Erdoğan: Yaşadıklarımı anlatırsam ülke kaldırmaz

Ankara'da, Uluslar arası Stratejik Araştırmalar Kurumu USAK!dsa “Değişen Dengeler ve Türkiye'nin Artan Önemi” konulu konferans veren Başbakan Erdoğan, GATA olayıyla ilgili çarpıcı konuştu.

Erdoğan: Yaşadıklarımı anlatırsam ülke kaldırmaz

Ankara'da, Uluslar arası Stratejik Araştırmalar Kurumu USAK!dsa “Değişen Dengeler ve Türkiye'nin Artan Önemi” konulu konferans veren Başbakan Erdoğan, GATA olayıyla ilgili çarpıcı konuştu.

03 Şubat 2010 Çarşamba 17:31
Erdoğan: Yaşadıklarımı anlatırsam ülke kaldırmaz

USAK'da verdiği konferansın soru cevap bölümünde eşi Emine Erdoğan'ın GATA'ya alınmamasıyla ilgili konuya değinen Başbakan Erdoğan, üç yıl önce medyana gelen bu olayı gündeme taşımadıklarını belirterek şunları söyledi: "Söyleyecek daha çok şey var. Ama ülkem bunları kaldırmaz. Bazı şeyleri söylemek zaman istiyor" Erdoğan, eşinin alınmadığı GATA için "benim verdiğim vergi ve paralarla kurulan kurum" ifadesini kullandı. Erdoğan'ın sözleri şöyle: "ÜLKEM BUNU KALDIRMAZ" "Ben eşimin yaşadığı bir olayı anlattım. Üç senedir eşim de ben de bu işleri gündeme taşımadık. Ha gereken yerlere söyledim. Söyleyecek daha çok şeyler var. Ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki, biraz daha zaman kazanacak, belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alıp belki gündeme getireceğiz. Bunlar da var. Ama ülkem bunları kaldırmaz. Onun için bazı şeyleri söylemek zaman istiyor. LAİKLİK BUNUN GÜVENCESİ DEĞİL Mİ? Ama bunun zamanı gelmişti. Benim ülkemde çok önemli sanatçı hasta yatağında ve benim eşim ziyarete gitmek istiyor. Eşini arıyor, “Memnuniyetle” diyor. Biraz sonra tekrar dönüyor, “Emine hanım böyle böyle oldu. Ne olur biz sizinle dışarıda buluşalım.” Diyor. Ve dışarıda görüşmeyi yapıyorlar. Şimdi bunun akılla, izanla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu neyle izah edeceksiniz. Hangi özgürlük çerçevesinde bunu bir tanıma oturtacaksınız. Bunun demokrasiyle, laiklikle, hukuk devletiyle yakından uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesiyken, burada bir engelle karşılaşıyorsunuz. "VERGİLERİMİZLE OLUŞAN KURUM" Ve benim vergisini vermek suretiyle, parasını vermek suretiyle her şeyiyle oluşturduğumuz bir kurumun hastanesinde siz “başbakanın eşini burada bu ziyarete gelmesin. Burada farklı durumlar ortaya çıkabilir. Gerginleşme olabilir. Şu olur bu olur” gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Ha biz bu işin üzerine gidemez miydik? Gidebilirdik. Ama orada sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık”

Anahtar Kelimeler:
BelkiGündeme
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
E.Y 7 yıl önce

Bakarsanız büyük beyinlerin sistemi sorguladıkları rahatca görülüyor A TÜRKOĞU kardeşimiz davayı güzelce özetlemiş daha ne söylenir ki olay bundan ibaret değilmi

Avatar
A.TÜRKOĞLU 7 yıl önce

Ordumuz içindeki bu milletin milli ve manevi değerleri ile kavgalı, bir kısmı Doğu Perinçek'in "Karargah evleri"nde yetişme bir yapılanma bulunmaktadır. Bu yapılanmanın temeli 27 Mayıs 1960 darbesindensonra atılmıştır. O güne kadar milletinin milli ve manevi değerleri ile barışık subaylar orduda çoğunluğu teşkil etmekteydi. Öyle ki ordunun başı olan Fevzi ÇAKMAK'ın ehli tarikat olduğu dahi söylenir.

ABD güdümlü 1960 darbesinden sonra, yine ABD'nin onayı ile bu ülkenin Başbakanı ve iki bakanı suçsuz yere apar topar idam edilmiştir. Akabinde binlerce sağ görüşlü subay ordudan tasfiye edilmiştir. 1960 darbesi Türkiye Cumhuriyetinde askeri vaseyetin de başlangıcı olmuştur. Seçimle kendi zihniyetindeki bir iktidarın yönetime getirilmeyeceğini anlayan juntacılar, siyasi iktidarın elini kolunu bağlayacak şekilde bir kurumsal yapılanmaya gitmişlerdir. Bu kurumların yöneticilerinin atanması ise Cumhurbaşkanlığı makamına verilmiştir.Siyasal iktidarların sağ cenahtan, cumhurbaşkanlarının ise rejimin adamı olması öngörülmüştü. Bu durum Turgut ÖZAL'a kadar sürmüştür. Askeri darbe ile cumhurbaşkanı olanlara karşı gıkını çıkarmaynlar, Turgut ÖZAL ve Abdullah GÜL'ün milletin vekilleri tarafından cumhurbaşkanı seçilmesini bir türlü içlerine sindirememişler, hatta her türlü antidemokratik yöntemlerle cumhurbaşkanlığı seçimleri engellenmek istenmiştir. Türkiye'de cumhurbaşkanlığı öyle iddia edildiği gibi asla sembolik bir makam değildir. Öyle olsa bu kadar kavga niye yapılsın ki?

Son olarak belirtmeliyim ki; ABD'nin desteği olmadan bu ülkede asla ve asla darbe olmamıştır

Avatar
kürşat46 7 yıl önce

Kabullenecek bir durum değil başörtülü diye almamak.Sayın başbakan paslaşıyoruz genel kurmay başkanıyla diyordu.Kaos yaratıp gündemi değiştirmeyi ve mağdur rolünü çok iyi oynuyor. Yürütmenin başı kendileri, ağlayacağına çözüm üretsin. Yürütme ağlama duvarı değil icraat yeriedir

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126