Muhteşem Yüzyıl üzerine Birkaç Kelam Da Bizden Ola

Üzülerek bakıyorum televizyona.Bir dizinin tanıtımı dolaşıp duruyor ekranda. MUHTEŞEM YÜZYIL.Yüce Osmanlı Devletinin padişahının hayatı güya.

Muhteşem Yüzyıl üzerine Birkaç Kelam Da Bizden Ola

Üzülerek bakıyorum televizyona.Bir dizinin tanıtımı dolaşıp duruyor ekranda. MUHTEŞEM YÜZYIL.Yüce Osmanlı Devletinin padişahının hayatı güya.

12 Ocak 2011 Çarşamba 18:04
Muhteşem Yüzyıl üzerine Birkaç Kelam Da Bizden Ola
banner203

Sonra dizinin oynayacağı gün geldi çattı. Ertesi gün RTÜK neredeyse tarihinin en büyük şikayetini almıştı. Eleştiri bombardımanı başlamış. Bir haftadır basında konu ile ilgili epey bir yazı okudum. Ben de birkaç kelime yazıp sizinle paylaşmak istedim. Bir yerde okuduğum ve bir Osmanlı Sultanının ibretlik öyküsünü aktarmak istedim sizlere*. Eminim ki daha buna benzemedik binlerce ibretlik öykü doludur o yüce şanlı tarihimiz. “On sekizinci asrın başlarında İstanbul'dayız. Avcı Mehmet diye bilinen Sultan Mehmed'in annesi Turhan Sultan, İstanbul'da bir gezintiye çıkar. Bir ara bugünkü Unkapanı Köprüsü'nün Galata'ya varan ucundaki Azap Kapı'ya da uğrar. Oradan Galata tarafına geçmek isterken Sokullu Mehmet Paşa Camii'nin bulunduğu yerde bir kızcağızın oturmuş, gözyaşı döktüğünü görür. Yaklaşır, bakar ki, çocuğun önünde kırılmış bir testi var. Şefkatle seslenir: - Yavrucuğum niçin ağlıyorsun, boşuna gözyaşı dökme. Kırılan testi olsun. Sil gözünün yaşını. İşte sana testinin parası. Hemen yenisini al. Kızcağız yaşlı gözlerini silerek baktığı Turhan Sultan'a titrek sesle cevap vermeye çalışır: - Ben der, testi kırıldığı için ağlamıyorum. Sabahtan beri iplik gibi akan su başında bekleyip de doldurduğum testinin suyunu hizmetçilik ettiğim eve götüremeyecek kadar beceriksizlik gösterdiğim için ağlıyorum. Turhan Sultan bu cevaptan çok memnun olur. Orada kızcağızın kim olduğunu soruşturur. Ana-babadan yetim bir öksüz olduğunu, hayırsever bir ailenin yanında karın tokluğuna hizmetçilik ettiğini öğrenir. Hemen gidip kızcağızı aileden ister, saray terbiyesine alır. Fevkalade bir öğrenim kabiliyetine sahip olan öksüz kızcağız, kısa zamanda inkişaf eder, her konuda sarayda örnek bir hanım haline gelir. Öylesine itibar kazanır ki, onu hayırseverin evinden alıp saraya getiren Turhan Sultan, padişah hanımı olmaya bile layık görür ve nitekim Sultan Mustafa (II) ile evlendirir. Böylece Saliha Hanım, Saliha Sultan unvanını alır, Hanım Sultan olur. Aradan geçen zaman içinde dünyaya getirdiği oğlu Mehmet (I)'in de padişah olması sebebiyle bu defa da Saliha Sultan'lıktan yükselir Valide Sultan olur. Ne var ki, Saliha Sultan, Valide Sultan'lığa terfi ettiği halde geçmişini asla unutmaz. Öksüzlüğünü, hizmetçiliğini, hatta kırdığı testinin başında ağlarken elinden tutulup da böylesine eşsiz bir mevkie çıkışını, hep düşünür. Bir gün çevresiyle birlikte testisini kırdığı, başında gözyaşı dökerken elinden tutulup da saraya getirildiği yere gider. Sessizce yine gözyaşı dökmeye başlar. Meraklananlar sebebini sorarlar. O da geçmişteki olayı onlara açık seçik anlattıktan sonra emrini verir: - Testimin kırıldığı bu yere öyle bir çeşme yapılsın ki, asırlar geçsin; ama çeşmenin suyu bitmesin, sanatı gözden düşmesin. Testisini kıran kızlar bir daha dolduramam diye gözyaşı dökmesin. Su bol aksın. - Sonra ne mi olur? Öylesine bir sanat eseri büyük çeşme yapılır ki, aradan asırlar geçer, çeşme halen sanatındaki eşsizliği korumakta, çevreye de su hizmeti vermektedir. Unkapanı Köprüsü'nün Karaköy başında Sokullu Mehmet Paşa Camii'nin yanındaki çeşmeyi bugün olanca ihtişamıyla görmeniz mümkündür.” Bizim tarihimiz de budur geçmişimiz de.Yorumu ve MUHTEŞEM YÜZYIL isimli dizide anlatılanların gerçekliği de sizlere kalmıştır değerli okurlar.

Anahtar Kelimeler:
GözyaşıSaliha
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
KÜRŞAT DOĞAN 6 yıl önce

Elbetteki yüce tarihimiz ve ecadımız varbunu inkar edende yok zaten.ama anlamadığımız ve anlamlandıramadığımız bir çok şeyde var tarihimizde.Bunları ne ikar ederek ne de yok sayarak kimse bir yere ulaşamaz.evet onlar yüce sultanlar ve padişahlardı ama insandılar ve elbetteki hataları oldu.bu insanların yaptığıherşeye ve hayatlarına bu kadar kutsallık atfediliyor anlam vermek imkansız.onların her yaptığı her söylediği doğru olmayabilir ama insanımız gerçeği aramak yerine taasubtan kurtulamıyor.Bu dizi her ne kadar toplumca doğru bilindiği zannedilen şeyleri çarpıtsada iyi tarafı şu ki tarih daha çok ilgi görüyor ve de sorgulanıyor.Ben memlekette ki kafalara sesleniyorum sizler idolojik olarak bakıp Atatürkü enver paşayı ve daha nicesini küfrederek yad ederken işte bu insanlarda çıkıp Kanuniyi böyle gösterir.tarihe bakarken biz kötü olan ve hafızamızda acı olarak kalan hiç bir tarihi olayı ne hatırlatırız nede hatırlarız .Bir çoğumuz osmanlıyı çok sevdiğimizi söyleriz ama tarihini bilmeyiz evet büyük padişahlar hatırlanıyor zafer kazananlar hatırlanıyor peki yenilenler kaybedenler ne oluyor onlar ecdad değilmi? osmanlının sıon üçyüz yılını bilmeyiz.padişahlarını bilmeyiz.peki o insanlar kötümüydü... asıl sorgulamamız ve Tarihten ders çıkarmamız gereken konu şu dur. neden kaybettik neden parçalandık .neden ihanetlere uğradık.kimler bizi arkamızdan vurdu.Kanuni ve hürrem sultan hep anlatılır. sevgili yazar kardeşim aç oku filmde anlatılanlar yaşanmış mı yaşanmamış mı çeşitl,i kaynaklardan tara bak o zaman ne hissedeceksin.osmanlıyı çoküşe götüren sebeblerden birisininde sebebini öğrenmiş olursun belki....

Avatar
Mustafa Zincirkıran 6 yıl önce

Geçmişimiz dediğimiz; tarihimiz ve ecdadımızı, sadece günümüzü cücelik olarak görme kompleksinden dolayı ve onu devleştirmek için maziyi küçük gösterme gayretleri hem başarılı olamayacak hem de bu konuda aktörlük yapan ve bizim insanlarımıza bir katkısı olmayacaktır. Ahmet Bey'e mazi dediğimiz hazine sandığından sadece bir örneği dile getirmesinden dolayı teşekkür ediyorum. Gönlünüze ve kaleminize sağlıklar diliyorum.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126