CHP'den sokağı kışkırtacak tehlikeli çağrı

Gezi olaylarında ve 17 Aralık sürecinde kurulan kumpasa ortak olan muhalefet, montajlı kaset oyununda da siyaset sınırlarının dışına çıktı.

CHP'den sokağı kışkırtacak tehlikeli çağrı

Gezi olaylarında ve 17 Aralık sürecinde kurulan kumpasa ortak olan muhalefet, montajlı kaset oyununda da siyaset sınırlarının dışına çıktı.

27 Şubat 2014 Perşembe 16:08
CHP'den sokağı kışkırtacak tehlikeli çağrı
banner203

Başbakanlık'ın ilk saatlerdeki yalanlamasına rağmen bunu görmezden gelen ana muhalefet partisi CHP, iktidarı devirme hayaliyle yeni bir Gezi provokasyonu peşine düştü... Devlet bir bütün halinde kirli oyunu bozmaya çalışırken, CHP -aksini ispatlayamadığı- 'yalan kayıt' üzerinden sokakları karıştırma çabasında...

Türk siyasi tarihine geçecek süreç şöyle gelişti;

Yaklaşık 3 bin kişinin, paralel yapılar tarafından yıllardır dinlendiğini ortaya koyan skandalın patlak verdiği günün akşamında, internette Başbakan ile oğlu arasında geçtiği öne sürülen bir ses kaydı servis edildi.

Kendi santrallerinin de dinlenildiği 'tape'lerle ortaya konulan CHP ve MHP, bu skandal için değil, henüz doğruluğu tespit edilmeyen ses kaydı için parti yönetimlerini olağanüstü toplantıya çağırdı.

CHP, alelacele hükümeti istifaya davet etti. Ancak Başbakanlık, ses kayıtlarının montaj olduğunu açıkladı. MHP Lideri Devlet Bahçeli ise yazılı bir açıklamada bulundu ve "Hükümetin meşruiyeti kalmamıştır. Başbakan için malum son görünmüştür" dedi. Ertesi gün Başbakan Erdoğan grup toplantısında, ses kaydının kesinlikle hiçbir şekilde doğru olmadığını dile getirdi, bunun ispatlanacağını söyledi. Ancak CHP Lideri Kılıçdaroğlu, grup toplantısında, yasak olmasına ve parti içinden "inanmıyoruz, bu montaj" açıklamalarına rağmen ses kayıtlarını yayınladı.

"Ağrı Dağı kadar gerçek" dediği ses kaydının gerçekliği konusunda hiçbir delil ortaya koyamayan Kılıçdaroğlu, daha da ileri giderek, sokak olaylarıyla iktidarın devrildiği Ukrayna'dan esinlenip, Başbakan'a "Ya helikopterle kaç ya da istifa et" dedi.

Bu sırada bazı CHP'lilerin, partili gençleri sokağa dökmek için girişimlerde bulunduğu internete yansıdı.

Aynı gün Ankara'da 1071 Malazgirt Bulvarı'nın Erdoğan tarafından hizmete açılışı sırasında ODTÜ'lüler, Bizans kostümleri giyip terör estirdi. Polisle çatışan protestocular, AK Parti seçim TIR'ına zarar verdi.

Akşam saatlerinde de İstanbul'da Gezi ruhu hortlatılmaya çalışıldı. Partililer, montaj olduğu açıklanan ses kaydını bahane ederek sokağa döküldü. İstanbul'un yanı sıra Ankara, Antalya ve İzmir gibi illerde de gösteriler düzenlendi. CHP dün de Taksim İstiklal Caddesi'nde protesto gösterisi gerçekleştirdi.

CHP MYK ise yaptığı toplantıda dinleme tapelerinin seçim meydanlarında da kullanılmasını kararlaştırdı.

DEMİRTAŞ DA SOKAKLA İLGİLİ TEHLİKEYE İŞARET ETTİ

Önceki gün TBMM'de bir grup gazeteci ile görüşen BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın hata üstüne hata yaptığını söyleyerek şöyle devam etti: "Bu hatalar gerilimi besliyor toplumda kamplaşmayı, kutuplaşmayı derinleştiriyor. Artık başbakana ve etrafındakilere zarar vermenin ötesinde Türkiye'nin her yerine zarar verecek bir noktaya gelindi.

Başbakan bu tutumunu ısrarla sürdürür kendi etrafındaki kişiler hariç herkesi aptal yerine koymaya devam ederse bu öfke başka şeylere vesile olabilir. Başbakanın bunu iyi hesap etmesi ve ülkeyi kaotik bir ortama sürüklemeden gereğini yapması lazım.

Sokakların öfkesinin çok kabardığını biliyoruz. Bu öfkeyi başbakan sürekli besliyor. O zaman AKP'lilerin dışındaki herkes hedef haline geliyor, toplum da bunu algılıyor doğal bir refleks geliştiriyor. Bu öfke de sokağa taşabiliyor. Böyle bir durumda biz halkın yanında oluruz, yani halk neredeyse orada oluruz."

Kılıçdaroğlu dün başka bugün başka!

17 Aralık sürecinden bu yana Ergenekon ve Balyoz davaları ile ilgili hiçbir açıklama yapmayan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun, geçmişte, bugün söylediklerinin tam aksini savunduğu sözleri dün medyaya yansıdı. 17 Aralık sonrası savunduğu savcı ve hakimleri, daha birkaç ay öncesine kadar hedef tahtasına oturtan Kılıçdaroğlu, 2011'de katıldığı bir TV programında şunları söylemiş: "Kim veriyor dinleme kayıtlarını? Bunlar gizli değil mi? Soruşturma gizli değil mi? Bunları veren savcının bu ülkede hesap vermemesi diye bir olay olabilir mi? Kim bu savcı?"

KİM NE DEDİ?

Emrullah İşler (Başbakan Yardımcısı)

CHP ve MHP genel başkanlarının kaset komplosu üzerine balıklama atlamaları Türk siyaseti açısından talihsizliktir. Telekulak skandalının ortaya çıktığı gün montajın yayınlanması paralel çetenin pisliğini örtbas etmeye yöneliktir. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin dakikalar içinde gösterdiği refleks, haberdar olduklarını akla getiriyor.

Ahmet Aydın (AK Parti Grup Başkanvekili)

Meşru yollarla götüremedikleri iktidarı kanunsuz dinlemelerle, mesnetsiz iddialarla kaos oluşturarak götürmek istiyorlar. Gezi'de, 17 Aralık'ta denendi ama başarılı olamadı. Demokratik kanalları kullanmak yerine sokağı hareketlendirmek istiyorlar. 'Yeter ki iktidar gitsin Türkiye kaybederse kaybetsin' diyorlar.

Bülent Orakoğlu (Emn. eski İstihbarat D.Bşk.)

Üretilmiş, montajlı bir belgeyi Meclis kürsüsünden okumak kadar yanlış bir şey olamaz. Bu, suçtur. Sayın Kılıçdaroğlu, hükümeti yıpratarak bu şekilde iktidara gelmenin yolunu arıyor. Bunu tetkik ettirdiğini söylüyor. Kime ettirdin, nereye ettirdin? Burada da dış ayak var."

Birgül Ayman Güler (CHP İzmir Milletvekili)

Gizlice ve karanlıkta kalarak dinleme, izleme yapanların kasetlerine itibar etmiyorum. Bunların hiçbir biçimde iyi bir amaç güdebileceğine inancım yok. Bilmediğimiz kişi ve merkezler, bu yolla Türkiye'yi dizayn etme cüreti buluyor. Artık kime dönük olursa olsun 'yetti artık' denilmesi gerekiyor. TBMM, açmazdan kurtulmak için komisyonlar kurmalı.

Ahmet Gündoğdu (Memur Sen Genel Başkanı)

7 bin kişinin dinlendiğinin belirlendiği gün, adeta bu gündemi unutturmak için yeni ses kayıtları servis edildi. Özel hayatı deşifre etmenin hukuk ve ahlak adına yanlışlığının yanında olmamamız gerekiyor. Bunun sorumluları açığa çıkarılmalı. Kasetten başkan çıkaran anlayışa bel bağlamaktan kurtulmalı. Türkiye artık eski Türkiye değil.

Ahmet Faruk Ünsal (Mazlum-Der Genel Başkanı)

Yasadışı dinlemeler, hele de bir başbakanın dinlenmiş olması felaket. Dolayısıyla bunlar üzerinden yasadışı siyasetin şekillendirilmesi hem hukuki, hem de ahlâkî değil.

Kaynak: TÜRKİYE GAZETESİ

Anahtar Kelimeler:
Sokağa Davet
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126