Varlık Nedenini Unutan Kamu Görevlileri Ve Ahlak Sorunu

Kamu görevlileri kamu yararını gerçekleştirmek için vardır. Bu mevzuatın da, ahlakın da bir gereğidir.

Varlık Nedenini Unutan Kamu Görevlileri Ve Ahlak Sorunu

Kamu görevlileri kamu yararını gerçekleştirmek için vardır. Bu mevzuatın da, ahlakın da bir gereğidir.

03 Haziran 2011 Cuma 23:16
Varlık Nedenini Unutan Kamu Görevlileri Ve Ahlak Sorunu

Buna rağmen, uygulamada kamu görevlilerinin kamu yararını ayaklar altına alarak kişisel yararlarını öne çıkardıklarına zaman zaman şahit olmaktayız. Hatta bu durum bazen, öyle bir yaygınlık kazanıyor ki, durum tersine dönüyor ve sanki “kamu görevlisi kişisel yararını gerçekleştirmek için vardır” şekline dönüşebiliyor. Bu durumda ortada büyük sorun vardır. Bu sorunun adını “varlık nedenini unutan kamu görevlileri” şeklinde belirlemek gerekir. Kamu görevlisinin varlık nedenini unuttuğu durumlarda sorun olduğu gibi mahzur da vardır. Bu mahzur ahlak noktasında kendisini göstermektedir. Burada “ahlak” tabirini kullanıyorum. Fakat, kamuda ahlaktan çok “etik” kavramının daha çok kullanıldığına şahit olmaya başladık. Özellikle de Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun 2004 yılında kurulmasından sonra, kamuda bir “etik” kelimesidir gidiyor. Esasında “etik ile ahlak aynı manaya gelmektedir.” Etik ve ahlak arasında ne fark diyenlere de, bir Etik Eğiticisi olarak şaka ile karışık şu cevabı veriyorum: “Bir kamu görevlisine ahlaksız dersen, suratına bir yumruk yiyebilirsin. Ancak ona, bu yaptığın “etik dışıdır” dersen, aynı sertlikte tepki vermez. Belki de hiç tepki vermez, diye cevap veriyorum. Gerçekten de, etik kelimesi ahlak kelimesine göre daha hafif bir kelimedir. Neyse, tekrar konumuza dönelim. Yukarıda, kamu görevlisinin varlık nedeni olan kamu yararını unuttuğu durumlarda ahlakî açıdan mahzur var diye bir tespitte bulunduk. Bu nokta itibariyle, “kamu yararı ile ahlak” arasında yüzde yüz oranında bir bağlantı vardır. Bir kamu görevlisi kamu yararını ihlal ediyorsa aynı zamanda ahlakî ilkeleri de ihlal ediyordur. Bir kamu görevlisi ahlakî ilkeleri ihlal ediyorsa aynı zamanda kamu yararını da ihlal ediyordur. Bu hususlarda örnek vermek gerekirse; 1- Devlet Memurları Kanununa ve Kamu Görevlileri Etik Mevzuatına göre hediye almak yasaktır. Kamu görevlisinin tarafsızlığını, performansını, kararını veya görevini yapmasını etkileyen veya etkileme ihtimali bulunan, ekonomik değeri olan ya da olmayan, doğrudan ya da dolaylı olarak kabul edilen her türlü eşya ve menfaat hediye kapsamındadır. Kamu görevlisine hediye niye verilir? Bir beklenti, bir çıkar sağlama maksadıyla verilir. Kamu gücünü kullanarak birine çıkar sağlamak hem kamu yararına, hem de ahlaka aykırıdır. 2- Kamu Görevlileri Etik Mevzuatına göre kamu görevlileri, kamu bina ve taşıtları ile diğer kamu malları ve kaynaklarını kamusal amaçlar ve hizmet gerekleri dışında kullanamaz ve kullandıramazlar, bunları korur ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri alırlar. Bu mevzuata uygun davrananlar kamu yararını sağlamış olurlar. Kamu mallarını savurgan kullananlar ise kamu yararını çiğnemişlerdir. Birinci durum ahlaka uygun, ikinci durum ise ahlaka aykırıdır. 3- İlgili mevzuat uyarınca, kamu görevlileri, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde; halkın günlük yaşamını kolaylaştırmayı, ihtiyaçlarını en etkin, hızlı ve verimli biçimde karşılamayı, hizmet kalitesini yükseltmeyi, halkın memnuniyetini artırmayı, hizmetten yararlananların ihtiyacına ve hizmetlerin sonucuna odaklı olmayı hedeflerler. Bu mevzuat hükmü hem kamu yararına hem de ahlaka uygun davranışı gösterir. Netice itibariyle, kamu görevlisinin gözünü yalnızca kendi kişisel çıkarlarına diktiği ve asıl maksadını unuttuğu durumlarda, kamu yararı ihlal ediliyor demektir. Bu durumda sorun ve mahzur vardır. Kamu yararını kişisel yarara feda eden kamu görevlisi ahlaksızdır. Asıl varlık nedeni kamu yararı olduğu halde, bunu unutan ve kamu yararını ayaklar altına alan kamu görevlisi ahlaksızdır. Bu yazıda kamu görevlilerinin kamu yararını ihlal ettiği durumlardaki sorun ve mahzurları belirttik. Peki bu büyük sorunun çözümü nasıl olacak? Bu sorunun çözümü ayır bir yazının konusudur. Şimdilik birkaç cümle içinde çözümü gösterelim. Bu sorun ve mahzuru gidermenin tek yolu, kamu görevlilerini ahlak ve vicdan eğitiminde tabi tutmaktır. Ahlak ve vicdan eğitimi de başta kişilere “Allah korkusu aşılamak” ile olur. Bu noktada Milli Şairimiz Mehmet Akif gibi düşündüğümü ifade etmeliyim. Gelin son sözü Şairimize verelim: Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır; Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır. Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfi Yezdân'ın Ne irfanın kalır tesiri katiyen, ne vicdanın.

Anahtar Kelimeler:
YararınıIhlal
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126