PİLİM BİTTİ

Otuz yıldır çalıştığı, uğruna birçok şeyini feda ettiği fabrikasından ayrıldığı son akşamdı bu. Ceketini aldı ve geriye dönüp baktı. Yüksek sesle kendi kendine konuşmaya başladı. ””Hey gidi Koca Sabri! Şu fabrikayı kurabilmek için gece gündüz çalıştın. T

PİLİM BİTTİ

Otuz yıldır çalıştığı, uğruna birçok şeyini feda ettiği fabrikasından ayrıldığı son akşamdı bu. Ceketini aldı ve geriye dönüp baktı. Yüksek sesle kendi kendine konuşmaya başladı. ””Hey gidi Koca Sabri! Şu fabrikayı kurabilmek için gece gündüz çalıştın. T

23 Temmuz 2008 Çarşamba 20:36
PİLİM BİTTİ
Fabrikanın her tarafına tıpkı veda eder gibi yüreğinden bir şeyler koparılır gibi buğulu gözlerle bakarak kendi kendiyle konuşmasını sürdürdü: ””İlk çocuğunun dünyaya geldiği günü hatırladın mı Sabri? Fabrikanın temel betonu atılıyordu ve sen çocuğunun doğumunda bulunamamıştın. Ya babanın ölümünü? İş bağlantısı için Almanya'daydın ve babanın cenazesinde yoktun. İlkokulda giydiğin lastik ayakkabıları unuttun mu? Kundura alacak paranız yoktu. Ama bugün Karun gibi zenginsin be Sabri. Paranın hesabını, maaşla tuttuğun adamlar yapıyor. Saray yavrusu gibi evde oturuyorsun. Yediğin önünde, yemediğin arkanda. Çok zenginsin çooook. Gözleri fabrikayı, makineleri, işçileri izliyordu ama zihni geçmişe takılmıştı: ””Bu gün çok zenginsin ama o lastik ayakkabı giydiğin günlerin hazzını bulamıyorsun be Sabri. Hala annenin ekmek arasına koyduğu çökeleğin ve yayla çayının tadını arar gibisin. Köyünün kırlarında güttüğün koyunları kuzuları sayar gibisin. Kabı yırtılmış defterini, yamalı önlüğünü, kaybettiğin bayram harçlığını, köyün tepesinden aşağıya kaydığın çamaşır leğenlerini ve babandan yediğin dayağı unut unutabilirsen Sabri! Sonra makinelerin sesi ile nostaljiyi bırakıp bu güne geldi: ””Ve işte hepsi bitti Sabri! Otuz yıl”¦ Kocaman otuz yıl”¦ Çalış çabala sonra el gibi çek git. Demek ki benim de pilim bitti. Evet, yoruldum artık, pilim bitti. Gideyim eve de bari ağız tadıyla torunlarımı seveyim. Sabri Bey, kendi kendiyle konuşurken oğlu Erdem geldi yanına. Belli ki babasının konuşmalarının bir bölümünü duymuştu: ””Hayırdır babacığım. Ne yorulması ne pili? ””Ne olacak oğlum, ben yoruldum artık, pilim bitti benim. ””Olur mu baba? Sende daha çok iş var, biz seni daha fazla yormayalım diye istirahata ayırıyoruz. ””Hadi oradan kerata! Siz de biliyorsun babanızın pilinin bittiğini. Haydi git, sana ihtiyacımız kalmadı diyemiyorsunuz da seni yormayalım diye kılıf uyduruyorsunuz. Ben malımı bilmez miyim? ””Babacığım lütfen! Sen bizi yetiştirdin. Elimize hazır iş verdin. Kardeşim Aslı ile birlikte bıraktığın yerden daha yukarılara çıkmak için çalışacağız. Ama senin tecrübelerine her zaman ihtiyacımız var. Bu arada kızı Aslı da yanlarına gelmişti. Erdem, Aslı'dan destek ister gibiydi: ””Sence de öyle değil mi Aslı? Babamız bize daha çok yol gösterecek. Aslı, konuşmaların tamamını bilmediği için pot kırmak istemedi. Sadece Erdem'in sözlerini desteklemekle yetindi: ””Tabi Ağabey, babamızın tecrübeleri bizim için çok önemli. Babamız emekli oldu diye onu köşesinde rahat bırakacağımızı düşünmesin. Bu sözler Sabri Bey'i biraz rahatlatmıştı: ””Sahi mi çocuklar? Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz? Erdem hemen söze karıştı: ””Elbette babacığım. Bizim en büyük hocamız sensin. Senin deneyimlerini çok önemsiyoruz. Atacağımız her adımda senin desteğini arayacağız. Ama şimdi Zahide Sultan'ı bekletmeyelim istersen. Hem torunların da seni bekliyor. Sabri Bey, kollarının altına Erdem ve Aslı'yı alarak fabrikadan ayrıldı. Babalarının hassasiyetinin farkında olan çocuklar ise her fırsatta Sabri Bey'in görüşlerini almayı ihmal etmediler. Kendisinin işe yaradığını hisseden Sabri Bey, yaşam sevincini kaybetmedi. Eşi Zahide Sultan ve torunları ile ömrünün geri kalanını mutlu ve huzurlu bir şekilde sürdürdü. Nesnel anlamda pilin bitmesi; kullanılan aygıt veya cihazın enerjisini tüketip, iş yapamayacak, kendisinden beklenen görevi yerine getiremeyecek duruma gelmesidir. İnsani anlamdaki karşılığı ise nesnel anlamdan çok farklı değildir. Bireysel ya da toplumsal bir misyonu üstlenen kişinin artık gücünü tüketip, enerjisini bitirdiğini hissettiği anda söylediği ifade; “pilim bitti” şeklinde gerçekleşir. Pilim bitti ifadesi, insani olarak sadece enerjinin tükendiğini karşılamaz. Aynı zamanda, yorgunluğu, bıkkınlığı, bezginliği, isteksizliği de ifade eder. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, gerçekte enerjinin bittiği mi yoksa bezginlik mi ifade edilmek istenmektedir. Çünkü çoğu zaman bıkkınlık ve yorgunluk durumu enerji bitmesi halinden daha çok önem arz etmektedir. “””Pilim bitti!” diyen bir kişinin, bu söylemi dillendirmesinin nedenlerine baktığımızda, gerçekten yorulmuş olduğunu görebiliriz. Çalışma koşullarının artık eskisi gibi cazibesi kalmadığını veya çalışma ortamından rahatsız olduğunu anlatmak istiyor olabilir. Yaptığı işten dolayı artık mutlu olmadığını, kendisini çalıştıracak güçlü ideallerin kaybolduğu, yaşam felsefesinde değişiklikler meydana geldiği yani artık hayata farklı perspektiflerden baktığı olası ihtimaller dahilindedir. Peki, ama “pilim bitti!” diyen bir kişinin gerçekten pili bitmiş midir? Bence bitmiştir. Bir NLP Uzmanı olarak, bilinçaltının söylediklerimize inandığını ve insan olarak bizim inançlarımız doğrultusunda yaşadığımızı belirtmek isterim. Yani söylemlerimiz ve niyetlerimiz bilinçaltımızda şekilleniyor. “Yapabilirim” ya da “yapamam” şeklinde inançlar oluşuyor. “Pilim bitti!” ya da “Bende daha çok iş var!” gibi sözlerimiz ve niyetlerimiz bilinçaltımızda kodlanıyor. Bir inanç oluşturuyor. Ve bizim yaşamımızı bu inançlar şekillendiriyor. Bilinçaltına sürekli “Pilim bitti!” ,”Benden bu kadar!” , “Artık Azrail'i bekliyorum!” şeklinde mesajlar gönderen bir insanın, yaşama coşku ile tutunmasını bekleyemeyiz. Olumsuz mesajlarla birlikte olumsuz düşünceler ve inançlar, bu insanın yaşamına hatta geleceğine ipotek koymuştur. Şimdi, iyi güzel de yaşlanmış, yorulmuş ve gücünü kaybetmiş bir insan için güçlü bir yaşam coşkusu ne yapabilir diyebilirsiniz. Güçlü bir yaşam coşkusu, çok şey yapabilir. Bu coşku, insanın hayata tutunmasını, olumsuzluklar karşısında pes etmemesini sağlar. İsteklerini, daha kuvvetle arzulamasını, bilinçaltına olumlu mesajlar göndermesini ve pozitif inançlar yeşermesini sağlayabilir. Eba Eyyub El Ensari Hazretleri, Allah Resulü'nün; “İstanbul mutlak fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” buyurduğunu işitmişti. Bu kutlu muştuya nail olabilmek için, gözünü İstanbul tarafına düzenlenen seferlere çevirdi. İlerlemiş yaşına rağmen her sene bir sefere katıldı. Muaviye oğlu Yezid komutasındaki İslam Ordusu, Konstantin'e sefer kararı aldığında, o orduda Eba Eyyub El Ensari Hazretleri de bulunuyordu. Bir rivayete göre doksan beş yaşındaydı. Çok uzun sefere dayanamamıştı, hastalanmıştı. Öleceğini hissettiğinde ordu komutanına, kendisini istanbul'a en yakın yere, ordunun gidebildiği en uç noktaya defnetmeleri ricasında bulunmuştu. Aradan sekiz yüz sene geçtikten sonra Fatih İstanbul'u fethettiğinde Hocası Akşemseddin, Eba Eyyub El Ensari Hazretleri'nin kabrini bulmuştur. Sadece Eba Eyyub El Ensari Hazretleri değil, bu çevrede otuz üç sahabenin kabri olduğu rivayet edilmektedir. Çok ilerlemiş yaşına rağmen, ciddi sağlık problemleri yaşamasına rağmen bu güzel insanları yollara düşüren, seferlere katılmalarını sağlayan Yüce Peygamberin kutlu müjdesinden başka bir şey değildir. Yani bir inanç, bir istek ve bir iradenin gerçekleşme biçimidir. Düşünebiliyor musunuz? Doksan beş yaşında, ciddi hastalıkları var, ölüme çok yakın olduğunu hissediyor. Ama “Benim pilim bitti artık!” demiyor. Yani inancı ve ideali, bu güzel insanın en büyük enerji kaynağı oluyor. Çok ilerlemiş yaşında okuma ve yazma öğrenen, ilim öğrenmek için yollara düşen, çöl sıcağına ve kış soğuklarına aldırış etmeyen nice insanların azimlerini duymuşsunuzdur. Çok büyük olumsuzluklara rağmen sıfırdan zirveye tırmanan insanların başarı öykülerini mutlaka işitmiş olmalısınız. İşte bu insanların enerji kaynağı; inançları ve idealleridir. Başaracaklarına olan inançlarıyla kendilerini tutuşturmalarıdır. Eğer sizi de tutuşturan bir idealiniz varsa, başarıya ulaşacağınıza inancınız tam ise asla piliniz bitmemiştir. İçinde bulunduğunuz şartlar, ilerlemiş yaşınız ve sağlık problemleriniz sizi yolunuzdan döndüremez. Pilinizin bittiği konusunda hiç kimse sizin kadar güçlü bir kehanette bulunamaz. Yani siz; pilinizin bittiğini söylüyor ve buna inanıyorsanız, gerçekten piliniz bitmiştir. Yok siz; sizde daha çok iş olduğunu söylüyor ve buna inanıyorsanız, emin olun sizde daha çok iş vardır. Yazara mesaj: yusufyesilkaya@gmail.net www.yusufyesilkaya.com Not: Bu yazı, www.yusufyesilkaya.com , www.dinahlak.com , www.haber46.com ve www.kisiseldunyam.com web sitelerinde eş zamanlı olarak yayınlanmaktadır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126