Güzel Duygular Bulaştırın

Arzu Hanım, bir kamu kurumunda memur olarak görev yapıyordu. Sürekli insanlarla iletişim halindeydi. Hizmet üretmek, insanları mutlu etmek, hizmet alan insanların kurumdan mutlu ayrılmaları Arzu Hanım için en büyük sevinç kaynağıydı.

Güzel Duygular Bulaştırın

Arzu Hanım, bir kamu kurumunda memur olarak görev yapıyordu. Sürekli insanlarla iletişim halindeydi. Hizmet üretmek, insanları mutlu etmek, hizmet alan insanların kurumdan mutlu ayrılmaları Arzu Hanım için en büyük sevinç kaynağıydı.

26 Kasım 2008 Çarşamba 20:52
Güzel Duygular Bulaştırın
banner203
Sabah ofise geldiğinde güler yüzle arkadaşlarını selamladı: ””Günaydın arkadaşlar! İş arkadaşları, adeta robot gibi karşılık verdiler. Alında Arzu Hanım selam verdiği için karşılık verdiler. Ofistekilerden en yaşlı olanı Sibel Hanımdı. Arzu Hanım'a dönerek: ””Arzu kızım senin hiç derdin yok mu? ””Dertsiz insan olur mu Sibel Hanım? Benim de kendime göre derdim var tabi. ””İyi de kızım, bu enerjiyi nereden buluyorsun o zaman? ””Gülmek, güldürmek bana iyi geliyor Sibel Hanım. Somurtarak dertler çözülmüyor. ””Bak, işte bu doğru kızım. Arzu Hanım, Sibel Hanım ve ofisteki diğer çalışanlar anlaşmış gibi hep birden kahkaha attılar. Arzu Hanım'ın yüzündeki gülümseme, gözlerindeki ışıltı, bütün ofisi kaplamıştı sanki. Aradan çok fazla zaman geçmeden insanlar kuruma hizmet almaya geldiler. Günlük çalışma maratonu başlamıştı. Ama işin en ilginç yanı, sevgiye, şefkate ve ilgiye ihtiyacı olanlar, özellikle de yaşlılar hep Arzu Hanım'ın masasına yöneliyorlardı. Arzu Hanım, sunduğu hizmete artı değer olarak, ilgisini ve içtenliğini ekliyordu. Gün içerisinde vakit ilerlemiş, işlem trafiği hızlanmış ve hizmet almak için kuruma gelen insan sayısı artmıştı. Ofis çalışanları, sabahki neşenin etkisiyle insanlara güler yüzlü davranıyorlardı. Haliyle, ziyaretçiler de kurumdan memnun olarak ayrılıyorlardı. Her şey saat gibi tıkırında işlerken, kurum yöneticisi Rıfat Bey, kendi özel ofisinden bağırarak dışarıya çıktı. Rıfat Bey, bağırmıyor adeta aslan gibi kükrüyordu: ””Tahsin Efendi! Nerde kaldı benim kahvem? İki saat oldu kahveyi söyleyeli. Bir kahveyi yapıp getiremedin. Ne biçim adamsın sen! Ofiste, az önceki pozitif enerjiden eser kalmamıştı. Güler yüzlü, tatlı dilli çalışanların yerinde yeller esiyordu. Bütün çalışanların yüzleri gerilmiş, hiç kimseden ses çıkmıyordu. Kurumdan hizmet almak için gelen insanların, yüzlerinde bir şaşkınlık ve bir o kadar da rahatsızlık ifadesi vardı. Tahsin Efendi, elinde tepsi ile müdürünün kahvesini getirmişti. Mahcup bir tavırla: ””Affedersiniz müdürüm. Kahvemiz bitmiş. Yandaki bakkalda da kalmamış. İlerdeki markete kadar gitmek zorunda kaldım. Beklettiğim için özür dilerim. ””Bu mazeret mi şimdi? Bakkalda yokmuş da, markete gitmiş de. Oldu olacak, fabrikasına gitseydin. Yahu adam önceden bakar eksiğine ve tamamlar. Ama sende o düşünce nerdeee? ””Haklısınız müdürüm. Bir dahaki sefere bekletmem. ””Geçen sene de bekletmem demiştin ama yine bekledik işte. İsteğim kaçtı. Al kahveni sen iç! Rıfat Bey, özel bölmeli ofisine girdi ve çok sert bir şekilde kapıyı çarptı. Ofisteki çalışanlar ve diğer insanlar, hiçbir şey söylemeden işlerini yapmaya devam ettiler. Ancak işlerini yaparken bu defa güler yüzle ve tatlı dille değil, bağırıp çağırarak iş üretmeye başladılar. Elindeki kâğıda, bilgisayarın ekranına, tutukluk yapan yazıcıya ve hizmet alan insanlara bağırmaya başladılar. Herkes birbirine bağırarak konuşmaya başlamıştı. Öğle yemeği için ara verildiğinde, hem çalışanlar hem de hizmet alan insanların kurumdan öyle bir çıkışları vardı ki, adeta herkes hapisten kaçar gibi çıkıyorlardı. Bütün bunlara, Rıfat Bey'in kahve için bağırması neden olmuştu. Sonunda kendisi de kahvesini içememişti ama güzel başlayan bir günü insanlara zehir etmeyi başarmıştı. Sadece kamu kurumlarında değil, özel sektörde ve tüm ortamlarda pozitif enerji, sinerjiyi doğururken; negatif enerji ise gerginliğe ve kaosa neden olmaktadır. İşin bir başka boyutu ise duyguların bulaşıcı olduğu gerçeğidir. Sevinç, neşe, üzüntü, stres, kaygı”¦ Bütün duygular, sadece hissedilmeye başlanan kişiyi değil, çevrede bulunan herkesi etkilemektedir. Bu nedenle insanlara üzüntü ve stres bulaştırmak yerine sevinç ve neşe kaynağı olmak tercih edeceğimiz yol olmalıdır. Küçücük bir gülümseme toplumda çok büyük kazanımlara neden olabildiği gibi gereksiz bir çıkış, yersiz bir stres büyük kayıplara yol açabilmektedir. Her zaman olduğu gibi; kazan- kazan- kazandır diyoruz. [B]Yazara mesaj:[/B] yusufyesilkaya@gmail.com www.yusufyesilkaya.com [B]Not:[/B] Bu yazı; www.yusufyesilkaya.com , www.dinahlak.com , www.haber46.com.tr ve www.gelisimbahcesi.com web sitelerinde eş zamanlı olarak yayınlanmaktadır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126