Maddi zenginlik gelirken manevi çöküş hızlandı

Zenginleştik , paramız, malımız, mülkümüz arttı, sokaklarda araba koyacak yerlerimiz kalmadı, her evde ikinci araba konuşulur oldu, arabayı ikileyenler ikinci evin üçüncü evin planlarındalar ama bunlar artarken huzur, saygı sevgi azaldı, bir yeri doldurmayı düşünürken öbür taraftan eksilen yanlarımız alarm vermeye başladı.

Maddi zenginlik gelirken manevi çöküş hızlandı

Zenginleştik , paramız, malımız, mülkümüz arttı, sokaklarda araba koyacak yerlerimiz kalmadı, her evde ikinci araba konuşulur oldu, arabayı ikileyenler ikinci evin üçüncü evin planlarındalar ama bunlar artarken huzur, saygı sevgi azaldı, bir yeri doldurmayı düşünürken öbür taraftan eksilen yanlarımız alarm vermeye başladı.

14 Kasım 2011 Pazartesi 21:35
Maddi zenginlik gelirken manevi çöküş hızlandı

Arabalar arttı ama güven azaldı kimseleri arabaya alamaz olduk, evde elektronik eşyalar dolu, bilgisayarlar ikilendi birbirimizi aynı hanede göremez olduk, iletişim kuramaz olduk, bir araya gelince ortak iki çift laf edemez olduk; çünkü iletişimi ruhsuz aletlerle kura kura , ağzımızı gözümüzü ,beynimizi sonuna kadar açıp, kıblemizi o kutulara dönerek ne gösterirlerse onu düşünerek ne kadar müsaade ederse o kadar fikir yürüterek itiraz etmeden ne verdilerse o kadarına uyum sağlayarak, gül dese gülüp ağla dese ağlayarak saatlerce o köşelere bakarak nasıl bir insan , nasıl bir iletişim hem de sağlıklı bir iletişim beklersiniz? Çocuk farklı yaşlardaki akrabalarını görerek önündeki yaşamın ayak seslerini tanır, onların sohbetlerini dinler, tavsiyelerini dinler, küçüklerine tecrübelerini anlatır, sohbete katılır, adabı, saygıyı, sevgiyi görürdü, akraba süzgecinden geçirilerek öğrendiği davranışlar tüm sülale tarafından pekiştirilir, elektronik, ruhsuz bir nesil yerine harika şekilde yaratılan tüm çevresiyle ilişki içerisindeydi. Beton duvarlar arasına hapsedilmiş, önüne bilgisayar, oyunlar, diziler serpiştirilerek uyutulan bir nesilden ne kadar renk beklenir ki? Geçenlerde bir arkadaşımın il dışından gidip çocuğunun eğitimi için bir kitap seti aldığını duydum, sevindim, oğlunun günde beş saat ders çalıştığını, akşamları gezmeye gitmeyip misafir kabul etmediklerini duydum çok üzüldüm, gelecekten kaygılandım. Acaba çok mu abartıyoruz, çocukların bir diploma almasını gelecekte çok para kazandıracak mesleklere zorlarken geri getirilemeyecek bir yaşamı sistemin malzemesi yaparken onların çocukluklarından, yaşamın tadından tuzundan uzak bir nesil mi yetiştiriyoruz? Evlerimizin mutfağı tıka basa dolu, evimizin önünde arabamız bizi bekliyor, eşyalarımız yeni, evlerimiz geniş, lüks, her evde üç beş cep telefonu var, internet var, televizyonsuz ev kalmadı ama bunlar hayata gelirken bir şeyler de götürdü; şükrü unuttuk, kanaati unuttuk, saygıyı, sevgiyi unuttuk, yolda yere düşüp kalan çocuğun ahını unuttuk, aç yatan komşumuzun halini hatrını unttuk, akraba ziyaretlerinde eşi dostu unttuk, yarış atı gibi koşturup evlatları, sistemin renksiz, tatsız, tuzsuz, materyalist ruhuna sattık geleceğimizi daha ne umarız ki gelecekten”¦ Materyalist yetişmiş evlat paraya ,refaha bolluğa kavuşunca amca, teyze nine ziyaretine mi gidecek, eve misafir mi alacak, onun yetiştirmesi gereken sınavlara hazırlanması gereken bir çocuğu olmayacak mı, geri dönüp çocukluğundan anıları o zamanda mı yazacak? Geriye dönüp anılar yazılabilmesi için yaşanılması gerekir, televizyondan izleyerek bilgisayarda oynayarak yaşanılmaz, adap öğrenilmez zaten bakın gösterilenlere, onların izledikleri bizim kültürümüzün mahsülleri değil model almamız istenilen başkalarının yaşamı”¦ O programları izleyip dizileri takip edip bilgisayardan kalkmayıp sadece çıkarını düşünüp yetişen nesil de büyür adam gibi görünür ama o tohumların meyvesi olmaz onlar “ebter” olur”¦ Hasılı kelam, insanoğlunun sırtındaki yük ağırdır, çünkü bu mukaddes yükü yüklenirken bir söz verilmiştir, çabaların gayreti bu maksada binaendir. Maddi açıdan terakki ederken ahlaken ve manevi değerlerden sukut ediyorsak kazançlı değiliz, çuvalın dibi dikilmeden içine atılan , biriktirildiği zannedilen mahsulün hasılatı zor olur. Evlatlarımızı yetiştirirken kimlerin kucağına bıraktığımızı, izledikleri dizilerin , filmlerin oyun sektörünün iplerinin kimlerinin elinde olduğu ne maksatla bu şekilde beyinlerin uyutulduğunu, yönlendirildiklerini unutmadan nefis ve şeytanlara paçalarımızı kaptırmadan köprüyü geçmemiz lazım. Çocukların insanlarla münasebeti için tabiata doğaya çıkıp, insanlarla münasebet kurmaları için bilhassa akraba ziyaretlerine ısrarla götürülüp, saygıyı sevgiyi bizzat evlerinde canlarında hissetmeleri sağlanmalı ve boş vakitlerini, avcının avını dört gözle beklediği gibi bekleyip fırsatlara çevirmek zevkli etkinliklerle geçirmek asıl gaye olmalıdır. Testi su akarken doldurulur”¦

Anahtar Kelimeler:
UnuttukSevgiyiAkraba
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
M. Fatih Demir 5 yıl önce

Yukarıdaki onca cümleyi söylerken satır aralarında belirtilmeyen birkaç olayıda göz ardı etmemek Gerekir diye düşünüyorum. 1. si Akraba ziyretlerine gidip de İslami Ahlak üzerine yapılmayan bir sohbet bence zarardan öte birşey değil belki çok az bir kârı sizin dediğiniz akrabayı unutmamak olur (unutmayalımki dedikodu kardeş etini yemekden farksız bir olaydır). Ki bu devirde akrabalıklar eskilerdeki gibi zor değil mesela günlerce süren yolculuklar artık tarih oldu ve mesela artık nerdeyse günübirlik telefonlaşlamalarla akrabanın ne durumda olduğunu eskideki gibi aylarca sonrasında öğrenmek yerine anlık öğrenilir oldu. 2. si Her yüzyılın bir kaidesi kuralı vardır, bundan önceki yüzyılın kaideleri ile çocuklarımızı yetiştirme ve o devirdekilerin paraya,mala,mülke düşkünlüğü ile elbetteki bizimkiler bir olmayacaktır olamazda.3. sü Tam bir geçiş evresinde olduğumuz bu zamanda artık eskilerin tavsiyeleri (özelliklede Ticaret ve İnsan davranışlarını konu alanlar) artık sadece keloğlan masalları gibi masal niteliğine girdi. Çünkü geçtiğimiz son 50 yılda dünya nüfusu neredeyse %30-35 lere varan bir artış gösterdiki az olan her zaman kıymetli çok olan kıymetsizdir kaidesine göre artık insanlarda kendi kıymetlerini yitirmeye başladılar, ve bu kalabalıklaşmayla birlikte geçmişe bakarak geleceği öngörme neredeyse imkansız hale geldi. 4. sü ve sonuncusu tv,bilgisayar vs. teknolojinin getirdiği cihazlara önem ve özeni bilinçli bir şekilde verdiğimizde bizim onların değil onların bizim kölemiz olacağı güneş gibi gayet açık bir gerçektir. Lakin her insanın nefsi topu taca atacak, kendi mantığının dahi kabullenmediği suçu yükleyecek birşeyler arama eylemi içerisindedir. İşten eve geldiğinde bir babaya oğlu/kızı öğrenmek adına birşeyler sorma telaşında iken aldığı cevap genelde "kızım git biraz bilgisyarla oyna biraz dinleneyim konuşuruz" veya "oğlum git başımdan hele az televizyon izle dinleneyim konuşuruz" şeklindedir. Oysaki çocuklar neredeyse ışık hızında akıllarında beliren sorularına o anda cevap alamazlar ise o soruyu genelde bir daha açılmamak üzere kapadıkları beyinlerindeki sandıklarına koyar, unutur giderler. Bir zaman bu davranışa maruz bırakılan çocuğun belli süre sonra derslerinde başarı oranı düşmeye ailesine ilgisi azalmaya vb. olaylar gözlemlenmeye başlandığında, nefis kendi yaptığını mantıktan gizleyerek topu yine taca atar ve ya çocuk, ya televizyon, ya bilgisayar suçlu olur.Özlem her zaman geçmişedir umut ise geleceğe düsturu ile baktığımızda devir ve şartlar ne olursa olsun herzaman bir özlem ve en az onun kadar güçlü umutlarımızın da olacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Bu nedenledir ki Herşeyin azı da fazlası da zarardır kaidesi gereğince yaşayıp elimizden geldiği kadar Cenneti kazanma yolunda hem kendimiz hemde çocuklarımızı yetiştirmek gayesi içerisinde olmalıyız.

Avatar
sait KORKMAZ 5 yıl önce

Son zamanların engüzel kayıplarını dile getiren ve gelecek neslimizi kayıp etmek üzereyken bu köşe yazısında birazcık kopya çekerek belki kırık notlarımızı düzeltme şansını yakalaya biliriz.Rıdvan AKGÜL'E TEKRAR TEŞEKÜR EDİYORUM.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126