Günümüzün Kerbelaları

Televizyonlarda haber dinleyemez duruma gelindi adeta. Açıyorsunuz haberleri hemen karşınıza yurt içinde meydan gelen olayların ardından İslâm Coğrafyasında cereyan eden olaylar bir bir sıralanıyor.

Günümüzün Kerbelaları

Televizyonlarda haber dinleyemez duruma gelindi adeta. Açıyorsunuz haberleri hemen karşınıza yurt içinde meydan gelen olayların ardından İslâm Coğrafyasında cereyan eden olaylar bir bir sıralanıyor.

19 Haziran 2011 Pazar 07:48
Günümüzün Kerbelaları
banner203
Hepimizin malumu İslam Tarihi'nde yaşanmış ve bir türlü unutulamayan Kerbela Faciası vardır. Sevgili Peygamberimiz'i(s.a.v) gözleriyle gören sahabelerin de bulunduğu insanlar, maalesef böyle bir acının yaşanmasında bilerek/bilmeden yer almışlardır. Bir türlü kabul edemediğim Hakem Olayı da o dönemlerde yaşanmıştır. Nasıl izah edilir bilemiyorum ama bu olaylar maalesef yaşanmış ve yok sayamıyoruz. Fakat bu gibi olaylar, bir daha yaşanmaması için özellikle ders çıkarmak gerekir. Rahmetli Akif'in, “Ders alınsa idi tekerrür eder miydi tarih?..” mealindeki hatırlatması, İslâm Coğrafya'sındaki bu kan gölünün tarihten ders alınmadığının en güzel delilleridir. İran'a karşı kışkırtılan ve silah teknoloji, alt yapı gibi her yönden desteklenen Irak devletinin o günkü yönetimince, on yıla varan İran-Irak savaşında kardeşkanının dökülmesine sebep olunmuştur. Daha sonra hızını alamayıp Kuveyt'e saldırarak işgal hareketine girişmesi, kendi ile birlikte sayıları milyonlara Müslüman insanın katledilmesinin yolunu açmış ve bu katliamlar ne yazık ki halen yer yer devam etmektedir. Bu öldürülen insanların bir kısmı işgalci devletlerin Müslüman olmayan askerleri tarafından öldürülürken, hala devam eden diğer öldürmeler de maalesef ya şii diye sünniler, ya da sünni diye Şiiler diye mezhep olarak farklı olan ama yine Müslüman olan ve aynı ülkenin insanlarları tarafından öldürülmüşlerdir. Belki bunların bir kısmı yerli kıyafetine bürünmüş işgal kuvvetlerinin görevlileri tarafından gerçekleştirilen saldırı ve bombalamaları sonunda gerçekleşmiş olabilir ama hepsi de böyle mi?.. Hiç sevemediğim halde Saddam'ın heykelinin Amerikalı askerler tarafından halat takılarak yıkılmasına şahsen üzülmüşümdür. Iraklılar yıksalar belki alkış tutardım ama yabancılar yapınca bu olayı bir türlü kabul edemedim. Afganistan'ın yıllardır bir türlü durmayan akan kardeş kanlar”¦ Pakistan'daki aynı türden ama biraz daha farklı konumdaki katliamlar”¦ Mısır'da yaşananlardan sonraki sancılı durumlar”¦ Sudan'da yaşananlar, ülkenin bölünmesi ve hala bir türlü sükunete kavuşamama durumu”¦ Yemen ona keza”¦ Suriye yanı başımızda adeta sesleri duyulacak kadar yakınımızda ve göz göre göre BM ve Nato'ya davetiye çıkarılması”¦ Allah(c.c.) bizim ülkemizde böyle durumlar yaşatmasın. BM Nato gibi uluslar arası kuruluş temsilcilerine söz hakkı doğup bugün Kaddafi, Salih ve Esat'a denildiği gibi bizim devlet büyüklerimize de “kendi ülkenizin insanlarına daha töleranslı, daha insaflı davranın” dedirtmesin. Bunların hepsi ile ilgili haberlerde birkaç cümle ile “Bugün yaşanan patlamada”,”Bugün çıkan çatışmalarda”, “Hükümet güçlerinin göstericilere bugün açtığı ateşte”, “Nato'ya bağlı güçlerin yanlışlıkla vurduğu yerleşim yeri-konvoyda”, “İntihar bombacısının yaptığı bombalı eylemde” gibi cümlelerle başlayan ve “”¦ kişi hayatını kaybetti, .. kişi yaralandı.” cümleleri ile biterek diğer haberlere geçilmektedir. Takdir edersiniz burada ölen ya da yaralananlar rakamlar değildir. İnsan ve sebebi kendisi olamayan çatışmaların içinde olmak durumunda olan din kardeşlerimizdir. Bu şekilde yaşanan katliamların adı Kerbela değil de nedir?.. Nasıl kabul edilir bilemiyorum ama Libyalılar Nato güçlerinin hava saldırısı sonunda onlarca asker ve sivil Müslüman insan öldürülüyor. Yönetim karşıtı güçler denilen ve aynı dine inanan ve aynı ülkenin insanları, bu saldırılar karşısında havaya silah atarak şenlikler yapabiliyor ve bu saldırıları kutluyorlar. Nasıl bir yönetim ki, kendisinin helak olması için mücadele edecek kadar geniş bir kitlenin oluşmasının farkına varamıyor ya da görmek istemiyor ve sonuç maalesef bugünkü gibi oluyor. İslâm Coğrafyasında yaşanan bu gibi olayları, bugünlerin Kerbelaları olarak değerlendirmenin doğru olacağını düşünüyorum ve yeni yeni Kerbelalar'ın yaşanmaması için diğer ülkelerin yanı sıra bizim devlet yöneticilerimizin de daha dikkatli politikalar geliştirmeleri gerekmektedir. Allah rahmet eylesin merhum Özal doğudaki saldırılar karşısında, üç beş çapulcu demişti. O gün, bu şekilde hafife alınmış olan gruplar günümüzde TBMM de grup kurabiliyor ve pervasızca söz ve davranışları hiçbir şekilde çekinmeden sergilemektedirler. Şunu söylemek istiyorum. Ülkenin içinde yaşayan ve yönetime karşı az da olsa bir memnuniyetsizliği olan az sayıdaki insanlarımız, dış güçler deyip kolaycılığa kaçarak suçladığımız unsurlar tarafından çeşitli yollardan desteklenerek devlete baş kaldıracak duruma getirilmektedir. Her ortamda söylendiği gibi bir devletin insanları arasındaki var olan farklılıklar birer zenginlik olarak kabul edilerek o farklılıkları olduğu gibi kabul etme yoluna (ama iyi niyetli olmayanları ayırt etmek şartıyla) gidilmelidir ki farklı düşünen insanlar arasında derin bir uçurum oluşmasın. Konuyu kişiselleştirecek olursak; iki insan eğer çok iyi anlaşabiliyor ise bunların her ikisinin melek olmalarından değil, birbirlerini olduğu gibi kabul etmelerinden kaynaklanmaktadır. Eğer karşımızdaki insan ya da insanların bize göre hoş olmayan özelliklerini olduğu gibi kabul etmeyip sürekli o özellikleri düzeltmeye kalkışacak olursak, o insanla aramızdaki anlaşmazlıkların yolunu açmış oluruz ki, işte iletişim sıkıntıları o zaman gündeme gelmektedir. Unutulmamalıdır ki en sevmediğimiz insanda bile bize göre az da olsa mutlaka bir güzellik/güzellikler mevcuttur. O yönünün görülme imkânı yok mu acaba?.. Bir Allah dostuna “seni herkes çok seviyor ve sayıyor, insanların bu kadar size bağlanmasının sırrı nedir?” diye sorduklarında verilen cevap manidardır. “Ben herkesi dinliyorum. Dinlerken yargılamıyorum ve onları tenkit etmiyorum. Yani var olan kusurlarını yüzlerine vurmuyorum. Olsa olsa bu davranışımdan olabilir.” Buradaki verilen kişisel örneği, ülkemizin insanları olarak bizlerin ve bizleri yöneten yöneticilerin genelleme yaparak davranış haline getirmemizin ülkemiz için faydalı olacağını düşünüyorum. Küçük anlaşmazlıkların büyütülerek yeni Kerbela faciaları yaşanmasının yolunu açmak isteyenlere Allah fırsat vermesin. Başka ülkelerin müdahalesine ihtiyaç olmayacak şekilde anlaşmazlıkları kendi içimizde çözebilme feraseti ve anlayışı nasip eylesin. İçinde bizim devletimizin de bulunduğu İslam Dünyası'na daimi huzur ve sükun nasip eylesin inşallah. Selam ve dua ile”¦
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Zincirkıran 5 yıl önce

Reşat Bey merhaba. Gösterdiğiniz hassasiyete teşekkürler. Yazıda sizin de belirttiğiniz gibi TEMSİL anlamında vurgu yapılmak istenmiştir. Selamlar...

Avatar
Reşat Üçcan 5 yıl önce

Abi, heykelleri hiç sevmedim ve sevmem de mümkün değil. Bu nedenle şu sözünü anlayamadım: "Hiç sevemediğim halde Saddam'ın heykelinin Amerikalı askerler tarafından halat takılarak yıkılmasına şahsen üzülmüşümdür. Iraklılar yıksalar belki alkış tutardım ama yabancılar yapınca bu olayı bir türlü kabul edemedim." Haykelin ne hükmü var ki, kim yıkarsa yıksın, kim tekmelerse tekmelesin, farketmez. Sanırım Siz de heykeli değil de, heykelin temsil ettiği şahsiyeti kastediyorsunuz. Durum anlaşılsa da, ben bir açıklama yapmak istedim. Reşat Üçcan

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126