Dört 'Boyalı Kuş'un Ölümü

Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski'nin romanı. 'Öteki'nin hikâyesini anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı başlarında Yahudi ya da çingene sanılan bir çocuktur hikâyenin kahramanı.

Dört 'Boyalı Kuş'un Ölümü

Boyalı Kuş, Jerzy Kosinski'nin romanı. 'Öteki'nin hikâyesini anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı başlarında Yahudi ya da çingene sanılan bir çocuktur hikâyenin kahramanı.

01 Mayıs 2011 Pazar 12:09
Dört 'Boyalı Kuş'un Ölümü

Sarı saçlı, beyaz tenli ve mavi gözlü yabanıl insanlar arasında, esmer, siyah saçlı, siyah gözlü bu çocuğun, boş inançlar ve hurafelerle yaşayan köylüler tarafından dışlanılması, benzersiz bir alegoriyle dilegetirilir bu romanda. Romanın kahramanlarından Lekh, ormanda avladığı kuşları köylülere satmakta, geçimini onunla sağlamaktadır. Sevgilisi deli Ludmilla ile buluşamadığı günler, ormanda yakaladığı kuşlardan birini rengârenk boyalarla boyamakta, ona çıraklık eden çocuğun eline vermekte, çocuktan kuşu şiddetle sallamasını istemektedir. Boyalı kuşun çığlıkları üzerine gökyüzünde kuş sürüleri toplandığında ise salıverilen kuş, sürüye katılır, ama bu, onun sonu olacaktır: Kuşlar, boyalı kuşu kendilerinden saymadıkları için onu gagalayarak parçalayacaklar, boyalı kuş, tüyleri dökülmüş ve kan içinde yere düşecektir. Boyalı kuş alegorisini, Kahramanmaraş'ta annelerinin ölümü üzerine intihar eden gencecik dört kardeş dolayısıyla hatırladım. Raden, Beraris, Rulin ve Sajen, birer 'boyalı kuş' muydular? Anneleri, onlara bu adları verirken, bu adlarla onların, çevrelerindeki insanların gözünde birer 'boyalı kuş' olacaklarını düşünmemiş miydi? Anne heykeltıraş Neyran Sağocak, eski deyişle nevi şahsına münhasır ya da ekzantrik bir kadın. İstanbul'lu bir hanımefendi. Heykel yapıyor, çevredekiler, 'put yapıyor!' diye konuşuyorlar! Belki de, Neyran hanımın heykelleri dolayısıyla, aileye 'şamanist', 'ateist', 'hasta' gibi bazı sıfatların yakıştırıldığını söylüyor aile yakınları. 'Milliyet'te çıkan o gerçekten kuşatıcı haberinde Şükran Pakkan, çocukların amcası Nevzat Şenocak'tan şu sözleri aktarıyor: 'İsimleri dikkat çekiciydi; entelektüel düzeyi yüksek, hele Kahramanmaraş için, fazla yüksek bir aileydi. Anne ve çocuklar dışardan bir kötülük görmekten korkuyorlardı.' Anne ve çocuklar, 'dışardan bir kötülük görmekten korkuyorlardı'- ama neden? Şükran Pakkan'ı alıntılıyorum: 'Kahramanmaraş'ı konuşuyoruz: Bir bağ evinin dört ayrı köşesinde hayatına kıyan dört kardeşi konuşuyoruz. [...] Konuşuyoruz, ama nedenleri sormayı unutuyoruz'. Evet, neden? Anne bir 'boyalı kuş'; çocuklarını da küçük 'boyalı kuşlar' olarak büyütmüş. Boyaları, daha başlangıçta, adlarında görünüyor: 'Başka-oluş'u kabul etmeyen bağnaz bir çevrede, çocukları birer 'boyalı kuş'a dönüştüren adlar: Raden, Beraris, Rulin, Sajen! Bu adların, kimlikler konusunda tereddütler doğurması? Türk adı değil, Kürt adı değil! Kimlik olarak bir göndermesi olmayan adlar! Amca Nevzat Şenocak 'isimleri dikkat çekiciydi' derken, adların referansı belirsiz oluşuna (hangi dine, hangi etnisiteye, neye, nereye?) dikkati çekmiyor muydu? Çocukların okulda, sınıf arkadaşlarınca, zihinlerindeki verili kimlik formatlarının hiçbirine oturmayan bu adları nasıl karşıladıklarını tahmin edebiliriz. Harry Potter romanlarındaki büyücü adlarıyla bir çağrışım mı kurdular acaba? 'Başka-oluş'ların, dışlanmışlıklarına yol açması, adlarından başlamıyor muydu? Gazeteler, intiharları anneye bağımlılıkla, onun ölümüyle ilişkilendirdiler. Aslında bu bağımlılık, dört boyalı kuşun, ana boyalı kuşla oluşturdukları bir kader birliğinden öte bir şey değildi. Ana boyalı kuş, onları yuvalarında 'kanatlarının altına' almıştı. Ananın ölümü, yavru boyalı kuşları, dışardan gelebileceğini düşündüklerine karşı, kolu kanadı kırık, korumasız bırakmıştı. Analarına sımsıkı sarılmalarının nedeni buydu... Anaç kuş, çocuklar yuvadan uçmasınlar diye, onları boyamış olabilir miydi?

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
twetty e 6 yıl önce

anlattıklarını anca sen anlarsın biraz sosyal olda bizede anlatı ver. koca dünyada yalnız yaşama senin anlattıklarını da anlamak isteriz tabikide :)))

Avatar
Fatma 6 yıl önce

Dünyaya çocuk getirip, şu bu neyse bi isim vermek, beslemek vs. değil mesele. Mesele çocuğu hayata hazırlamak, zorluklara karşı yüreklendirmek. Sosyalleşmesine katkı sağlamak. Vakti geldiğinde yuvadan uçmasını sağlamak. Anneyi hayata tutunacak tek dal gören çocuk ne kadar sağlıklı düşünebiliyor ki onun yokluğunda kendini var göremiyor. İsimler farklı, elbette duyan bu ne acaba diyor? sorarda pekala... Ben ailenin bunu bilmeden, farkındalığında olmadan bu çocuklara bu isimleri verdiğini hiç mi hiç zannetmiyorum. Aile bu durumu çözememiş malesef ki 4 genç can yalnız başlarına hayat denilen zor yolda daha ilk annesiz günde hayattan firar etmeye kalkmışlar. 30 lu yaşlarda okulun ilk gününde okuldan kaçmak... Bunu salt çevre ile açıklayamazsınız.

Avatar
CAN 6 yıl önce

Yazarın yazısı?...Bu ne garip bakış açısı!
Maraş'ın insanı isminden dolayı hiç kimseyi dışlamayacağı gibi "Ölülerin ardından sadece iyiliğini konuşun " öğüdüne uymayı da bilir...
Belki de hiç görmediği, insanıyla muhatap olmadığı bir şehir için "bağnaz" yaftası,üniversite eğtimli insanı kent için "fazlA" görme çarpıklığı...
Entellektüel düzeyi "çok yüksek olsa dahi " kendi memleketine hizmet etme sevdasıyla yaşayan insanlarla doludur bu şehir ve dahi entellektüelleri kucaklayan halkıyla...
Yazarın yazısı?...Pes doğrusu...

Avatar
İsmail Çelik 6 yıl önce

Önceki yoruma ilave olarak BİLİMSEL anlamda gerçek bir analiz yapılırsa nasıl sonuç çıkar sorusunun en güzel cevabını ünlü psikolog Prof. Dr. Nevzat TARHAN vermiş. Mesnetsiz vehimlerle kimseyi incitmeden. Üstelik Çıkarılması gereken dersleri de ortaya koyarak. Lütfen birde aşağıdaki linkten okuyun ANALİZİ. http://www.haber7.com/haber/20110502/4-kardes-intiharinin-psikolojik-izahi.php

Avatar
Mehmet 6 yıl önce

Katılıyorum her ailenin çocuğuna isim verme hakkı vardır, bir sınır olmak şartıyla bu ülkeyi karıştıracak tarzda bölücü isim veya yabancı dilde isimler dışında...Bu sözlerimden kimse bu isimleri yadırgadığımı düşünmesin, ancak ne var ki Yazarında dediği gibi K.maraş bu isimleri kaldıracak sosyal ve kültürel bir yapı-anlayışa sahip değil...Daha uzun yıllarda olacağını sanmıyorum, ailenin hatası bu isimleri bu ortamda vermiş olması birde sanırım çok ilgili değillerdi, ancak bundan ayrıda kusurları da olduğunu sanmıyorum, yoksa 1 değil 2 değil 4 çocuk intiharı da düşündüklerine göre bunda çevrenin etkisi tartışılır düzeydedir...Ancak yine de böylesi bir durumun ve haberin diğer haberler gibi K.maraştan çıkması benimde bu şehrin makus talihi açısından tekrar tekrar üzülmemi sağlamaktadır...Gönlüm ister çok daha güzel haberlere vesile olsun bu şehir...Ölen kardeşlerime Allahtan rahmet, kalanlarına sabır diliyorum Allahtan... Yazarıda bu keskin yazısından dolayı kutluyor, kaleminin her zaman sağlam olmasını istiyorum. Her ne kadar bizim bağnaz olupta durumunun farkında olmayan insanımın hoşuna gitmesede ne halde olduklarının hatırlatılması güzel birşey.

Avatar
Maraşlı 6 yıl önce

Sayın yazar, Maraşlı baştan başa boyanmamış mı sizin gözünüzde bağnaz diye ???
Maraşta can güvenliği yoksa İstanbul'da var mı ??? Maraşlı kendisine saldırmayan hiç kimseye saldırmaz. Anneleri işgüzarlık yapmışsa bize ne bundan...

Avatar
İsmail ÇELİK 6 yıl önce

Olayın oluş sebeplerini araştırmadan, bir şehir halkına hakaretle vehimler temeline oturtulmuş bir yazı. Maraş biliyorki, çocukların intiharı ile maraşın yapısı arasında hiç bir ilgi yok. çoçuklar daha maraşa gelmeden intihar girişiminde bulunmuşlar. Şair, edebiyatçı nazik, kibar, saygılı, birleştirici ve kucaklayıcı olur. Önce temelsiz, mesnetsiz bilgi zemini vehmedeceksin, sonra salya sümük bir şehri bağnazlıkla suçlayacaksın. Aslında klasik sol zihniyetinin tamda BAGNAZ bakışının bir yansımasını okuduk. Maraş milli ve manevi değerlerine bağlılığı ile sembol şehirlerden biri. Hilmi YAVUZ hangi Maraşlı şairin karşısında ezik kaldıda şimdi içindeki cerahati akıtıyor. Neyin kuyruk acısı bu. Yazık bu adam bir de muhafazakar tv lerde programa çıkarılıyor.

Avatar
tweety 6 yıl önce

düşünüleni dolaylı olarak anlatan, üstü kapalı, sitemli, dokunaklı söz-- kinaye! ne yazmışım diye baktım:) anlaşılmayacak bişe yok. mesajımı vermişim, yazınıza 'ne anlatırsan anlat, anlattığın karşındakinin anladığı kadardır' diyorum.

Avatar
tuhaf 6 yıl önce

ne saçma!.. insanların isimleri farklı diye onları hor görme gibi bir lüksümüz var mı? bence çok yanlış bir benzetme. haber değil daha çok hayal ürünü olarak yazılmış.

Avatar
KARA ASLAN 6 yıl önce

Entel! beyefendinin birisinin, memleketimizde yaşanan bir vakayı elimle ilgili gayet nadan bir şekilde ŞANLI MARAŞIN sevecen,mutedil,hassas değerlerine son derece bağlı,mazbut insanlarına bu şekil bir ifade tarzını şiddetle kınıyorum.Efendim neymiş; isimlerinden dolayı,bu insanlar toplumdan dışlanmışlar,işte şamanist,ateist v.s. gibi ucuz söylemlerle Maraşımın Yiğit İnsanına çok çirkin bir atıfta bulunuyor.Sevsinler böyle entelist beyleri, illaki bu toplumda entelizm arayanlar YÜCE MÜSLÜMAN TÜRK MİLLETİNİN gerek İSLAM öncesi gerekse MÜSLÜMAN olduktan sonraki Tarihini iyi okusunlar.Okusunlarda bu ASİL MİLLETİN kim olduğunu Anlasınlar. Entelliğin ne olduğunu görsünler.Bu Dramatik ve Trajik vakıanın maktülleri kendilerini,sosyal oiarak içinde bulunduğu toplumdan soyutlayarak A sosyal bir konuma gelmişlerse, kabahati, MARAŞIN insanlarında aramak,MARAŞIN güzel insanını böylesine aşağılamak kimsenin NE HAKKIDIR NEDE HADDİDİR.. SAYGILARIMLA...

Avatar
gül 6 yıl önce

anlatılan hikayeyle bu olanların ne alakası var.ayrıca halkı tanımadan bize bağnaz diyen şahsı ve yazılanları beğenenleri kınıyorum . bir aileden yaşanan olaylar için şehrin halkının mesul gösterilmesi çok saçma olmuş.

Avatar
durdu kuş 6 yıl önce

yazıyı yazan bey efendi K.Maraş gibi manevi değerlerle donatılmış islamın değerlerini yaşamaya çalışan bir topluma bağnaz deme hadsizliğinde bulunurken o çoçuklara ALLAH ı öğretmeyen yanlış yollarda gezinen anne babaya bir şey demiyor

Avatar
KALA Cuma 6 yıl önce

Makalede bir halki tanimadan zan altinda birakarak hakaret,hor görme ve asagilama kokan bu yazi biz KAHRAMANMARASLILARI derrinden üzmüstür.bu halk,TÜRK MILLETI olarak asirlarca farkli inanc ve irklarla beraber yasamis asil bir MILLETIZ,buna binaen inanmiyanlar K.Maras tarihine bir göz atsalar bunun böyle olmadigini görüp,hatta azinliklarin Türk halkini boyali bir kus(makaledeki hikayenin)a yani hikayeyi tersinden okumanin nekadar isabetli olacagini icinde barindirmis toplulugun TÜRK halkina ne entrikalar cevirmelerine ragman o engin hos görü medeniyetinden ödün vermeden entrikacilarin oyununa gelmeden kendinden emin sekilde kendi tebasina yapmis oldugu insanligi görürler.bu halkin MILLI degerlerine sahip ve duyarli olmasi medeniyet adina insanliga örnek bir sehir olmasi ancak KAHRAMANMARAS´la kurur duyulacak sözde degil özde yasiyan entellektüelin hasidir MARAS.olumsuzluklari bir halka yamamaya calisan insanlari(agir kelime kullanmiyorum)kendi halkina tepeden bakma aliskanligi,kücük ve hakir görme entelektüelligin neresine sigar ayip yazik diyor üzüntülerimi belirtir Senocak ailesine bassagligi ve sabirlar dilerim.

Avatar
Ali 6 yıl önce

Bu tür intihar haberlerini yayinlayarak topluma ve genclere kötü örnek oluyorsunuz.Hatirlayin bu intiharlardan bir kac gün sonra K.Maras ta yine bir intihar vakasi gerceklesti.Bu intihar olaylarinin daha fazla gündemde kalmamasi gerek.

Avatar
yusuf 6 yıl önce

"Dört boyalı kuşun ölümü" yazısı önyargılı bir bakış açısıyla yazılmış. Okuyunca ürperdim.
Ürperdim, çünkü adı geçen romandaki boyalı kuş, gökyüzüne salındığında kuş sürüsü tarafından gagalanarak öldürülüyor.
Oysa Maraş'ta 4 kardeşin, sizin deyiminizle 4 boyalı kuşun intiharı ile romandaki boyalı kuşun ölümü arasında hiçbir benzerlik yok!
"'Başka-oluş'u kabul etmeyen bağnaz bir çevrede, çocukları birer 'boyalı kuş'a dönüştüren adlar" diyor yazarımız.
Bu oryantalist bir bakış açısı!Bilmediği, tanımadığı ve hiç görmediği bir şehir hakkında "bağnaz" diyerek ötekileştirici bir yorumda bulunuyor.Yargılıyor açıkça!
4 kardeşin böylesine trajik bir şekilde intihar etmesinin günahını 'başka oluşu kabul etmeyen bağnaz bir çevre" olarak nitelendirdiği Maraş'a fatura etmeye çalışıyor.Bu tarz bir yorum Maraş halkına haksızlık olmasının ötesinde ancak oryantalist bir aydın fantazisi olabilir.
Hilmi Yavuz için belki bir romana malzeme olabilecek bu 4 kardeşin ölümü, Maraş halkı için yürek burkucu, hazin bir sondur.
Ayrıca Maraş entelektüel seviyesi oldukça yüksek bir şehir.
Hilmi Yavuz gibi bir edebiyatçının Maraş'ın Türk edebiyatına kazandırdığı has şairlerden, yazarlardan ve sanatçılardan haberdar olmaması ve çocukların ölümünün arkaplanınada ailenin entelektüel seviyesinin Maraş'ın çok üstünde olması gibi bir sebep araması da çirkin ve tahkir edici bir yorum.
Bu yazıya mükemmel diyenleri kınıyorum.

Avatar
tweety 6 yıl önce

isimlerin garipliği nedeniyle bağnaz çevreden kabul görmediler... haksızlık bu ya... her birey çevre tarafından kabul görmek ister.. o ismi veren aile onlara bu ismi taşıyacak yüreği neden vermedi acaba.. resmin bütünü başka bişe.. neymiş çevre bağnazmış.. bağnaz olmayan şehirlerimizde yaşasalardı ya.. maddi durumları da iyiymiş..

Avatar
ahmet beycan pirahmetoğlu 6 yıl önce

Boyalı kuşlar isimli yazı muhteşem bir bakış açısını yansıtıyor. Farklılaşmanın inançsal alt yapısını karkaslaştıramamışların kaçınılmaz hüzünlü kaderi. Etkin bir bölüme parmak basılmış. Ulusal gazetelerde benzeşi görülemeycek kadar ustalıklı bir yazı. Tebrikler

Avatar
önder şen 6 yıl önce

harika bir yazı ve gerçekten mükemmel bir yorum.b

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126