Zor Kapı Kolay Açılmaz

Melik Bey, güzel yurdumuzun dört bir yanında otuz sene hâkimlik yaparak insanlara adalet dağıtmış bilge bir hukukçu idi. Emekli olduktan sonra şehir gürültüsünden ve gündelik hayatın yoğunluğundan uzak kalmak için Edremit'in Güre Beldesi'nde bir çi

Zor Kapı Kolay Açılmaz

Melik Bey, güzel yurdumuzun dört bir yanında otuz sene hâkimlik yaparak insanlara adalet dağıtmış bilge bir hukukçu idi. Emekli olduktan sonra şehir gürültüsünden ve gündelik hayatın yoğunluğundan uzak kalmak için Edremit'in Güre Beldesi'nde bir çi

05 Kasım 2008 Çarşamba 21:18
Zor Kapı Kolay Açılmaz
banner203
Güre, sıradan bir seçim değildi. Akçay ve Altınoluk gibi çok tanınmış iki turizm beldesinin ortasında çok fazla bilinmeyen, harika bir coğrafya idi. Çünkü bir yanda masmavi deniz, diğer yanda yemyeşil orman, kaplıcaları ile şifa dağıtan, Kaz Dağları'ndan oksijen depolanan olağanüstü bir güzelliğe sahip beldedir Güre. Melik Bey, tatil için geldiği bu beldeyi çok sevmiş ve buradan önce büyük bir zeytin bahçesi almıştı. Emekli olduktan sonra bahçeyi düzenledi ve biraz daha büyüttü. Kendisine bir malikâne yaptırdı. İşçilere ve tarım araçlarına ayrı ayrı yerler yaptırdı. Bahçenin bir köşesine hayvanlar için ahır inşa ettirdi. Melik Bey, burayı tam bir çiftliğe çevirdi. Çünkü toprağı, tarımı ve hayvanları çok seviyordu. Melik Bey'in iki çocuğundan büyüğü olan Levent, kendisi gibi hukukçu olmayı tercih etmişti. Başkent'te hukuk bürosu açmış ve avukatlık yapıyordu. Kızı Leyla ise tıp doktoru olmuş, başarılı bir cerrah olarak sihirli parmaklarıyla insanlara şifa dağıtıyordu. Melik Bey, ilerlemiş yaşına rağmen yaz mevsimlerinde Güre'den ayrılmıyor çiftliğinden uzaklaşmıyordu. Kışın sert havalarda ise bazen Levent'in bazen de Leyla'nın yanına gidiyor, torunlarını seviyordu. Levent'in iki oğlu olmuş, Leyla'nın ise bir kızı dünyaya gelmişti. Levent'in büyük oğlu Mithat bu sene lise son sınıfa gidecekti. Yaz tatilinde dedesinin yanına çiftliğe geldi. Mithat'ın kafası çok karışıktı. Lise son sınıfta okuduğu için geleceği ile ilgili kararları vermekte zorlanıyordu. Melik Bey, torunundaki problemli durumu fark etmişti. Akşam yemeğinden sonra Mithat'ı yanına aldı ve çiftlik içinde gezintiye çıktılar. Söze Melik Bey başladı: ””Anlat bakalım delikanlı! Nasıl gidiyor işler? ””Bilmiyorum ki dede. ””O zaman neyi bilmediğinden başlayalım. ””Ne istediğimi bilmiyorum. ””Elde ne var? ””Yani? ””Sahip olduğun ve istediğinde sahip olabileceğin neler var? ””Sayısalım güçlü. Sözelde biraz daha zayıf kalıyorum. Deneme sınavlarının sonuçlarına göre iki yıllık bölümleri kazanabilirim ama ben mühendislik istiyorum. ””Melik Bey torununu çiftlik araçlarını koyduğu iki deponun önündeki iki kapının yanına getirdi: ””Bak evlat! Bu depoda çok önemli gereçler yok. Kapının kilidi de çok sağlam değil. Ama diğer depoda çok değerli gereçlerimiz var. Bu nedenle kapının kilidi de çok sağlam. Önemli yerlere giriş kolay olmuyor. Birinci depoya girmen çok zor değil ama ikinci depoya girebilmek için çok uğraşman gerekir. Ve ikinci deponun kapısının anahtarı da bir bende var bir de kâhyada. Mihtat'ın kafası iyice karışmıştı. Melik Bey, Mithat'ın gözlerinin içine bakarak konuşmasını sürdürdü: ””Anladığım kadarıyla, iki yıllık bölümleri kazanabilmek için çok çalışman gerekmiyor. Ama gönlündeki aslana ulaşabilmen için, mühendislik okuyabilmen için çok çalışman gerekiyor. Doğru anlamış mıyım? ””Aynen öyle dedeciğim. ””Ben de bunu anlatmaya çalışıyorum. Zor yerlere kolayca ulaşılabilseydi kıymeti olur muydu sence? ””Olmazdı herhalde. ””Elbette olmazdı evlat. İnsan için çilesini çektiği, bedelini ödediğinin dışında bir kazanç yoktur. Varsa bu kazanç problemlidir. ””iyi ama dedeciğim, benim gibi yüz binlerce genç var. ””Evlat, bu ciddi bir yarıştır. Nefesi güçlü olan koşuyu erken bitirir. Bunun için de çok antrenman lazım. ””Desene dedeciğim, çok çalışmam lazım çoooook. ””Evet, işte bu. Gel artık Zarife Sultan'ı bekletmeyelim. Çay demlenmiştir. ””Peki dedeciğim. Sosyal yaşamda çevremize dikkatle baktığımızda toplumda icra edilen birçok meslek olduğunu ve bu meslekleri uygulayan birçok insan bulunduğunu görürüz. Ama herkesin her mesleği gerçekleştiremediğine tanıklık ederiz. Örneğin birçok insan doktor olmak isteyebilir. Ama tıp fakültelerine herkesi almazlar. Öğretmenlik çok cazip meslek olarak algılanır. Lakin herkes öğretmen olamaz. Bununla birlikte herkes temizlik işçisi de olamaz. Yani herkesin bir yeteneği ve kapasitesi vardır. Kolay yolları izleyerek gerçek başarıya ulaşmayı bekleyenler, ciddi bir hayal kırıklığı ile karşı karşıya gelmektedirler. Gerçek başarıya ulaşmak için bazen stabilize yolları bazen de patikaları aşındırmak gerekebilir. Çalışıp çabalayarak, gayret sarf ederek, alnımızın teri ile ulaşacağımız başarının tatlı yorgunluğu ve bununla birlikte yaşayacağımız mutluluğun tadına doyum olmayacaktır. [B]Yazara mesaj:[/B] yusufyesilkaya@gmail.com www.yusufyesilkaya.com [B]Not:[/B] Bu yazı; www.yusufyesilkaya.com , www.dinahlak.com , www.haber46.com.tr ve www.gelisimbahcesi.com web sitelerinde eş zamanlı olarak yayınlanmaktadır.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126