Bir Menfaat Uğruna Ya Rab Ne Güneşler Batıyor

Geçen günlerde bir meşhur Yazar şöyle söylüyor, Gazetesindeki köşesinde: “Yaşlandıkça şiirden uzaklaşıyorum. Şiir denilince aklıma şunlar geliyor: Mutantan sözler, muğlak göndermeler, kelime cambazlıkları, tumturaklı vurgular, zorlama soyutlamalar. Dizeler derdime derman olmuyor. Eskiden melankoli çırpınışları içinde okuduğum güzelim şiirler bile bugün bana manasızlığın zirvesi gibi geliyor. Şair artistliğinden öyle bir bıkmışım ki, şiire elimi bile süremiyorum” demiş.

Bir Menfaat Uğruna Ya Rab Ne Güneşler Batıyor

Geçen günlerde bir meşhur Yazar şöyle söylüyor, Gazetesindeki köşesinde: “Yaşlandıkça şiirden uzaklaşıyorum. Şiir denilince aklıma şunlar geliyor: Mutantan sözler, muğlak göndermeler, kelime cambazlıkları, tumturaklı vurgular, zorlama soyutlamalar. Dizeler derdime derman olmuyor. Eskiden melankoli çırpınışları içinde okuduğum güzelim şiirler bile bugün bana manasızlığın zirvesi gibi geliyor. Şair artistliğinden öyle bir bıkmışım ki, şiire elimi bile süremiyorum” demiş.

24 Ağustos 2010 Salı 17:38
Bir Menfaat Uğruna Ya Rab Ne Güneşler Batıyor
banner203

Bunun gibi, sinemadaki vizyon filmlerinden de haz almadığını belirtmiş. Genel olarak son dönemlerde üretilen eserlerden zevk alamadığını dile getirmiş. Sanırım, meşhur Yazar da, bu hâl yeni başlamış. Ben de bu hâl çok çok önceleri başladı. Hatta kendime de kızıyordum. Kendi kendime, “ya herkesin sevdiği bu şiiri, bu filmi, bu eseri sen niye sevmiyorsun” diyordum. Bu düşünceden dolayı, hep eski filmleri izliyor, hep eski şiirleri dilime pelesenk ediyor, eski romanları okuyordum. Bu düşünceler içerisindeyken şunu fark ettim. Bu yeni sanat eserlerinde, bir şey eksik, o da “ruh”. Sanırım ondan dolayı sevmiyorum diye kendime hak vermeye başladım. Bir Arap Atasözü şöyledir: “Bir sözü kâlpten söylerse, ta kâlbe kadar tesiri olur. Eğer dilden söylersen, kulaktan öteye geçmez” der. İşte işin sırrı burada. Şimdiki sözüm ona sanat eserlerinde, şiirlerde, filmlerde, romanlarda ve diğerlerinde, bir samimiyet ve içtenlik göremiyorum. Tabi, hepsini kastetmiyorum. Çoğunda göremiyorum. Adam, TV Dizisi çekiyor, asıl derdi, reyting, para-pul, her şey yapmacık. Bu nedenle, hiçbirisi eski TV dizileri olarak kâlbimizde yer etmiş olan, Küçük Ağa, Bizimkiler, vb gibi dizilere yetişemiyor. Günümüzde de komedi filmleri çekiliyor. Birkaç ay adından söz ettiriyor ve unutulup gidiyor. Kemal Sunal'ın filmleri ise unutulacak gibi değil. Şimdi burada, Kemal Sunal'ın filmlerini basit bulanlar olabilir. Ben burada basitliğini, karmaşıklığını tartışmıyorum. Samimiyeti ve samimiyetsizliği, reyting için çekilen filmleri ve reyting kaygısı olmadan çekilen filmleri tartışıyorum. Gelelim şiirlere. Aklına geleni, aklına geldiğince sayfalara rastgele döküp, şiirlerinde diyar diyar gezen, kıvrak cümlelerle, havada kaypak sözler uçuşturan ve yapamayacağı şeyleri söyleyen şairleri okuyup da zevk alanlar var mı? Fakat, “sözüm odun gibi olsun, yeter ki hakikat olsun” diyen bir Mehmet Akif Ersoy'u ve diliyle değil kâlbiyle konuşan Yunus Emre'yi, Mevlana'yı, Necip Fazıl'ı ve benzerlerini çağlar, asırlar geçse de okuyacağız İnşallah. Evet, bu toplumda gözle görülür ve net olarak hissedilir bir şekilde samimiyetsizlik hakim. Samimiyetsizliğin hakim olduğu bir toplumda, güzel şiirler söylenebilir mi, güzel romanlar yazılabilir mi, iyi ve kaliteli filmler çekilebilir mi? Bu toplumda şöyle bir ilke geçerli artık. O da, “menfeat yoksa, selam da yok”. Aynı, Fuzuli'nin söylediği gibi; “selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar”. Ah, Fuzuli ah, gene döndük dolaştık aynı yere geldik. Ah Mehmet Akif Ersoy ah, “Ya Rabb, bir hilal uğruna ne güneşler batıyor” diye haykırdın. Ne mutlu ki, “öyle bir toplumda yaşadın. Ya şimdi biz ne yapacağız. Biz şiirlerimizi yazarken, “Ya Rabb, nice menfeatlar uğruna, nice güneşler batıyor” diye haykırmak durumundayız. Durum bu. Durum çok açık ve net. İşin garibi, kimse toplumdaki bu bozulmayı görmüyor. Bir hengâmedir gidiyor. Bürokratı “koltuk” derdinde, işadamı “rant” peşinde, politikacısı “saltanat” derdinde, vatandaşı “rahat” peşinde koşarken, Bize de ““bir menfeat uğruna Ya Rabb ne güneşler batıyor” diye haykırmaktan başka bir söz kalmıyor. Toplum menfeat toplumu olmuş. Kim derdi ki, “bu Hilal Toplumu, gün gelecek Menfeat toplumu” haline gelecek. Heyhat ki heyhat, bu hâle geldik işte. Bu Ramazan-ı Şerif'te bunları yazmak istemezdim. Fakat, “dost acı söyler”. Kimse gocunmasın, kimse alınmasın durumumuz bu kadar ki acı.

Anahtar Kelimeler:
Menfeat
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Sandal 6 yıl önce

Bilacığım uzun ve güzel ve anlamlı yorumunu baştan sona okudum. Yine her zamanki olduğu gibi kuvvetli, yerinde değerlendirmeler yapmışsın.Çocukluk bir başka. O zamanki istekler daha hoş. O günlerde çok az isteklerimiz vardı. Mutluyduk. Babam eve para getirirse. Yani iş bulursa mutluyduk. Evde lahmacun yapılırdı çünk, Babam iş bulduğunda.Ben de lahmacunu çocukken çok severdim. Önemli olan istekler değil. İsteklerin gerçekleşmesi anında ve sonrasında şükretmesini, ve isteklerin gerçekleşmemesi durumunda da sabretmesin bilmektir. Allah'ın verdiği kâlbi, aklı ve bedeni O'nun (cc) yolunda sarfetmek ne güzel. Değerlendirmelerinden bunu çıkardım. Sağolasın. Selamlar.

Avatar
B.Coşar 6 yıl önce

Abi insan yaşlandıkça duygu ve düşünceleri çocuklaşırmış.Bunu şiir olarak ele alırsak çocukken mutandan sözler, muğlak göndermeler,kelime cambazlıkları, tumturaklı vurgular, zorlama soyutlamalarla düz olarak yazılırdı.Yaşlandıkça nesir haline gelen şiirler olarak devamı gelir.Film seyretme zevkide böyledir birde filmde konulara doyum vardır ki şimdiki zamandaki filmler dizilerde belittiğiniz gibi konu bulunursa tabii.Gelelim Bürokratlara “koltuk” derdinde, işadamı “rant” peşinde, politikacısı “saltanat” derdinde, vatandaşı “rahat” peşinde koşarken, Bize de ““bir menfeat uğruna Ya Rabb ne güneşler batıyor” diye haykırmaktan başka bir söz kalmıyor demişsiniz.Bu bağlamda baştada dediğim gibi insan yaşlandıkça ve medyanın etkiyle v.s. maddi doyumsuzluğa yöneliyor malum manevi haz olmadığından ve çocuklaşıyor hani çocukların elinden bisikletini alsan avaz avaz bağırır büyüdükçe araba ister, dahada büyüdükçe marka model ister ya onun gibi.Kısaca her konuda maddi doyumsuzluk menfaat uğruna güneşleri batırır.Allah bizi maddi istekte çocuk isteklerinde, manevi istekte yaşlıların sadece maneviyatla ilgili dualarından isteyen kullarından eylesin

Avatar
Ask-î Mâ'suk 6 yıl önce

Ne diyelim hocam yine döktürmüsün, emegine saglik. Rabbi razi olsun hep dogrulari yazdirsin insAllah...

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126