Çocuk, Evliliği Kurtarmaya Yetmiyor

Uzman Psikolog Özge Genlik, yara almış ve kanayan bir ilişkinin çocuklar için sürdürülmesinin çocukların yaşama “güvensiz, mutsuz, umutsuz” bakabilmelerine zemin hazırlamakta ve özgüvensiz bireylerin var olmasına sebebiyet verdiğini...

Çocuk, Evliliği Kurtarmaya Yetmiyor

Uzman Psikolog Özge Genlik, yara almış ve kanayan bir ilişkinin çocuklar için sürdürülmesinin çocukların yaşama “güvensiz, mutsuz, umutsuz” bakabilmelerine zemin hazırlamakta ve özgüvensiz bireylerin var olmasına sebebiyet verdiğini...

28 Nisan 2016 Perşembe 12:28
Çocuk, Evliliği Kurtarmaya Yetmiyor
banner203
Uzman Psikolog Özge Genlik, yara almış ve kanayan bir ilişkinin çocuklar için sürdürülmesinin çocukların yaşama “güvensiz, mutsuz, umutsuz” bakabilmelerine zemin hazırlamakta ve özgüvensiz bireylerin var olmasına sebebiyet verdiğini söyledi.
Uzman Psikolog Özge Genlik, evliliğin bozulmaya başladığını işaret eden belirtiler konusunda yaptığı değerlendirmede, “Ilk belirti; partnerler arası “ruhsal sevişmenin” son bulmasıdır. Diğer bir deyim ile: “duygusal soğukluk”tur. Öncelikle partnerler bunu anlamdıramazlar ancak duygusal bağlamda birşey paylaşmak içlerinden gelmemektedir. Sadece zihinsel düzlemde kısa ve geçiştirici cümlelerden oluşan diyaloglar; evlilik sürecindeki ilk sarsıntıdır. Ardından fizyolojik düzayde de bir arada paylaşılan zamanda azalmalar gözlemlenir. Duygusal boyutta ayrışan çift, zihinsel boyutta da ayrışmaya başlamıştır. Ve çoğunlukla: “paylaşacak birşeyimiz kalmadı”, “eskisi gibi heyecan hissetmiyorum, herşey çok rutin” gibi söylemlere çok rastlanır” dedi.
Evliliğin dönüşümsel bir ilişki süreci olduğunu anlatan Uzman Psikolog Özge Genlik, “Parneriniz size, sizi yansıtan bir ayna vazifesi görmektedir. Partnerlerin özlemleri aynıdır ancak beklentileri farklıdır. Örneğin “sevmek ve sevilmek” her birimizin ortak özlemidir. Ancak sevgiyi ifade etme biçimindeki farklılıklar beklentileri ortaya çıkarır. Kimi insan sevildiğini duymak ister, kimisi dokunArak sevildiğini hisseder, kimisi sürekli kendisine somut düzlemde bir şeyler verildiğinde sevildiğini hisseder vb. Evlilik ilişkisi de beklentilerin farklılığından doğan bir ruhsal beslenme sürecidir. Partnerleri “farkılılıklar” biraraya getirir, “aynılıklar” uzaklaştırır” diye konuştu.
BOŞANMAYA NE ZAMAN KARAR VERİLMELİ ?
“Evlilik zeminindeki “güç” ile “mutluluğun” dansı ahenkli olmadığında o evlilik zaten son bulmuştur” diyen Uzman Psikolog Özge Genlik, daha sonra şunları kaydetti; “Güç; esnekliktir: Partnerler birbirlerini ne kadar istekle, keşif şapkalarını takarak anlamak için dinliyorlar ise evlilik zemini güçlüdür. Partnerlerden biri veya her ikisi de sadece kendi zeminlerinden anlatmak için konuştuklarında ve “dinlemek” yerine duymayı tercih ettiklerinde duygusal boşanma gerçekleşir.
Mutluluk; özgüven dir. “öz”e güvenmek; evlilikte ortak payda da partnere “istek” ve “ihtiyaçlarını” güvenle açabilmektir. “Olması gerekenleri” dayatmak ve inatla “-meli, -malı” zemininden konuşmak yerine; ayrışma ve buluşmamanın sentezinde olanı olduğu gibi kabul edebilmek rol beklentilerine girmeden duygudaşlık yapabilmek evlilik sürecindeki “mutluluktur”. Evlilik sürecindeki mutluluğun son bulması ile ruhsal boşanma gerçekleşir. Ruhsal ve duygusal olarak boşanmanın gerçeklşetiği bir evlilik zemininde zaten düşünsel ve fiziksel boşanma somut formda hızla oluşacaktır” dedi.
EVLİLİĞİ BİTİRMEK TEK TARAFIN KARARI İLE MÜMKÜN MÜ ?
Evliliğin 4 bin yıllık mazisi olan toplumsal bir kavram olduğunu anlatan Uzman Psikolog Özge Genlik, “Kadının “karı”, erkeğin de “koca” olarak adlandırıldığı ve karı-kocalık makamındaki zeminde kurulan ilişkinin adı “evlilik”tir. Bu bağlamda evlilik; kadın ve erkeğin duygusal-fiziksel-düşünselve ruhsal zeminde ortak payda da buluşma halidir. Evliliği bitirmek tek tarafın kararı ile mümkündür ancak ortada evliliği bitirme gibi bir karar var ise evlilik sürecinin yara aldığını söyleyebiliriz. Boşanma statik bir olgu değil bir süreçtir.Dinamik bir yapıya sahiptir ve içerisinde pek çok kişisel, sosyal, ekonomik ve hukuksal nicelikler barındırmaktadır. Bu bağlamda boşanma sürecinin psikososyal açıdan anlamlandırılmasına yardımcı olunması özellikle tek taraflı boşanma durumlarında daha işlevsel olacaktır. Psikolojik olarak boşanma hem bir yas evresini hem de kriz evresini iç içe sergilemektedir. Boşanma kararı tek taraflı alınmış ise boşanmak istemeyen taraf kendisini çaresiz ve yalnız hissedecek belki de partnerinin geri döneceğine ilişkin obsesyonlar (takıntılı düşünceler) üretecektir. Evliliği bitirmekta kararlı olan taraf tutumunda kararlılık sergiledikçe, evliliğinin sürdürmek isteyen partner “öfke, çaresizlik, uyku-iştah düzeninde dalgalanmalar deneyimleyerek duygusal ve fiziksel tansiyonun yükselmesine zemin hazırlayabilmektedir. Bu süreçte en önemli husus; evliliğini sürdürmek isteyen kişiye “alan” ve “zaman” tanınmasıdır. Çünkü evliliğini sürdürmek isteyen kişi; “kontrolsüz bir gebelik” sürecini deneyimlemektedir. Bebek dünayaya “merhaba” demek üzereyken, anne “korku” duygusunu deneyimliyorsa, ne yapmalı? Anneye kendi kendisini teskin edebilmesi ve doğumu gerçekleştirebilmesi için vakit ve güvenli zemin tanınmalıdır. Bir süre sonra evliliği sürdürmekte niyetli olan kişi; evlilik mekanizmasının işlevsel olmayan yönlerinin farkına varacak ve kriz ile başa çıkma mekanizmalarını güçlendirerek aslında kendi arzu ve ihtiyaçlarının tatmini yönünde eylemde bulunduğunu, ilişkinin yara aldığını ve ilişkisel süreçteki iyileşmenin ancak partnerlerin ayrışması sonucunda gerçekleşebileceğini görecek ve duyumsayacaktır” şeklinde konuştu.
ÇOCUK İÇİN EVLİLİK SÜRDÜRÜLMELİ Mİ ?
Uzman Psikolog Özge Genlik, çocukların; anne-babalarının çocukları değil; yaşamın çocukları olduğunu belirterek, “Bu bağlamda, anne ve baba rolündeki kişiler sadece bir insan varlığını Dünya gezegenine getirmek, ardından bu canlının güven ile Dünya gezegenine bağlanmasından sorumlu ve görevli olduklarını daima hatırlamalıdırlar. Yara almış ve kanayan bir ilişkinin çocuklar için sürdürülmesi çocukların yaşama “güvensiz, mutsuz, umutsuz” bakabilmelerine zemin hazırlamakta ve özgüvensiz bireylerin var olmasına sebebiyet vermektedir. “Çocuklarım için fedakarlık yapıp ‘evlilliğimi’ sürdürüyorum.” diyen kadınlar ya da erkekler; kendi özlerindeki istek ile temas etmek yerine “çocuklarını” ön plana, sahneye alarak çocuklarını, evliliklerinin tamponu haline getirmektedirler. Bu tür kadın ve erkeler genellikle karşı kaşıya kaldıkları kriz durumu ile nasıl başa çıkacaklarını bilemeyen duygusal başa çıkma mekanizmaları zayıf bireylerdir. Kendi duyguları ile temas etmekten kaçındıklarından dolayı çocuklarını öne sürerler. Her zaman hatırda tutulması gereken: “Evlilik ilişkisinin sonlandırılması; karı-kocalık makamından ayrışmayı sembolize eder, halbuki anne-babalık makamındaki roller sonsuza dek sürecektir” şeklinde konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126