Emre Taşdemir: Kendimi 'Bu yetenek varken bırakıp gidilmez' diye motive ettim

Yeni tanıştığı Süper Lig'de çabuk sivrilen 20 yaşındaki Emre Taşdemir, ilk A Millî Takım heyecanını Bulgaristan karşısında yaşadı. Çabukluğu, sürati ve teknik özellikleriyle hücuma büyük katkı sağlayan Bursasporlu sol bek Emre...

Emre Taşdemir: Kendimi 'Bu yetenek varken bırakıp gidilmez' diye motive ettim

Yeni tanıştığı Süper Lig'de çabuk sivrilen 20 yaşındaki Emre Taşdemir, ilk A Millî Takım heyecanını Bulgaristan karşısında yaşadı. Çabukluğu, sürati ve teknik özellikleriyle hücuma büyük katkı sağlayan Bursasporlu sol bek Emre...

01 Temmuz 2015 Çarşamba 11:42
Emre Taşdemir: Kendimi 'Bu yetenek varken bırakıp gidilmez' diye motive ettim
Yeni tanıştığı Süper Lig'de çabuk sivrilen 20 yaşındaki Emre Taşdemir, ilk A Millî Takım heyecanını Bulgaristan karşısında yaşadı. Çabukluğu, sürati ve teknik özellikleriyle hücuma büyük katkı sağlayan Bursasporlu sol bek Emre Taşdemir'in en büyük arzusu ise futbola uzun yıllar hizmet etmek ve başarılarıyla damga vurmak.

Futbol Federasyonu Basın Departmanı tarafından hazırlanan TamSaha Dergisi'ne konuşan Emre Taşdemir, Mazlum Uluç'a verdiği röportajda, 1995 yılında Ankara Yenimahalle'de doğduğunu belirtirken, "Annem ev hanımı, babam da Orman Bakanlığı'nda şoför olarak çalışıyor. Bir kız kardeşim var. Ailemde futbolla ilgilenen kimse yoktu. Kendimi bildim bileli sadece futbol topuyla büyüdüm. Futbola mahallede başlamıştım. Sokakta maç yapmaktan eve girmezdim. Yemeğimi bile annem dışarı getirirdi, ancak öyle oynarken yerdim. Okulda da başarılı bir çocuktum. Bu nedenle öğretmenlerim okumam için üzerime çok düşüyordu. Ailem futbolu çok sevdiğimi görünce beni bir kulübe yazdırmaya karar verdi. Etimesgut'ta bir futbol okuluna gittik. 9 yaşındaydım. Bana göre bir forma bulamadılar. Verdikleri en küçük forma bile üzerime bol gelince beni almadılar. Sonrasında okulda futbol oynamaya devam ettim. Bu arada derslerim de iyi gidiyordu. Oturduğumuz yerden taşınıp başka bir okula yazılınca da o okulun futbol takımına girdim. O sırada 7. sınıftaydım. Bir süre sonra da başka bir okulun takımı beni aldı." diyerek futbola nasıl başladığını anlattı.

Devam ettiği okulun değilde başka bir okulun takımında oynayan Emre Taşdemir, futbol oynadığı okul takımındaki çocukların bir kulübe girebilmeleri için hazırlandığını söylerken, annesiyle beraber futbol oynadığı gidip geldiğini ve sonrasında da Şekerspor'un seçmelerine gittiğini belirtti. Bu seçmelere katıldığında daha 13 yaşında olduğunu da belirten Emre Taşdemir, "O yaşa kadar bir futbol eğitimi almamıştım, benim için biraz zor oldu. Neyse, Şekerspor'a gittik, seçmeler yapıldı ve 7-8 kişiyle beraber ben de takıma seçildim. Lisansımın da çıkmasıyla Şekerspor'da futbola başlamış oldum. Şekerspor'da 3 sene oynadıktan sonra Ankaraspor'a geçtim. Ankaraspor'da 1 sezon oynadım ve o sezon da Türkiye şampiyonu olduk. Ankaraspor'un yaşadığı problemler sebebiyle futbolcuların Ankaragücü kulübüne geçmesiyle ben de oraya gitmek durumunda kaldım. Ankaragücü'ndeki ilk sezonumda da Akademi Ligi'nde Türkiye üçüncüsü olduk." dedi.

İşte Emre Taşdemir'in TamSaha Dergisi'ne verdiği röportajın ayrıntısı...

Yeteneklerin erken keşfedilmiş ve U15'ten itibaren Genç Millî Takımlarda oynamışsın. Ancak 2 Şubat 2012'de U17'de son maçını oynadıktan sonra yaklaşık 1.5 yıl ay yıldızlı formadan uzak kaldığın bir dönem var? Bu uzak kalışın sebebi neydi?
Beni Millî Takımlara ilk defa çağıran teknik direktör Abdullah Ercan Hocamdır. Üzerimdeki emeği gerçekten de çok büyüktür. Belki kendisi de hücum yönü çok güçlü bir sol bek olduğu için benim üzerime bu kadar düşmüştür diye düşünüyorum. Millî Takım'dan uzak kalma sebebim ise kulüpte bazı sorunlar ve sakatlık yaşamamdı.

Neydi bu sorunlar?
Kulüple ilgili her futbolcunun yaşayabileceği sorunlar ve sakatlıklar yaşadım. Futboldan uzak kaldığım bu süreç çok zorlu geçti. Birçok insan pes edip vazgeçebilirdi. Ama benim içimdeki futbol sevgisi buna izin vermedi. Çünkü ben futbolla yatıp futbolla kalkan ve bu oyunu çok seven birisiyim. Her zaman kendisine ve yeteneklerine güvenen bir oyuncu oldum. O dönemde de kendi kendimi 'Bu yetenek varken bırakıp gidilmez' diye motive ettim. O dönemde fikirlerine çok değer verdiğim bir hocam da bana çok destek oldu. 'Göreceksin, çok iyi takımlarda oynayacak, çok iyi yerlere geleceksin' sözleriyle bana moral veriyordu. Bugün dönüp arkama bakınca 'İyi ki hocamı da içimdeki sesi de dinlemişim' diye düşünüyorum.

Sorunların bittiği dönemden sonraki süreçte neler yaşadın?
Ankaragücü de o dönemde 2. Lig'e düştü. Sorunlar bittikten sonra 'Bu sezon artık benim sezonum olmalı' diye düşünüyordum. Evet, 2. Lig mücadele dozunun yüksek olduğu, futbolun sert oynandığı bir lig ama ben bu ligde süratim ve tekniğimle kendimi gösterebileceğimi düşünüyordum. Takımımız da oldukça kaliteliydi ve çok iyi bir sezon geçirdim. Bir sol bek olarak istatistiklerim gayet iyiydi. Transfer dönemi geldiğinde Genç Millî Takım'a gittim. Elit Tur'dan bir önceki maçtı ve orada da omzumdan bir sakatlık yaşadım. Bu sırada beni isteyen kulüpler de vardı ve ben Bursaspor'un teklifini kabul ettim.

Bursaspor'a giderken ne düşündün? Bu tercihin sebebi neydi?
Türkiye'de en üst seviyede futbol oynayabileceğim beş kulüp var. Birisi de Bursaspor. Diğer yandan Ankaragücü ile Bursaspor arasında bir kardeşlik durumu var. Bursaspor tribünlerinin coşkusu da bir başka faktör. Taraftarın beğendiği bir oyun tarzım olduğunu ve bunun da Bursaspor tribünleri tarafından olumlu karşılanacağını düşündüm. Bu nedenlerle Bursaspor'u seçtim ve bu tercihimden dolayı da çok memnunum. Sakatlıktan dönüp geldim, sezon kampını kaçırdım ve sonra ocak ayına kadar yine oynayamadım. Ocak'ta ise ayağıma bir fırsat geldi. Aziz Behiç ağabey Avustralya Millî Takımı'na gitmişti. Bana da böylelikle bir maç şans geldi ve o şansı da iyi değerlendirdim. Sonrasında da dört lig maçında ve kupa maçlarında oynadım; öyle devam etti.

Beğendiğin sol bekler hangileri?
Patrick Evra'nın Manchester United'da oynadığı dönemde oyun stilini beğenirdim. Ancak artık yaşlandı. Şu an oyun tarzını beğendiğim oyuncular Barcelonalı Jordi Alba ve Bayern Münihli David Alaba. İkisi de çabuk, süratli ve hücum yönü yüksek oyuncular. Ben de kendi stilimi herkese gösterip örnek alınacak bir futbolcu olmak istiyorum.

Beklerin hücuma katılması taraftarları mutlu ediyor ancak bir de bu işin geri dönmesi var. Pek çok bek oyuncusu bu geri dönüş riskini almamak için hücuma yeterince çıkmaz. Sen neredeyse bir açık gibi önde oynayabilecek bu özgüveni nereden buluyorsun?
Oynadıkça ve hücuma çıktığımda başarılı işler yaptıkça özgüven kazanıyorum. Doğuştan gelen bir rahatlık ve bir özgüven de var. Bunun sayesinde bir sorun yaşamıyorum.

Şenol Güneş Hoca seni zaman zaman sol açıkta da kullandı. Sen kendini hangi bölgede daha verimli ve rahat hissediyorsun?
Arka taraftan oyunu görmek daha faydalı oluyor. Zaten hızlı ve çabuk bir futbolcuyum, arkadan geldiğim zaman daha etkili oluyorum.

Aziz Behiç'le yaşadığın rekabet sana neler kazandırıyor?
Her şeyden önce beklemeyi öğrendim. Yedek kulübesinde beklemeyi öğrenmek, yani sabredebilmek bir futbolcu için çok önemli. O oynadığı zaman sen sürekli çalışmak, ilk fırsat geldiğinde de o şansı iyi değerlendirip, iyi performans göstermek zorundasın. Eğer ilk şans geldiği zaman iyi değerlendirirsen, hocanın kafasında "Bu oyuncuya her zaman görev verebilirim" imajını oluşturursun. Çok şükür ben geçtiğimiz sezon bunu başarabildim.

Futbola başladığında seninle birlikte olan pek çok arkadaşın şimdi bu oyunun dışında kaldı. Sense önce Süper Lig'i gördün, şimdi de Millî Takım kadrosundasın. Seni diğerlerinden ayırıp bugünkü noktaya getiren hangi özelliklerin oldu?
Bende bir alışkanlık var; her idman öncesi ve sonrasında çalışmayı seven bir insanım. Sorunun cevabı kısaca devamlı çalışmak, sadece bu! Bir de işine olan sadakat var tabiî ki. Beni onlardan ayıran özellikler bunlardı. Yani sadakat ve sabırla işimi severek yapıyorum.

Yedek kalıyorsun, sorunlar yaşıyorsun ama pes etmiyorsun.
Evet, aynen devam. Çünkü benim belirli hedeflerim ve hayallerim var. O hayal ve hedefler de beni çalışmaya teşvik ediyor. Her şeyden önemlisi işimi severek yapmam. İşinizi sevdiğiniz zaman hiç bir zaman yorulmazsınız.

Millî Takım'dan bu daveti bekliyor muydun? Sonuçta bu sezon çok fazla oynayan bir oyuncu değildin.
Açıkçası bekliyordum. Çünkü oynadığım dönemlerde iyi performans gösterdim. Ayrıca Fatih Hoca gençlere önem veriyor. Bunu bildiğim için bende çok çalışıyorum. Futbola başladığımda en önemli iki hedefimden birisi Millî Takım'da oynamaktı. Genç yaşımda bunu başardığımı görünce büyük mutluluk yaşadım. Milyonlarca kişi arasından sıyrılmak ve Türkiye'yi Millî Takım seviyesinde temsil etmek bambaşka bir duygu.

Genç bir oyuncu olarak mutlaka kapatman gereken eksiklerin de vardır. Sen de aynı fikirde misin?
Elbette, benim de eksiklerim var. Bu eksikleri giderebilmek için de zamana ihtiyacım var. Öncelikle daha profesyonelce çalışmalıyım. Sonuçta bir Süper Lig takımında sadece bir sezon çalışma fırsatı bulabildim. Geçmişte böyle imkânlara sahip değildim.

A Millî Takım'daki atmosfere çabuk uyum sağlayabildin mi?
Buraya geldiğim zaman çok heyecanlıydım. A Millî Takım benim hedefim, hayalimdi. Çocukken ve futbol oynamazken hep televizyondan maçlarını takip ederdim. Şimdi burada olmanın mutluluğu ve heyecanı var içimde. Çok güzel bir ortam var ve buradaki ağabeylerim de beni hep iyi ve sıcakkanlı karşıladı.

Futbolun dışında bir şeyler yapar mısın? İlgi alanların var mı?
Kitap okumayı ve özellikle dizi izlemeyi çok severim. Lost, The Walking Deadve Prison Break favori dizilerim. Kitap tercihlerim ise genellikle kişisel gelişim kitapları oluyor. Kendimi geliştirmemi sağlayan, beni üst taraflara çeken bütün kitapları okuyorum. Mesela Andres Iniesta'nın kitabı çok güzeldir. Onun da tek söylediği şey, sabır, sadakat ve çalışmak.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126