Meyvedeki ilaçlarla ilgili şok tespitler

Yediğimiz gıdalarla hastalıklar arasındaki bağlantıya dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Dr. Yavuz Dizdar, son yıllarda artan kısırlığın doğal olmayan besinlerle ilişkisini açıkladı.

Meyvedeki ilaçlarla ilgili şok tespitler

Yediğimiz gıdalarla hastalıklar arasındaki bağlantıya dair çarpıcı açıklamalarda bulunan Dr. Yavuz Dizdar, son yıllarda artan kısırlığın doğal olmayan besinlerle ilişkisini açıkladı.

27 Nisan 2014 Pazar 14:05
Meyvedeki ilaçlarla ilgili şok tespitler
banner203

Dr. Dizdar, özellikle meyve üreticilerinin kullandığı mantar ilacına dikkat çekti.

* Tarımda nasıl ilaçlar kullanılıyor?
Bir mantar ilacını mantar tedavisinde kullanıyorsunuz... Ancak mantar ilacını bitkiye kökten verenler var. İlaç, bitkinin dokusuna kadar yerleşiyor. Bu da küflenmemesini sağlıyor. Raf ömrünü uzatıyor. Ama aynı ilaç insanda aynı zamanda steroid hormon sentezini bozuyor. Bu da kısırlığa yol açıyor.

* Nasıl ilaçlar kullanılıyor?
Adana'da bir kişi kemoterapi ilacı istedi. Sebebini sorduk; bunları limona atarak dalda olgunlaşma süresini durduruyormuş. Mesela adamın kocaman bahçesi var. Daldaki ürünün hepsinin aynı anda büyümesini istemiyor. Kanser ilacı ile mahsulünün büyüme süresiyle oynuyor.

* Bu ilaçları nasıl elde ediyorlar?
İlaçları illegal yollardan elde ediyorlar ve amaç dışı kullanıyorlar. İlaçlar dalındaki portakalı, mandalinayı, limonu nasıl durdurabiliyorsa, biz de de aynı sistemde çalışıyor.

* Neden ilaca ihtiyaç duyuluyor?
Seralarda üretim, topraksız tarım, organik lafıyla süsleniyor. 'Topraklar kirlendi' deniliyor. Hiç alakası yok. Bir sıvının içerisine gerekli maddeleri koyuyor. Bitki bunlarla çok hızlı şekilde büyüyor. Örneğin bir domates durmadan uzayabiliyor. Çok düzgün gözüken bir meyve oluyor. Ancak ne bir besleyiciliği ne de bir tadı oluyor. Topraksız üretiliyor. Daha sağlıklı olduğu iddia ediliyor. Salatalık üretirken soruyorlarmış, 'Aroma mı istersiniz yoksa boy mu?' diye. Belirli bir aşamaya gelince suyu ona göre değiştiriliyor.

* Bu şekilde çok daha masraflı olmuyor mu?
Bütün maliyetler hesaplanıyor. Daha ucuza geliyor. Şöyle düşünün; tavuğu alıp normalde 6 ayda yetiştiriyorsunuz. 45 güne indirdiğiniz zaman büyümeyi, daha az yem yedirmiş oluyorsunuz. Bu da daha az maliyetli bir şeydir.

MEYVE SUYUNDA 'KATKI' YALANI
'Verimi artırıyoruz' diye kimyasal biçimde üretilmiş, 'raf ömrü uzasın' diye de aşırı işlemden geçirilmiş bütün endüstriyel gıdalar zan altında. Yapılan, 'aşırı fiziksel işlem' dediğimiz aşırı basınç ve sıcaklık işlemidir. Mesela meyve suları... Bunların sıkım sonrasında aromasını ayırıyorlar, sonra 130-140 dereceye ısıtıyorlar. İşte bu aşamada içerisindeki besleyici unsurların hemen hemen tamamı ortadan kalkıyor. Sonra aromayı geri ilave ettiklerinde 'katkısız' diye piyasaya sürüyorlar. Katkısız mı, evet katkısız. Ama içerik değişmiş, besleyici unsur kalmamış. Ne yersek yiyelim belli bir denge içerisinde olmak zorunda. Siz bu denge bozucu işlemleri bütün gıdalara uygularsanız hastalanmanız kaçınılmazdır.

TAVUĞUN BUDU ELDE DAĞILIYOR
Üreticiler, "1 hafta-10 gün önceden antibiyotiği kesiyoruz" diyorlar. Ama bu hayvanların dokusu dağılmış durumda. İlaç kalıntısının kalmadığının garantisi yok. 20 dakikada haşlıyorsunuz, çektiğinizde budu elinizde kalıyor. Göğüs kafesi vücudundan ayrılıyor. Pilicin bu kadar dağılmaya eğilimli olması körpelikle açıklanamaz. Bu demektir ki, vücudunun proteinleri sağlam değil, eksik yapılıyor. Oysa siz yediğiniz şey sağlıklıyla beslenebilirsiniz. Ama piliçler hasta. Bilimsel yayınlarda 45 güne geldiklerinde yüzde 10'unun öldüğü, daha ileri geçerlerse vücut boşluklarında sıvı toplandığı anlatılıyor. Tükettiğiniz besinin sağlığı sizden yüksek ya da en azından eşdeğer değilse siz sağlığınızı sürdüremezsiniz.

MUZA DOĞUM KONTROL HAPI
"Tarım ilaçları tahmin edilenden çok daha önemli ve ciddi bir sorundur. Çünkü amaç dışı uygulamalar yapılıyor. Örneğin; raf ömrünü uzatmak için muza gövdeden doğum kontrol hapı enjekte ediliyor. Türkiye'ye gelen ithal muzlar için de aynı şey söz konusu. Dünyanın bir ucundan gemiye yüklenen muzların olgun olduğunu düşünebiliyor musunuz? Hayır. Olgun olarak değil ham şekilde toplanıyorlar. Yolda gelirken süreç durmuş şekilde geliyor. En sonunda rengini aslına benzetmek kolaydır. Ortak yol etilen gazını verirseniz kendi rengine döner. Yani ham olan bir sebzeyi kırmızılaştırabilirsiniz. Etilen de zararlı bir şey değil bitkinin kendi hormonudur. Yalnızca dışarıdan vermeniz gerekir. Öte yandan, dışarıdan sıkılarak uygulanan tarım ilaçlarını yıkayarak ya da kabuğu soyarak bir yere kadar uzaklaştırabilirsiniz. Ama kökten verilmişse durum değişir. Binlerce tarım ilacı çeşidi var. Burada biraz çiftçinin insafına kalmışsınız."

ABD'NİN ESERİ
"Tavukçuluk sektöründeki olumsuz üretim biçimi bize ABD'den miras kaldı. ABD'de 1950'lerden beri uygulanıyor. Hastalıklar da orada bu tarihlerden sonra ortaya çıkıyor. Bu üretim yöntemi, ülkemize 1990'larda geldi. Gerçekten tavuk üreten yerli firmalar battı. Piliç üretimi ancak yemle yapılabiliyor. Hayvanların soyları gerçekten geliştirilmiş, yani alıp düzgün beslediğinizde de köy tavuğundan cüsse olarak büyükler. Ama sorun 45 günde nasıl büyüyebildikleri.

PAZARA GİDELİM
Nereden, nasıl alışveriş yapacağını şaşıranlara Dr. Yavuz Dizdar, şu öneride bulunuyor: "Pazara gidip, meyveler mevsiminde alınırsa tarım ilacı olasılığı daha azdır. Tadından, kokusundan ve dokusundan ayırt edebilirsiniz."

TAKVİM

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126