Memur-sen’den Ensar Vakfı Tepkisi

Memur-sen Ve Eğitim-bir-sen Tekirdağ Şube Başkanı Ferruh Topuz, Ensar Vakfı Karaman Şubesi’nde Yaşandığı İddia Edilen Taciz Skandalı İle İlgili, “kişisel Taciz Üzerinden Kurumlara Sarkanlar Da Ahlaksızdır” Dedi.

Memur-sen’den Ensar Vakfı Tepkisi

Memur-sen Ve Eğitim-bir-sen Tekirdağ Şube Başkanı Ferruh Topuz, Ensar Vakfı Karaman Şubesi’nde Yaşandığı İddia Edilen Taciz Skandalı İle İlgili, “kişisel Taciz Üzerinden Kurumlara Sarkanlar Da Ahlaksızdır” Dedi.

15 Nisan 2016 Cuma 20:01
Memur-sen’den Ensar Vakfı Tepkisi
banner203
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Tekirdağ Şube Başkanı Ferruh Topuz, Ensar Vakfı Karaman Şubesi’nde yaşandığı iddia edilen taciz skandalı ile ilgili, “Kişisel taciz üzerinden kurumlara sarkanlar da ahlaksızdır” dedi.
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Tekirdağ Şube Başkanı Ferruh Topuz, Ensar Vakfı Karaman Şubesi’nde yaşandığı iddia edilen taciz skandalı ile ilgili, yaptığı yazılı açıklamada, “Bir süredir, kitle iletişim araçlarında, ülkemizin çeşitli yerlerindeki okullarda vuku bulan veya vuku bulduğu söylenen taciz olaylarına adı karışan öğretmenlerle ilgili haberler, kurumsal aidiyetleri, geçmişteki üyelikleri ön plana çıkarılarak verilmektedir. Suçu işleyen ahlaksızların hastalıklı kişilikleri kurumların çeperi içerisinde eritilerek kurumlara dönük yaftalamalara dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Toplumun her kesiminde ve her kurumda bulunabilecek bir numune kepazelik üzerinden kişisel tacizden kurumsal tacize geçiş yapma çabaları dikkat çekmektedir. Neredeyse her gün toplumsal sorumlulukla bağdaşmayan, medya ilke ve prensiplerini de aşan bir fütursuzlukla okullarımızda, kurumlarımızda, çalışma hayatımızda taciz veya istismar vakaları, suçlunun dışında herkesi suçlayan bir edayla basında yayınlanarak, sosyal medyada köpürtülerek işlenmektedir” dedi.
2013 yılı rakamlarına göre sadece bir yılda yaklaşık 18 bin cinsel istismar davası, yine yaklaşık 15 bin cinsel taciz davası açıldığını hatırlatan Topuz, “İstatistik verileri, cinsel istismar ve taciz suçlarının toplumun geneline yayılmış bir suç tipi haline geldiğini ortaya koymaktadır. Toplumu ayakta tutan değerlerin zaman zarfında çözülmeye yüz tutmasının doğal bir sonucu olarak, toplumsal yapıyı oluşturan aile ve insan üzerinde onarılması güç tahribata yol açan olaylarla karşı karşıya kaldığımız bu zaman diliminde ahlaksızlık içinde peyda edilen ayrı bir ahlaksızlığa daha şahitlik ediyoruz şeklinde konuştu.
Topuz, yaşananların hukuki ilkelere aykırı olduğunu ve ahlaki değerlerle bağdaşmadığını savunarak, “Hukuki ilkelere aykırı, ahlaki değerlerle bağdaşmayan, mevzi kazanmak, surda gedik açmak mantığıyla suçlularla kurumlar arasında geçişkenlik oluşturarak, kurumlara sarkma fiilini en az taciz kadar ahlaksız bulduğumuzu vurgulamak istiyoruz. İnsanlık için evvelemirde iyilik ve güzel ahlak esastır. Onun için bu hasletler korunmalı, saygı görmelidir. Kötülük ve ahlaksızlık sıra dışıdır, günahtır. Kim olursa olsun korunmamalı, cezalandırılmalıdır. Kişilerin yaptıkları kötülükler bütün bir camiaya mal edilmemeli, kurumlar da, ahlaken yanlışı tespit edilen kişileri bünyesinde barındırmamalıdır. Kim için ve kime karşı olursa olsun yanlışa izin verilmemeli, itibar edilmemelidir. Özellikle basın, mağdur için başka bir mağduriyet oluşturmama konusunda daha hassas ve sorumlu davranmalıdır. İnsanlara ve kurumlara komplo kurarak itibar suikastı yapabilen ideolojik gözü dönmüşlüğün artık maalesef sınır, ilke ve ölçü tanımadığı bir realitedir. Kişisel ve kurumsal itibar suikastı yapanların toplumu bilgilendirmek, toplumsal çözülmeyi durdurmak gibi bir amaç gütmedikleri, aksine özellikle muhafazakar kesimler başta olmak üzere, insanlarda fıtri bir infial, bir tepki oluşturma hesabı içinde oldukları ayan beyan ortadır. Daha da kötüsü, mağdurların gizledikleri utançları veya hüzünlü sessiz çığlıkları üzerinden siyasi, ideolojik rant devşirilmek istenmektedir” ifadelerini kullandı.
Ahlaki değerler noktasında en ufak bir kaygı taşımayan politik tutumun, başka bir yönden daha büyük ahlaksızlık sayılabildiğini kaydeden Topuz, “Kaba, çirkin bir istismara yöneldiği gözden kaçmamaktadır. Bunlar, çağdaşlık adı altında yıllardan beri gazete ve televizyonlarda sistemli olarak ahlak dışı ilişkileri adeta teşvik edenler, çocuk tacizinde ahlakçı kesilip bünyelerinde LGBT’ye kurumsallık kazandıranlar, çocuk istismarına şaşı bakıp dağa götürülen çocukları yok sayanlar, özgürlük adı altında her türlü bireysel sapkınlığı meşru göstermeye çalışanlardır. Bunlar, tacizciler kendi camialarından çıkınca ‘kişi ile kurumlar bir tutulmamalıdır’ ilkesini ancak fehmedebilen ikiyüzlülerdir. Görüldüğü üzere, bu ahlaki sapkınlığa düçar olmuş hastalıklı tipler toplumun genelinin sorunudur ve suçlular da her kesimde mevcuttur. Bu tür durumlarda beklenen, failin-suçlunun kimliğinden, aidiyetinden, dininden ve mezhebinden bağımsız şekilde değerlendirilerek, suçun önlenmesi, mağdurların rehabilitasyonu ve topluma kazandırılması için uğraş verilmesidir. Ancak bugün yaşadığımız ve şahit olduğumuz manzara göstermektedir ki, toplumda var olan kutuplaşmaya, ötekileştirmeye muvazi olarak medya organları başta olmak üzere, toplum kesimleri, suçun niteliği kadar failin kimliğine/aidiyetine de bakar olmuşlardır. Öyle ki, hiçbir toplumda ve düzlemde savunulmayacak faillerin çirkin fiilleri, şahsi hesaplaşmalara ve ucuz politikalara alet edilmekte; işlenen fiiller, failin mensubu olduğu iddia edilen camiaya, gruba, kuruma mal edilebilmektedir” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126