BİZ MUTLU BİR AİLEYİZ

Hasan Bey, yoğun bir günün ardından iş yerinden ayrıldı. Eşi Seval Hanım'ın hemşire olarak çalıştığı hastane kendi iş yerine çok uzak değildi. Arabasına binip, eşinin çalıştığı hastaneye kadar geldi. Yola çıkmadan önce Seval Hanım'ı arayıp geleceğini bild

BİZ MUTLU BİR AİLEYİZ

Hasan Bey, yoğun bir günün ardından iş yerinden ayrıldı. Eşi Seval Hanım'ın hemşire olarak çalıştığı hastane kendi iş yerine çok uzak değildi. Arabasına binip, eşinin çalıştığı hastaneye kadar geldi. Yola çıkmadan önce Seval Hanım'ı arayıp geleceğini bild

23 Temmuz 2008 Çarşamba 20:39
BİZ MUTLU BİR AİLEYİZ
banner203
“””Ne yapalım?” diye sordu. Seval Hanım, biraz düşündükten sonra duraksayarak şöyle dedi: ””Markete gidelim. Evin ihtiyaçlarını alalım. Sonra tekrar çıkmak zor oluyor. Birlikte markete gidip ihtiyaçlarını aldılar ve Gizem'in okulunun önünde beklemeye koyuldular. Biraz bekledikten sonra okul zili çaldı ve öğrenciler dağılmaya başladı. Ve sonunda birinci sınıf öğrencisi Gizem de kapıdan çıktı. Bir süre etrafına bakındıktan sonra anne ve babasını gördü. Koşarak yanlarına geldi. Gizem'i de aldıktan sonra hep beraber evin yolunu tuttular. Eve vardıklarında Hasan Bey, önce kendi işi ile ilgili birkaç dava dosyasına baktı sonra televizyonun kumandasını eline aldı. Haber programları, spor haberleri, günün yorumları derken adeta ekranın başına kilitlendi. Seval Hanım önce marketten aldıklarını dolaplara yerleştirdi. Mutfaktaki televizyondan, takip ettiği diziyi izleyerek yemek hazırlıklarına başladı. Gizem ise odasına çekilerek okuldaki derslerin kısa bir tekrarını yaptıktan sonra bilgisayarın başına geçti. Oyun sitelerinde kendine göre yeni oyunlar bulmuştu. Bilgisayar ekranında Barbi bebeğine sevdiği kıyafetleri giydirip çıkarıyordu. Bu oyun Gizem'e çok keyifli gelmişti. Aradan epey zaman geçmişti ki, Seval Hanım'ın mutfaktan sesi duyuldu: ””Hadi gelin, yemek hazır! Hasan Bey ve Gizem, ellerini yıkadıktan sonra sofraya oturdular. Yemekte hiç kimse konuşmadı. Çünkü Seval Hanım, dizi izlerken rahatsız edilmekten hoşlanmıyordu. Sessizce yemek yendikten sonra her zamanki gibi Hasan Bey, salondaki televizyonda futbol maçı izlemeye geçti. Gizem, odasına çekildi. Seval Hanım ise bir yandan sofrayı toplarken diğer yandan dizilerini kaçırmamaya çalışıyordu. Kimse kimseyi rahatsız etmiyordu. Hasan Bey, geniş ekranda futbol maçı izlerken orta hakem oyunu durdurdu ve Hasan Bey'e dönerek bir sarı kart gösterdi. Hasan Bey şaşkınlıkla: ””Neler oluyor ya? Diye ekrana iyice baktı. Ama hakem kararlıydı: ””Sana söylüyorum Hasan. Forma numaranı söyle. ””Ne numarası, nasıl yani? Ben oyuncu muyum ki? ””Elbette oyuncusun. Ailenle oynuyorsun. ””Ne oynuyoruz? ””Evcilik oynuyorsun. Hem söyle bakalım Hasan! Ailenle en son ne zaman beraber oldun? ””En son diye bir şey yok ki! Ben her zaman ailemle birlikteyim. Sadece iş ortamında ayrıyız, geri kalan her zaman beraberiz. ””Sen buna beraberlik mi diyorsun Hasan? ””Ne yani beraber değil miyiz? ””Değilsiniz tabi! ””Bak işte evimizdeyiz. Eşim de burada kızım da. ””Hani nerede? Eşin televizyonla beraber, kızın internetle. Sen de bizimlesin Hasan. Ailenle değilsin. Al sana bir sarı kart. Hatanı tekrar edersen bir sarı kart daha gelir ve kırmızı kartla oyun dışı kalırsın. “””Hayııııır!” diye bağırdı Hasan. Gözlerini açtığında televizyondaki maç bitmiş tartışma programları başlamıştı. Hasan Bey'in uykudan bağırarak uyanmasına kimse aldırış etmedi. Çünkü maç izlerken yüksek sesle konuşmasına hatta bağırmasına evdekiler alışıktı. Hasan Bey, gördüğü rüyanın etkisiyle elini yüzünü ovuşturdu ve bir yerden başlamanın gerektiği kanaatine vardı. Önce kızının odasına yöneldi. Kapıya vurup Gizem'in odasına girdi. ””Merhaba kızım. ””Merhaba baba da hayırdır? ””Hayırdır yavrucuğum. Günün nasıl geçti? Derslerinde yardımcı olmamı istediğin bir şey var mı? ””Okulum iyi geçti. Derslerim de güzel. Problem yok babacığım. ””İyi geceler o zaman. ””İyi geceler babacığım. Hasan Bey, kızının odasından ayrıldıktan sonra mutfağa yöneldi. Seval Hanım, günlük dizilerini takip etmekle meşguldü. Eşinin geldiğini fark edince gözünü televizyondan ayırmadan seslendi: ””Bir şey mi lazım Hasan? ””Evet, bir araya gelmemiz lazım. ””Nasıl yani? ””Aile olmamız lazım. ””Saçmalama Hasan! Biz zaten bir aradayız. Biz zaten aileyiz. ””Hayır Seval! Biz aynı çatı altındayız ama beraber değiliz. Sıcak bir aile olamadan eskidik. ””Hasan sen iyi misin? Kafanı bir yere falan mı çarptın? İzin ver de şu dizimi izleyeyim. Hasan Bey, gördüğü rüyayı eşine anlatmadı. Eşinin yanına oturdu, ellerinden tuttu ve gözlerine bakarak duygusal bir ses tonuyla konuşmaya başladı: ””Bak sevgilim, biz evleneli on sene oldu. Nişanlı olduğumuz o günleri hatırlasana. Evliliğimizin ilk yıllarındaki romantizmi düşünsene. Ne güzeldi o yıllar. Bir birimize daha çok zaman ayırırdık. Biz televizyonla, kızımız bilgisayarla nikâhlı adeta. Sadece yemekte beraber olabiliyoruz. Sen nöbette olduğun zaman sofrada bile bir araya gelemiyoruz. Seval Hanım, televizyonu kapattı ve eşine bakarak etkilendiğini belirti: ””Çok doğru söyledin be Hasanım. Evlendikten sonra iş güç derken robotlaştık adeta. Hele çocuk olduktan sonra ilişkimizi iyice eskittik. Sonra çocuğumuzu da ihmal etmeye başladık. Saatlere ayarlı, televizyona ve bilgisayara bağımlı bir yaşantımız oldu. Bu hep böyle mi gidecek? ””Hayır Seval! Böyle gitmeyecek! Böyle gitmemeli. ””Ne yapalım o zaman? ””Ailece ortak zamanlar paylaşalım. Aile sohbet saatlerimiz olsun. Birbirimizi dinleyelim. Aile okuma saatlerimiz olsun. Televizyon izlemeye ve bilgisayar kullanımına sınır koyalım. Çocuğumuzla arkadaş olalım. Aynı çatı altında, el gibi durmayalım. Seval Hanım, başıyla eşini onayladı ve gözleri buğulanmış şekilde eşine sarıldı. Birlikte el ele tutuşarak Gizem'in odasına girdiler. Çocuklarını öpüp iyi geceler dileğinde bulundular. Gizem, bütün bu olanlara bir anlam verememişti ama yine de çok mutlu olmuştu. Mutlu bir aileye sahip olmak huzurlu bir uyku için iyi gelmişti. Seval Hanım, Hasan Bey, Gizem”¦ Avukat, öğretmen, öğrenci, hemşire, mimar, işçi”¦ Adımız ve mesleğimiz bunlardan birisi olabilir. Önemli olan adımız veya mesleğimizden ziyade mutlu bir aile tablosunun neresindeyiz? Gündelik yoğunluklar içinde kaybolan, saatlere, makinelere ayarlı adeta robotlaşan bir yaşam biçimi bizim için ne ifade ediyor? Günü kurtarma çabası içinde ailemize ve sevdiklerimize ne kadar zaman ayırabiliyoruz? Ailemize ve dostlarımıza hak ettikleri ilgiyi gösterebiliyor muyuz? Eşimizle nişanlıyken, randevumuza gideceğimiz zaman, en az iki saat süsleniriz. En güzel kıyafetleri, en hoş kokuları onun için seçeriz. Onun gönlünü alacak en zarif sözcükleri kullanırız. Ancak evlendikten sonra adeta kiracılıktan mülk sahipliğine geçmiş gibi eşimizin bize tapulu olduğu düşüncesiyle hareket ederiz. Eve gelir gelmez pijamaları giyeriz, kaba sözcükleri bir çırpıda söyleriz. Hele çoluk çocuğa karıştıktan sonra eşimize olan ilgi yerini çocuğa bırakır. Çocuk sahibi olmanın sarhoşluğu, çocuk büyütmenin zorluğu ve ağır sorumluluğu omuzlara yüklendiğinde karşılıklı ilgi iyice azalır. Çocuk büyüdüğünde ise aynı çatı altında yabancı gibi yaşamaya devam edilir. Televizyon, bilgisayar, bireysel yoğunluklar derken ev halkı birbirinin yüzünü göremez olur. Aile olmanın yükümlülüğü, yerini kişisel zevklere bırakır. Birçok evde iki televizyon iki bilgisayar, en çok zaman geçirilen makineler olur. Ailece ortak etkinlik yapmak, birbiri için zahmete katlanıp paylaşılan zamana nitelik kazandırmak çok lüks olur. Günlük yaşamda aile bireylerinin yaşantılarını paylaşmaları bile birkaç cümleyi geçmeyen ifadelere sığdırılır. Aile huzurundan söz açıldığında hep bir ağızdan şöyle söylenir: ””Biz, mutlu bir aileyiz! Oysa mutlu ailenin özellikleri böyle mi olmalı? Mutlu ailede herkes bir diğeri için özveride bulunur. Anne, baba ve çocuklar birbirlerini saygı ile dinler. Birbirlerini mutlu edecek çabalar harcanır. Sevgi, saygı, hoşgörü, fedakârlık gibi kavramlar, sözlük içinde ait oldukları sıraya hapsedilen kavramlar olarak kalmaz. Aile birlikteliği demek, fiziksel olarak aynı ortamı paylaşmak demek değildir. Fiziksel birlikteliğin yanı sıra gönül birlikteliğini de sağlamak gerekir. Aile bireylerine değer verdiğini hissettirerek zamana kalite katmak ve nitelikli beraberlik oluşturmak gerekir. Herkesin sözde değil özde mutlu olduğu aile için çaba harcamak gerekir. Acılarımızı ve sevinçlerimizi paylaşmak istediğimizde televizyon ve bilgisayar bize bir tepki vermez. Beklenen tepkiyi ailemizin göstermesini istiyorsak, hüznümüzü ve coşkumuzu birlikte yaşamayı diliyorsak; bu beklentiyi karşılayacak aile kültürünü oluşturmak için bugün emek vermeliyiz. Sevgi tohumları ekelim ki, mutluluk tarlasından bereketli sevinç hasatları kaldıralım. Yazara mesaj: yusufyesilkaya@gmail.com www.yusufyesilkaya.net Not: Bu yazı www.yusufyesilkaya.com , www.dinahlak.com , www.haber46.com ve www.kisiseldunyam.com web sitelerinde eş zamanlı olarak yayınlanmaktadır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126