Bal Küpünden Sirke Sızmaz

Sene sonu yaklaşmıştı. Karnelerin verilmesine bir hafta vardı. Çok yoğun geçen bir eğitim öğretim sezonunun son günlerini yaşıyorduk. Öğrencilerimiz ısrarla pikniğe gitmek istiyorlardı. Gerekli formaliteleri yerine getirdikten sonra okula yakın ama çok gü

Bal Küpünden Sirke Sızmaz

Sene sonu yaklaşmıştı. Karnelerin verilmesine bir hafta vardı. Çok yoğun geçen bir eğitim öğretim sezonunun son günlerini yaşıyorduk. Öğrencilerimiz ısrarla pikniğe gitmek istiyorlardı. Gerekli formaliteleri yerine getirdikten sonra okula yakın ama çok gü

30 Temmuz 2008 Çarşamba 17:08
Bal Küpünden Sirke Sızmaz
Piknik için gerekli hazırlıklar tamamlandı ve yola çıktık. Okuldan piknik alanına varasıya kadar öğrenciler guruplar halinde yürüdüler. Vadinin yamaçları çam ağaçları ile kaplıydı. Öğrencilerimizle vadinin daha önceden belirlediğimiz yamacındaki düzlükte konaklamaya karar verdik. Yemyeşil ormanın içinde doğayla kucaklaşan öğrenciler adeta özgürlüğün tadını çıkartıyorlardı. Sekizinci sınıf öğrencisi Uğur, bir o ağaca tırmanıyor bir bu ağaca tırmanıyor ve arkadaşlarına artistik gösteriler yapıyordu. Uğur, yüksek bir ağacın tepesine çıktı ve garip sesler çıkarmaya başladı. Aklı sıra dikkat çekmeye çalışıyordu. Yaşının verdiği psikolojik hava ile gücünü göstermek istiyordu. Başımı kaldırıp Uğur'a seslendim: ””Uğur! Eminim sen daha da yukarılara çıkabilirsin. Ama şimdi senden aşağıya inmeni istiyorum. ””Tamam hocam, iniyorum. Aynı sınıfta okuyan Oktay, Uğur ile ilgilenmemize bozulmuş gibiydi: ””Bırakın hocam! Aşağıya düşün de görsün gününü. Oktay'ın çıkışına şaşırdım ve sordum: ””Uğur ile aranızda bir problem mi var Oktay? ””Yok hocam. ””Peki, neden düşmesini istiyorsun? Sana bir şey mi yaptı ya da kötü bir söz mü söyledi? ””Yok hocam. Bana kötü bir söz söylemedi. Olumsuz bir davranışı da olmadı. ””O halde neden düşmesini istiyorsun? ””Görmüyor musunuz hocam, geldiğimizden beri artistlik yapıyor. Çıkmadığı ağaç kalmadı. ””Senin gördüklerini ben de görüyorum. Ağaçlara çıkmasına izin vermedim ve az önce senin de işittiğin gibi inmesini istedim. O da itiraz etmeden iniyor gördüğün gibi. Benim asıl merak ettiğim Uğur ya da başkası yere çakıldığında mutlu olacak mısın? Bu seni gerçekten mutlu eder mi? ””Aslında hayır. Düşse mutlu olmam. Ama yaptığı hareketler sinirlerimi geriyor. ””İyi o zaman. Arkadaşını uyarabilirdin. Kötülüğünü dilemek yerine uyarman daha akılcı olmaz mıydı? ””Sanırım uyarsam daha iyi olurdu. Oktay, Uğur hakkında söylediği sözden dolayı çoktan pişman olmuştu. Elimi Oktay'ın omzuna koydum ve bir oyun oynamayı önerdim: ””Oktay, gel seninle bir oyun oynayalım. ””Nasıl bir oyun hocam? ””Merak etme çok zor değil. Biz şu anda vadinin bir yamacındayız. Senden karşı yamaca doğru yüzünü çevirmeni ve söylediklerimi en güçlü sesinle tekrar etmeni istiyorum. ””Tamam hocam, bu çok kolay. ””Anlaştık o zaman. Ama iyi bağıracaksın. ””Tamam söz. “””Sen çok iyisin!” diye bağır. ””Sen çok iyisin! Oktay bütün gücüyle “sen çok iyisin!” diye bağırdığında karşıdan aynı ses geldi. “Sen çok iyisin!” Bu, Oktay'ın hoşuna gitti. ””Şimdi de “Sen çok kötüsün!” diye bağır. ””Sen çok kötüsün! Karşı yamaçtan aynı ses işitildi. “Sen çok kötüsün!” Adeta karşı yamaçta birisi Oktay ne söylerse aynısını söylüyordu.”Sen çok iyisin!” sözüne aldığı karşılıkla yüzü gülen Oktay'ın, “Sen çok kötüsün!” yankısı ile suratı buruşmuştu. Elim Oktay'ın omzunda olduğu halde konuşmamı sürdürdüm: ””Bak Oktay, bağırarak söylediğin sözler karşı yamaçta yankılandı. Yüksek sesle söylediğin sözlerin karşıdan tekrar sana gelmesine biz yankı diyoruz. Sen ne söylersen sana aynısı geri geliyor. İyi söz iyi geliyor, kötü söz kötü geliyor. Söylediğinden farklı bir cevap gelmiyor. Doğru mu? ””Doğru hocam. ””Bizim konuştuğumuz ya da dua/beddua ettiğimiz insanların yüreklerini de karşı yamaca benzetebilirsin. Oradan da aynı türde ve aynı tonda tepkiler gelecektir. ””Yani? ””Yani arkadaşlarına, ailene, yakınlarına ve uzaklarına ne söylersen karşılık olarak aynısını işitirsin. İnsanlar hakkında hangi dilek ve temennilerde bulunursan dönüp yine sana gelecektir. Samimi olarak bir insana kendisini sevdiğini söylersen ve dostça tutum sergilersen, karşılık olarak sevgi ve dostluk görürsün. Tersini düşündüğünde de yankı bozulmaz. Bir insana kötü sözler söyleyip aşağılarsan sen de kötü söz duyar ve aşağılanırsın. ””Anladım hocam. ””Ne anladın? ””İnsanların bizi sevmesini istiyorsak önce biz onlara karşı sevgi beslemeliyiz. Bizimle ilgili olumsuz dilek ve temennilerde bulunmalarını istemiyorsak biz de insanlar hakkında olumlu dilek ve temennilerde bulunmalıyız. ””Yani? ””Yani kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkalarına yapmamalıyız. Bize yapılmasını istediğimiz iyi davranışları ve söylenmesini istediğimiz güzel sözleri önce biz yapmalı ve söylemeliyiz ki, karşı yüreklerde güzel yankılansın. ””Helal sana Oktay! Çok güzel anlamışsın ve çok şahane anlattın. Takdir edilmek Oktay'ı çok mutlu etti. Yüzünde tatlı bir tebessüm belirdi. Neşeyle arkadaşlarının oynadığı oyuna katıldı. O günkü pikniği olumsuz bir olay yaşanmadan atlatmıştık. Herkes evine giderken çok mutluydu. Bir günlüğüne de olsa dört duvarın arasından kurtulup doğayla iç içe harika bir gün yaşamıştık. Teknik olarak sesin boşlukta yayılırken bir engelle karşılaştığında geri dönmesine yankı denilebilir. Fiziksel ve biyolojik boyutu ile farklı açılımlar yüklenebilir. Ama insanoğlu olarak biz hayata ne verirsek aynı karşılığı almıyor muyuz? Adına ister empati diyelim ister kendini karşındakinin yerine koyma diyelim; insanların gönlünden hoş bir yankı bekliyorsak önce hoş bir seda göndermeliyiz. Göndereceğimiz seda öyle hoş olmalı ki, gittiği gönülde ilgiyle karşılansın. Gittiği gönlü hoş etsin. Ve o gönül istese de kötü bir karşılık veremesin. Böylesine güzel bir mesaja kötü bir karşılık vermeyi kendine yakıştıramasın. İyi güzel de her zaman güzel mesajları, hoş sedaları nasıl göndereceğiz? Bir defa, iki defa, üç defa”¦ Her zaman aynı güzellikte sedaları nerden bulalım? Aslında doğru. Her zaman güzel sedaları bulmak ve gönüllere güzel mesajlar göndermek çok zor. Nihayetinde insanız. Ama unutmamalıyız ki, iyilik bizim özümüzde varsa karşıya gönderebiliriz. Bir çiçekle bahar gelmeyeceği gibi, taşıma su ile değirmen dönmeyeceği gibi; iyilik bizim özümüzde yoksa göstermelik bir iki seda ile iyi karşılık beklemek, hayalcilik oyunu olur. [B]İnsanlarla ilişkilerimizde, özümüzde yer alan zarafetimizi ve letafetimizi sunmalıyız. Kabalıkla, zorbalıkla, kötülükle insanların gönlünde güzel yerler edinmemiz mümkün değildir. Kötü söz ve davranışlarla güzel ahlak aynı bünyede barınmaz. Birinden biri evi terk etmek zorunda kalır. Hangisi daha baskın çıkarsa artık”¦ Hayata biz ne verirsek karşılığında aynısını alacağımız gibi; insanlarla ilişkilerimizde de içimizde ne varsa onu sunarız. İçinde bal olan testiden sirke sızmaz.[/B] Yazara mesaj: yusufyesilkaya@gmail.com www.yusufyesilkaya.net Not: bu yazı; www.yusufyesilkaya.com , www.dinahlak.com , www.haber46.com , www.gelisimbahcesi.com ve www.kisiseldunyam.com web sitelerinde eş zamanlı olarak yayınlanmaktadır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126