TBMM Genel Kurulu’nda 'müsait' tartışmasında Akşener tepkisi

Türk Dil Kurumu’nun, sosyal medyada oldukça tartışılan 'müsait' kelimesi için verdiği karşılık, TBMM Genel Kurulu’nda da gündem oldu. Söz alan iktidar ve muhalefet partisi milletvekilleri ifadenin yanlışlığı konusunda hem fikir oldu....

TBMM Genel Kurulu’nda 'müsait' tartışmasında Akşener tepkisi

Türk Dil Kurumu’nun, sosyal medyada oldukça tartışılan 'müsait' kelimesi için verdiği karşılık, TBMM Genel Kurulu’nda da gündem oldu. Söz alan iktidar ve muhalefet partisi milletvekilleri ifadenin yanlışlığı konusunda hem fikir oldu....

11 Mart 2015 Çarşamba 00:44
TBMM Genel Kurulu’nda 'müsait' tartışmasında Akşener tepkisi
Türk Dil Kurumu’nun, sosyal medyada oldukça tartışılan 'müsait' kelimesi için verdiği karşılık, TBMM Genel Kurulu’nda da gündem oldu. Söz alan iktidar ve muhalefet partisi milletvekilleri ifadenin yanlışlığı konusunda hem fikir oldu. TBMM Başkanvekili Meral Akşener de erkeklerin örneklerini kadınlar üzerinden verdiğini belirterek, "Yani, bir kavga ediliyor, kadın örnek. İyi bir şey konuşuluyor, kadın örnek. İstemiyoruz kardeşim, yapmayın. Yani, bunu kimse, hiçbir kadın istemiyor." dedi.

Konuyu Genel Kurul’da gündeme ilk olarak HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel getirdi. Tüzel, gündeme dair konuşmasında 'müsait' tartışmalarına “Bu iktidarın zihniyeti bakıyoruz Türk Dil Kurumu’nda karşımıza çıkıyor. Bugün sosyal medya âdeta çalkalandı. Türk Dil Kurumu'nda ‘müsait’ kavramının karşılığı, parantez içerisinde 'kadın' diyor ve ‘Flört etmeye müsait’ diyerek bir kez daha kadını hakir gören, aşağılayan, eşitsizliğinin üzerine vurgu yapan, cinsiyetçi sömürüye açık bir söylem.” sözleriyle katıldı.

Konuya ilişkin söz alan AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı da kelimenin anlamının yanlış olduğunu söyledi: Bostancı, “Biraz önce Levent Bey konuşma yaparken Türk Dil Kurumu'nun sözlüğündeki bir ifadeden bahsetti. Burada ‘müsait’ kelimesinin karşılığı olarak 2'nci açıklamada ‘Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)’ şeklinde bir ifade mevcut. Bu ifade kadını hakir gören, kadını aşağılayan tavrın, anlayışın, zihnin uzantısı olan bir ifade ve Türk diline ilişkin bir kamusta olmaması gereken bir cümle. O bakımdan, Levent Bey'e teşekkür ediyorum, bunu sosyal medyada dile getiren arkadaşlara da çok teşekkür ediyorum.” dedi.

ERDOĞAN, 'EŞİTLİK FITRATA TERS' DERKEN NEYİ KASTEDİYORDU?

Bostancı’nın ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ise AKP’lilerin kadına yönelik politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Gök, “Tabii, devletin denetimindeki Türk Dil Kurumu’nda kadına yönelik böyle bir -hepimizin de üzüntüyle karşıladığı- ifadenin geçmesi aslında siyasal iktidarın da sahiplendiği bir anlayışı yansıtıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Eşitlik, fıtrata ters" derken neyi kastediyordu acaba? Varsın onlar inadına dekolte, inadına mini etek giyerek feveran etsinler’ derken neyi kastediyordu acaba? ‘Ananı da al, git’ derken neyi kastediyordu? ‘Her kürtaj bir Uludere'dir’ neyi kastediyordu? Yine, Sayın Bülent Arınç, ‘Kadınsa iffetli olacak, herkes içinde kahkaha atmayacak’ derken neyi kastediyordu? ‘Ben eş demem. Eş yoktur, eşitlik yoktur. Ben karımla çocuğuma eşit demem. Eşim değil, zevcem olur’ derken, ‘Çalışan kadından bahsediyorum, patronun hizmetini yapıyor’ derken AKP sözcüleri ve onların referans aldığı yazarlar… Bunlar basit, sıradan değerlendirmeler değil, siyasal iktidarın desteği ve himayesi olmasa bunlar da yazılmazdı. Herkes önce bir kere önündeki pisliği temizlesin.” ifadelerini kullandı.

ELASTİKİ KELİMELERDE TELAFFUZU DOĞRU YAPMAK GEREKİR

'Müsait' kelimesi üzerine konuşmak üzere söz alan bir diğer isim ise MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu oldu. Meclis'in Osmanlıca bilen tek vekili olan Halaçoğlu, “Şimdi, tabii ki ‘müsait’ kelimesinin karşılığı ‘uygun, uygun olan kişi’ anlamına gelir. Yani, siz ‘Müsait misiniz?’ diye sadece… Yani verilen örnek biraz hoş olmamıştır tabii ki Dil Kurumu'nun o ifadesinde. Yani bir makama müracaat edersiniz, görüşmek istediğinizde de müsait olup olmadığını sorabilirsiniz. Yani onu örnek de verebilirdi. Burada pek hoş olmamak durumundadır, hoş değildir. Ama bakın, bu türden kelimeleri kullanırken Türkçe'de, çok önemli birtakım değerler vardır, bu değerleri çok düzgün kullanmak gerekiyor. Yani, bir bakıma Türkçe'deki elastiki kelimelerde hem kullanmayı, dikkatli, diğer başka kelimelerle kullanmak gerekir hem de telaffuzu doğru yapmak gerekir. Yani ‘hakîr’ diyemezsiniz ‘hakir’ kelimesine, ‘fakir’ kelimesine de ‘fakîr’ diyemediğiniz gibi. Dolayısıyla, bunların çok doğru bir şekilde telaffuz edilmesi gerekir. Maalesef, eskiden olduğu gibi harfleri uzatacak işaretler konmamış olması büyük bir eksiklik olarak ortaya çıkıyor bununla birlikte.” değerlendirmesini yaptı.

ŞU TOKMAKLA BİR ŞEY Mİ YAPACAĞIZ BİLMİYORUM

Yaşanan tartışmalar üzerine TBMM Başkanvekili Akşener de “Son zamanlarda bütün kadınların dikkatini çeken ve her anlamda çeşitli sivil toplum örgütleri, yazarlar, çizerler, kadın siyasetçiler açısından hem çok incitici bulanan hem de itiraz edilen bir konu var. Rica ediyorum ben, Meclisimizi tenzih ederek ama erkekler genellikle örneklerini kadınlar üzerinden veriyor. Bu konuya biz milletvekilleri olarak, seçilmiş insanlar olarak kadınıyla, erkeğiyle eğer dikkat edebilirsek, bunu ortadan kaldırmanın bir yolunu bulmamız lazım. Yani, bir kavga ediliyor, kadın örnek. İyi bir şey konuşuluyor, kadın örnek. İstemiyoruz kardeşim, yapmayın. Yani, bunu kimse, hiçbir kadın istemiyor. Yani bununla ilgili biber mi süreceğiz, şu tokmakla bir şey mi yapacağız onu bilmiyorum.” dedi.

MÜSAİT ANLAYIŞI KADINI AŞAĞILAYAN BİR YAKLAŞIM

Akşener’in konuşmasının ardından Levent Tüzel, yeniden sataşmadan dolayı söz aldı. Tüzel şöyle konuştu: “AKP Grup Başkan Vekili bu kadınlara dönük hitap meselesini "bir fırsatçılık ve ucuz politika" olarak nitelendirdi, ben öyle düşünmüyorum, söylemleriyle ters ne yazık ki. Öncelikle, bu konuda yani kadınların bu kadar eşitlik talebi varken, daha dün 8 Martta bütün meydanlarda iktidar bu yönüyle eleştirilmişken, başta kadına dönük şiddet, cinayetler, tacizler, tecavüzler ve bütün bunların üstüne bu cinayetlerin arkasındaki faillere getirilen aflar, iyi hâller, takdir indirimleri…Şimdi, Sayın Başkan yani ‘Kadınları siyasetçiler diline dolamasın’ diyorsunuz ama bu ülkenin yarısı kadın nüfus ve özellikle kadın mücadelesi, kadın hareketi son on iki yıl boyunca iktidarın izlediği politikalar nedeniyle en üst mertebeye çıkmış durumda. O nedenle, burada bu meseleyle ilgili konuşulması aslında bir fırsatçılık değil, aynı zamanda yani ‘Modern çağın gereklerini yapıyoruz’ söylemiyle de AKP'nin politikalarını izah etmek hiç mümkün değil. Kadına bakış açısı ‘Dizini kır, evde otur, çalışacaksan da esnek çalışma modelleriyle sermayeye hizmet et’tir. İşte, "aile paketi" diye yarın öbür gün getirecekleri paketin de özelliği budur aslında. O nedenle de kadınların, ülkemiz kadınlarının hem sermaye iktidarına hem sermayenin fıtratına hem de muhafazakâr bir toplum yaratma hevesindeki iktidarın anlayışına karşı 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü'nde bu taleplerle alanlara çıkmıştır ve hepsinin özellikle gelip birleştiği nokta iktidar bu zihniyetini değiştirmediği sürece yani örneğimizdeki Türk Dil Kurumunda kadın meselesini, ‘müsait’ kavramını, kadına cinsiyetçi bir yaklaşımla ‘flört etmeye müsaitlik’ olarak algılayan bir zihniyeti ha bire tabii ki kadını hem aşağılayan hem de ona dönük şiddeti teşvik eden bir yaklaşım olduğu çok açıktır.”

İKTİDAR “HAMİLE KADIN SOKAKTA GEZEMEZ” DİYENİ DEVLET TELEVİZYONUNA ÇIKARIYOR

Bu konuda söz alan son kişi ise CHP’li Levent Gök oldu. AK Parti’yi eleştiren Gök, “Sorun Sayın Bostancı'nın sahiplenmesiyle çözülecek bir konu değil, ben öyle görmüyorum meseleyi. Şimdi, eğer şöyle olsaydı: ‘Hamile kadın sokakta gezemez’ diyen bir kişiyi devletin televizyonunda her hafta konuşma yapmaya bu iktidar davet etmeseydi ben size hak verirdim Sayın Naci Bostancı. Televizyonlarda kadınları aşağılayan konuşmaları yapan, yazılar yazan yazarlara sürekli açık oturumlarda ya da başka platformlarda onları bütün Türkiye'nin göreceği ve dinleyeceği bir şekilde değerlendirmek bir siyasal iktidarın sahiplenmesidir. Şimdi, belki burada bir yol ayrımındasınız. Bence siz de tavrınızı koyun. Bakın, bu kırılmalar belki doğruyu bulmamıza da yardımcı oluyor. Şimdi, önceki gün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü niye kutladık? Kadına yönelik şiddet, kadına yönelik aşağılık muameleler sona ersin diye kutladık ve kadınların yanında saf tuttuk. Ben burada hiçbir siyasi polemiğe girmiyorum. Biz -kendimi de katıyorum- erkeklerin kafalarını değiştirmesi gerekiyor değerli arkadaşlarım, Türkiye'de kadın sorunun çözümünde önce biz erkekler zihniyetimizi değiştirmemiz gerekiyor; bunun AKP'lisi de öyle, CHP'lisi de öyle, MHP'lisi de öyle, HDP'lisi de öyle, herkes öyle. Bir, genetik anlayışımızı toptan değiştirmemiz ve önce kendimizle mücadele etmemiz gerekiyor. Ben bunun altını çiziyorum. Bu anlayışla mücadele edersek Türkiye'de kadın hak ettiği yeri bulacaktır”

HER BİR ADAMIN AĞZINDAN ÇIKANI KONTROL EDECEĞİM

Bu konuda sön sözü üse Akşener söyledi: “Hadi bakalım iman tazeledik kadın konusunda. Ne kadar var, dört hafta mı var tatil olmaya? Ben de dört hafta boyunca her bir adamın ağzından çıkanı kontrol edeceğim.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126