İyi değerlendirilmezse zaman “elde var hüsran”

Gençlik ve Spor Haftası içindeyiz. Eldeki zamanın ve gençliğin değeri ve önemi hakkında özellikle gençlere tavsiyelerde bulunmak için bilgisayarın başına geçtim. Bilgisayarın başına geçtim ve şöyle düşünmeye başladım:

İyi değerlendirilmezse zaman “elde var hüsran”

Gençlik ve Spor Haftası içindeyiz. Eldeki zamanın ve gençliğin değeri ve önemi hakkında özellikle gençlere tavsiyelerde bulunmak için bilgisayarın başına geçtim. Bilgisayarın başına geçtim ve şöyle düşünmeye başladım:

17 Mayıs 2011 Salı 22:13
İyi değerlendirilmezse zaman “elde var hüsran”
: Gençliğimizde bize, gençliğin kıymetini bil, zamanı iyi değerlendir şöyle şöyle yap” diyenleri biz ne kadar anladık ki, şimdi bu tavsiyelerim gençler tarafından nasıl anlaşılsın?” Evet, işin en can alıcı noktası bu. Bir insanın bir hususu, bir konuyu iyi değerlendirebilmesi için, elinde bulunduğu değerin kıymetini daha iyi anlayabilmesi için, “ondan mahrum olması” gerekir ki, elindeki değerin kıymetini anlasın. Bu şuna benzer, insan sağlıklı iken “hastaların derdini anlıyorum, sağlığın değerini biliyorum” dese de, en fazla hasta olduğunda anlar, sağlığın kıymetini. Zaman en önemli bir değerdir. Gençlik en büyük kuvvet ve zenginliktir. Bunu derken gençliği yaşamış, zamanın çoğunu harcamış ve orta yaşları geçmiş bir insan olarak, geçmişe bakarak ve tecrübelerime dayanarak konuşuyorum. Daha açıkçası “gençlikten mahrum” birisiyim şimdi. Bu mahrumiyeti gençler anlamayabilir. Şu an bunu anlamasalar da gelecek zaman içerisinde elbette anlayacaklar. Evet, “gençlik en büyük kuvvet ve zenginliktir, zaman önemlidir.” Gün geçtikçe bunu çok daha iyi anlıyorum. Orta yaşları geçmiş bir insanım. Bu yaşlarda insanlar daha fazla gözlemde bulunuyor ve etrafını daha müşahede ediyor. Bu müşahede şu iki noktadan hareketle zamanı ve gençliği iyi değerlendiremeyenin hüsranda olduğunu anladım. Birinci nokta işin maddi cihetiyledir. İkinci nokta ise işin manevi cihetiyledir. Birinci nokta itibariyle yani işin maddi cihetiyle şunu net olarak anladım ki; “geçen zaman, geçen günler insandan yalnız gençliği alıp götürmez, kuvveti ve zindeliği de alıp götürür. Geçen günler insandan yalnız gençliği alıp götürmez gözlerdeki feri ve canlılığı da götürür. Vadide akan bir sel dalgasının önüne gelen ger şeyi alıp götürdüğü gibi, geçen zaman da insandan her şeyi alır götürür. İnsanda kuvvet, sıhhat, canlılık, heyecan, hareket, azim, istek ne varsa, bunlar zamanla azalır. Çünkü, zaman bir sel gibi bunları alıp götürmüştür. Selden geriye ne kalır? İşe yaramaz çer çöp ve yıkıntı kalır. İşte gençlik gidince geriye çer çöp ve yıkıntı misali, yorgun bir beden, solgun bir yüz kalır.” Bunlar yaşlılığın daha doğrusu geçen zamanın bedende verdiği tahribattır. Bu tahribatın yanında, eğer genç hayatını hayra, hakka, doğruya adamamış ve iyilik içinde bulunmamışsa, manevi olarak da zarar üstüne zarar sözkonusudur. Gençliği ve zamanı iyi değerlendirmemenin manevi cihetini yani ikinci noktayı düşündüğümde, aklıma Asr Suresi geliyor. Asr Suresinde Allah “Asr'a yemin olsun ki, insan hüsrandadır” beyanında bulunuyor. Evet, soruyorum şimdi. Allah niçin Asr'a yani Zaman'a yemin etmektedir? Şimdi ikinci sorumu soruyorum. İnsan neden hüsrandadır? Gelin önce surenin tamamını bir mütalaa edelim, daha sonra bu iki sorunun cevabını “gençlik, zaman, yaşlılık” gibi kavramları ele aldığımız bu yazı kapsamında açıklayalım. Asr Suresinin tamamı şöyledir: “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).” Bu sureden anlamamız gereken şu olmalıdır. Zamanın kıymeti bilinmez ise, gençlik iyi değerlendirilmez ise, Allah yolunda harcanmazsa, geriye yaşlılık kalır ki, geriye acınası haldeki yorgun ve solgun bir beden kalır ki, o da nedir ki, olsa olsa bir hüsrandır. Gerçekten de, zaman geçmiştir, gençlik gitmiştir, “elde hüsran kalmıştır.” Zamanı geri getirmek ve gençliği tekrar elde etmek mümkün mü? Hayır. (Allah bu duruma düşenlerden eylemesin. Çok acı ve çok elim bir durum bu.) Ancak, bir insan zamanı hakk ve sabır doğrultusunda yaşarsa o kişinin yaşlılığı da, gençliği de elbette sevinç ve kazançtır. Böyleleri için hüsran sözkonusu değildir. (Allah bu gruba girenlerden eylesin.) İşte bu da konunun en önemli, yani manevi boyutudur. Zamanı durdurmak ve gençliği bir ömür boyunca korumak sözkonusu değildir. Beden zamanın kıskacında mutlaka yaşlanacak ve solacaktır. Bu kaçınılmazdır. Ancak, zamanı iyi değerlendirmek mümkündür. Sözü uzatmaya gerek yok, gençlik ve zaman bizlere verilmiş bir değerdir. Bir imkandır. Bu değer ve imkanı iyi değerlendirenlere ne mutlu! Bunun dışında, zaman ve gençliği değerlendirmeyenlere veyl üstüne veyl! Yazımın sonunda yazı başlığını buraya tekrar yazıyorum: İyi değerlendirilmezse zaman, elde var hüsran!”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Sandal 6 yıl önce

Huzur-ı Mahşer kardeşim sağol. Dualarınız makbul olur İnşaallah.

Avatar
Huzur-î Mâhşer 6 yıl önce

Insanlar hakketen de hüsranda... Allah sonumuzu hayreylesin... Allah gencligimizi en güzel sekilde gecirenlerden eylesin...

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126