kamu kanalı olan TRT kanalında bunları açıkça itiraf edenleri dikkate aldığımızda, bir de bunu destekleyen bir medya mensubunun, 'çok merhametli olduğu' ifadesiyle bunu teyit etmesi inanılacak gibi değil." dedi.

'ACIMASIZCA DEVLETİN GÜCÜNÜ KULLANIYORLAR'

Türkiye'nin bir keyfi yönetim değil, bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Vural, "Bu zulüm bitmeli. Bu zalimlik bitmeli. Bu Ali kıran, baş kesenlik bitmeli. Bu despotluk bitmeli. Burası bir keyfi yönetim devleti değil, bir hukuk devletidir. Biz ancak Allah'a kulluk ederiz. Gücün karşısında boyun eğmek yerine, medeniyetimizin gücüne tâbi olmalıyız. Tehdit hepimize yöneliktir. Bu ifadeler aslında bugüne kadar yapılanların nasıl bir kumpas hazırlığı içinde olduklarını ortaya koyuyor. Millete bir kumpas hazırlığı yapılmış ve bu kumpası da adım adım realize etmek için acımasızca devletin gücünü kullanıyorlar. Zannederim artık bu zalimlere, bu zalimliğe bir ders vermenin zamanı geldi. 7 Haziran'da iktidar gücünü ellerinden aldık ama ders almadılar. İnşallah 1 Kasım'da Hanya'yı da Konya'yı da bunlara göstermek ve bunları da milletin hukukuna, milletin manevi değerleri eksenine getirmek konusunda da milletimiz oyunu kullanarak bu iradeyi ortaya koymalıdır." dedi.

İZMİR MİTİNGİ

Önümüzdeki Cuma günü İzmir’in Buca ilesi Çevik Bir Meydanı’nda miting düzenleyeceklerini dile getiren Oktay Vural, “Cuma günü inşallah biz de burada bir mitingle İzmirlilere MHP’nin mesajlarını paylaşacağız. Sevgili İzmirlileri, Buca Çevik Bir Meydanı’nda saat 17.00’de gerçekleştireceğimiz mitinge katılmaya çağırıyoruz. Hukuk devleti ekseninde, MHP’nin 7 Haziran seçimlerinde milletimizin verdiği mesajlar doğrultusunda 4 ilkemizi milletimize paylaşacağız. Dolmabahçe’de PKK’nın 10 talebine ‘evet’ diyenlerin MHP’nin 4 milli ilkesine karşı çıkmasını milletimizle paylaşacağız. Herkesi bu mitinge gelerek İzmir’e ve güzel Türkiyemize MHP’nin hizmet aşkını ifade etmek istiyoruz.” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126