Melekler Dostunuz Olsun

İyilik ya da kötülük göreceli bir kavram olmakla beraber, yasalarla belirlenen kurallara uymak, onun da ötesinde toplumun geneli tarafından içselleştirilen etik kuralları kabullenmek, yasalarda yazılı olmayan normları özümsemek, ortalama bir d

Melekler Dostunuz Olsun

İyilik ya da kötülük göreceli bir kavram olmakla beraber, yasalarla belirlenen kurallara uymak, onun da ötesinde toplumun geneli tarafından içselleştirilen etik kuralları kabullenmek, yasalarda yazılı olmayan normları özümsemek, ortalama bir d

04 Mart 2009 Çarşamba 17:48
Melekler Dostunuz Olsun
banner203
Toplum tarafından beğenilen davranışları gösteren kişiler, aslında bu davranışlarını büyük ölçüde toplumun beğenisini kazanmak için yapmazlar. Bu güzel davranışların kendi etik kurallarının bir gereği olduğunu bilerek yapmaya ve bu doğrultuda yaşamaya çalışırlar. Ve bu ahlaki değerleri özümseyen insanlar, iyi davranışlar gösteriyoruz diye ayrıca bir takdir beklemezler. İyiliği yaşamına egemen kılan insanlar, bu tutumu bir yaşam biçimi haline getirirler. Yasalara göre suç işleyen ya da toplumsal normlara göre ayıp ve günah işler yapan bir kimse de aslında ne yaptığının farkındadır. Hırsızlık yaptığında, kendisine ve çevresine zarar verdiğinde, bu davranışının suç olduğunu bilir. Yalan söylediğinde, insanları kandırdığında bu davranışın ayıp ve günah olduğunun farkındadır. Olumsuz davranışları gerçekleştirenler, yaşadığı toplum tarafından ayıplanacağını, dışlanacağını ve belki de yasal olarak cezalandırılacağını bilirler. Ancak yine de bu olumsuz davranışları gerçekleştirmekten geri kalmazlar. İyi insan yaptığı iyiliğin farkında ve kötülük yapan insan da yaptığı kötülüğün farkındaysa, neden iyiliği yaygınlaştıramıyoruz? Bir başka ifadeyle neden kötülüklerin önüne geçemiyoruz? İyilik yapmak ya da kötülük yapmak bir tercih meselesidir. Yani bireyin topluma karşı, sağlam veya eğik duruşunu deklare etme biçimidir. Örneğin bir kere yalan söylenmez. Çünkü bir defa yalan söylendiği zaman arkası gelir. Durumu kurtarmak için sürekli yalan söylemek gerekir. İlk başta yalan söyleyen kişiye “yalancı” sıfatı çok ağır gelebilir. Ancak bu durum alışkanlık haline geldiği zaman, yalan söyleyen kişi için “sahtekâr” sıfatı da sıradan hal alır. Lakin bu sonuçtur. Oysa işin başına baktığımızda ise bu durumun bir tercih meselesi olduğunu görebiliriz. Dürüst ya da sahtekâr olmak, iyilik veya kötülük yapmak, iyi ya da kötü insan olarak tanınmak ve anılmak aslında yol haritamızı belirlerken verdiğimiz bir kararın neticesidir. Şair ve Yazar [B]İsmet Özel[/B]'in çok beğendiğim bir sözü vardır: [B]“İnsan için önüne çıkan bütün yollar, yürünebilir yollar ise o insan kaybolmuş demektir.” [/B]Hayatın inişli çıkışlı yollarında karar verme sürecini yaşadığımız birçok yol ayrımı ile karşılaşırız. Bu noktalarda sağlıklı düşünüp doğru kararlar verebilen insanlar, gerçekten başaran ve kazanan insanlardır. Her okuduğumda beni düşündüren, sizlerin de daha önceden okumuş olabileceğinizi düşündüğüm çok güzel bir Kızılderili öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbirleriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri siyah, diğeri ise beyazdı. Ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler sürekli dedesinin kulübesinin önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki kurt köpeği idi bunlar. Çocuk kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olabileceğini düşünüyor, dedesinin iki köpeğe niçin ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden siyah ve beyaz olarak iki zıt renkte olduğunu merak ediyordu. Artık bunu anlama zamanı gelmişti ve o merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece gülümsemeyle torunun sırtını sıvazladı ve: “””Onlar benim için iki simge evlat.” dedi “””Neyin simgesi?” diye sordu çocuk yine merakla... “””İyilik ve kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde devamlı mücadele eder dururlar. Ben köpeklerimi seyrettikçe hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları” dedi yaşlı reis. Çocuk sözün burasında ''mücadele varsa kazananı mutlaka olmalı diye düşündü'' ve her çocuğa has, bitmeyen bu sorulara bir yenisini daha ekledi: -"Dede!" Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi iyilik mi, kötülük mü?" -"Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha fazla beslersem." Bizim iyilik yapmamızı isteyen, bize iyi yolda eşlik eden melekler olduğunu ve nefisle birlik olup bizi yanlış yollara yönlendirmek isteyen şeytanlar bulunduğunu düşünürsek, şeytana fırsat vermek ve şeytana uymak akıl kârı değildir diye düşünüyorum. Bu nedenle gelin meleklerle dost olalım. [B]Yazara mesaj:[/B] yusufyesilkaya@gmail.com www.yusufyesilkaya.com [B] Not: Bu yazı;[/B] www.yusufyesilkaya.com , www.dinahlak.com , www.haber46.com.tr ve www.gelisimbahcesi.com [B] web sitelerinde eş zamanlı olarak yayınlanmaktadır.[/B]
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126