Şehirlerde her gece iki zıt manzara

Şehirlerde her gece iki manzara yaşanır. Belki iki değil, iki bin manzara yaşanır da, bu iki manzara taban tabana birbirine zıt olduğu için dikkat çekicidir.

Şehirlerde her gece iki zıt manzara

Şehirlerde her gece iki manzara yaşanır. Belki iki değil, iki bin manzara yaşanır da, bu iki manzara taban tabana birbirine zıt olduğu için dikkat çekicidir.

26 Eylül 2011 Pazartesi 09:30
Şehirlerde her gece iki zıt manzara

Benim de dikkatimi çeker, sizin de. Bu manzaraların başrollerinde iki genç vardır. Birinci manzarada fakir-fukara, garip-gurebadan bir genç vardır. İkinci manzarada ise zengin çocuğu şımarık bir genç vardır. Önce birinci manzarayı şöyle bir resmeyleyelim. Her akşam şehrin sokaklarında herkesin gördüğü bir manzaradır bu. Şehrin muhtelif yerlerindeki çöp kutularından ya da çöp konteynerlerinden kağıt, karton, metal, cam şişe ve benzeri atık maddeleri toplayan ve bu topladıkları atık maddeleri iki tekerlekli ve etrafına büyük bir çuval geçirilmiş bir arabaya yükleyerek götüren gençlerin sergilediği manzarayı sizler de görmüşsünüzdür. Bu zor ve yıpratıcı işi yapan gençlerin elbiseleri, elleri, hatta yüzleri kapkara bir görünümdedir. Herhangi bir işi olmayan gariban gençler bu zor ve yıpratıcı işi yapmak zorunda. Bu işten çok da para kazanıldığını tahmin etmiyorum. Fakat, garibanlık ve fukaralık işte. İnsan mecbur kalıyor. Bu gariban kişilerin elleri, elbiseleri kapkara. Ancak yüreklerinin bembeyaz olduklarına inanıyorum. Hırsızlık yapmıyorlar. Arsızlık yapmıyorlar. Ne yapıyorlar, çöp diye atılan maddeleri ekonomiye kazandırıyorlar. Gelelim ikinci manzaraya. Özellikle şehrin lüks ve zengin semtlerinde son model arabalarla son sürat hava atan zengin gençlerinin oluşturduğu ikinci manzarada, şımarıklık, keyif ve eğlence vardır. Bu ikinci manzaradaki gençlerin derdi para değil keyif ve eğlencedir. Bu gençlerin çalışma dertleri olmadığı için sabahtan akşama kadar uyurlar, akşamdan sabaha kadar eğlenirler. Bu gençlerin kıyafetleri ve elleri yüzleri bembeyazdır. Bu gençlerin yüreklerinin rengini tarif etmem imkansız. İşin ilginç yanı bu iki manzarayı oluşturan gençler birbirleriyle bazen aynı noktada buluşmaktalar. Başka bir deyimle yolları bir yerde kesişmektedir. Nasıl mı? İşte benim şahit olduğum bir manzara. Geçen gün otobüs durağında otobüs bekliyordum. Vakit gece 10'u geçmişti. Hayatını çöpten kazanan gençlerden birisini izlemek durumunda kaldım. O saatlerde trafikte çok araç olmadığı için bazı gençler son sürat arabasının gazına basarken, o genç atık maddeleri doldurduğu iki tekerlekli arabasını yolun üzerine koymuş, çöp kutlarını karıştırıyordu. Yanından son model arabalar son sürat geçiyorlardı. Kimi arabalar, atık kağıtların, plastiklerin, pet şişelerle dağ gibi dolduğu o iki tekerlekli arabaya sürterek geçiyordu. Umrunda mıydı o zengin şımarık gencin, bir gariban gencin çöp ile doldurduğu iki tekerlekli bir araba! Belki de küfür de ediyordur zengin çocuğu o şımarık genç! “Bu araba da ne bekliyor böyle yol üstünde” diye kızıp bağırıyorlardır. Onlara göre yol da onların hakkı, tüm zenginlikler de onların hakkı. O gencin Babasını sorsan kolay para kazanan birisidir. Ne bilsin zorluğu, nerden anlasın çöpten para kazananların çilesini! Yukarıdaki manzarada oluşan dram ve trajedi çok kolay gözlemleniyordu. Bir gariban genç birkaç parça çuvalı birbirine ekleyerek oluşturduğu iki tekerlekli çöp toplama arabasına atık kağıt, plastik ve metal parçalarının doldurmanın telaşındayken, diğer genç zevkini, keyfini doruğa çıkarmanın telaşındaydı. O zengin şımarık gencin arabasında tek yaptığı gaz pedalına basmak iken, iki tekerlekli çöp arabasını dolduran ve at gibi çekmek zorunda olan o diğer genç güçlükle yürüyebiliyordu. Zengin çocuğu o şımarık genç gaz pedalına ayak parmaklarının ucuyla hafifçe dokunduğunda bir anda 10 km yol alırken, iki tekerlekli çöp arabasını çekmek zorunda olan genç ayaklarının tüm gücünü kullansa bile 10 m yol alamıyordu. Ah dünya ah! Bu kadar da tezatlık olmaz ki! Bu manzaradan sonra şöyle bir hayal ettim. Şimdi bu iki gençten birisi topladığı bu atık maddeleri bir yere teslim edecek ve oradan bir miktar para alacak. O gencin üstü başı kapkara bir halde, gece boyunca çöpten kağıt, plastik, metal parçası toplayarak çalışması sonucunda aldığı ücretin 20 TL civarında olabileceğini tahmin ediyordum. Ya o diğer genç! Son model arabasına basarak giden o genç, muhtemeldir ki, o gece bir yere eğlenmeye gidiyordu. O genç arabasını lüks bir restoran önüne park ettirdiği park görevlisine işte o garibanın bir gecede kazandığı 20 TL'yi bahşiş olarak verebilirdi. Arkadaşlarıyla yediği yemek bedeli olarak bir gecede 200 TL'yi kolayca harcayabilen o gencin bir gecelik masrafını, o gariban yoksul genç ancak 20 günde kazanabilirdi. Ah dünya ah! Bu kadar da adaletsizlik olmaz ki! Şehirlerde iki zıt manzara kapsamında bu iki manzaraya dikkat çektim. Ancak, elbette daha ne kadar tezat ve büyük dramlar vardır. Onlar da elbette hergün şehirlerde yaşanmaktadır. Neticede işin özü şu:Ah dünya ah! Bir tarafta “bolluk içinde fink atanlar.” Diğer tarafta “çöpten ekmek kazananlar.” Birden aklıma geldi Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK. Ne diyordu Şairimiz: “Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!” Evet, insanoğlunun tarih boyunca alt edemediği ve çözemediği problem işte budur: Gelir dağılımındaki büyük uçurum ve büyük haksızlık. Gelir dağılımındaki bu adaletsizliği ve haksızlığı gideremeyenler neyi çözerse çözsün, neyi gerçekleştirirlerse gerçekleştirsinler her zaman yarım kalır. Ancak, bu maddi sorunu çözerlerse ve manevi olarak da ahlaklı ve edepli bir neslin ihyasına çalışırlarsa işler tamam olur.

Anahtar Kelimeler:
Manzara
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet Sandal 5 yıl önce

Kahramanmaraş'ta yaşamıyorum. Bu nedenle bu duyduklarıma çok üzüldüğümü belirtmeliyim. Bu soruna dikkat çeken Rıza Kardeş ve Huzur Kardeş, her ikinize de Candan Teşekkürler. Umarım Yetkililer bir çözüm bulurlar.

Avatar
Huzur-î Mâhser 5 yıl önce

Dogruyu söylüyor. Sahsen Dogukent'te yaklasik bir Ay kaldim bu sene, evet aynen Genclerin yanindan gidilmiyor. Agizlarinda ki Pis küfürler, edepsizce Konusmalar durumun Vahim oldugunun göstergesidir.

Uzaktan göründügü gibi Masum gözükmüyor Dogukent.. Rabbim islah buyursun... Bu sorun sadece Dogukent'te degil Ülkenin her tarafinda var. Ahlak yerler altinda, sokak ortasin da insan Aileleriyle gezemez oldu nerdeyse.
Ne tarafa gidersen, o tarafda ayni pislik, ayni ahlaksizlik. Avrupa'ya özenen ve AB'ye girmek icin Can atanlar var Basimizda bunuda unutmamak lazim. AB Islam getirmez, Ab ahlaksizligin oldugu bir Yer.
Lakin kendim Yaban ellerinde Yasadigim halde Almanya ve Türkiye'yi kiyasladigim zaman Ahlak bakimin dan vAllahi almanlar bam baska. Anlayamadim Roller mi degisiyor acaba? Neler oluyor? Neden böyle ahlaksizlik cuvaldi?

Canakkaleyi gecemedi hain lainler, ama gel gör ki Namusuzlar cirit atmakda bu zamanda. Gecirtiler bu Cag da Canakkaleyi. Allah sorsun bunlarin hesabini! Amin...

Avatar
Ahmet Sandal 5 yıl önce

Rıza Bey yorumunuzu okuyunca memleketim adına üzüldüm. Demek ki kendini bilmez züppeler her yerde var. Bu züppeler parayı görünce de azıyor, para olmayınca da işte sizin belirttiğiniz gibi şahin arabalarla züppelik yapıyorlar. Allah ıslah etsin. Amin

Avatar
Rıza 5 yıl önce

Hocam doğrudur iki çeşit gençik yaşantısı var.Ancak uzağa gitmeyin Gelin Doğukente bir bakın gençlerin yaşayışına, varaoşların semtinden geldiklerini unutan ,ailesinin yoksul bir köylü olduğunu hatırlamıyan bu çocuklar ellerinde bira şişeleri,
ceblerinde malbora,doğan ve ya şahin araçlarının susturucularını çıkartmış ve gecenin ilerleyen saatlerinde yollarda araçları bağırtarak , naralar atarak sokaklarda dolaşmaktadırlar. Bunların anneleri,babaları peki nerede ?Demekki aileleride köyden geldim şehire şaşırdım birden bire olmuşlar . Zengin ve görgülü çocuğada bakarsan onlarda ne olduma dönmüş,ne olacağı dünyada şimdilik umrunda değil.

Avatar
Ahmet Sandal 5 yıl önce

Sağol Huzur. Gerçekler öyle işte. Selamlar ve saygılar.

Avatar
Huzur-î Mâhser 5 yıl önce

“Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!”

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126